08 Mart 2009 00:00

benim de sesim var

sınav yarışı öğrenmeyi engeller

Paylaş

İlköğretim ve ortaöğretim okulları bu Cuma yaz tatiline girdi. Okullar tatile girmeden önceki Pazar OKS yapıldı, tatilin başladığı bu Pazar ise ÖSS yapılıyor. Bu sınavlar, Türkiye’de eğitimin dengeleri bozulmuş ve içine gireni bozan halinin ana sorumluları olarak görülebilir.
Giriş sınavlarının aslında ne öğrenme ne de öğrenmenin aracı olan okullar ile anlamlı bir ilişkisi yoktur. Bu sınavlar tümüyle dış öğelerdir. Ancak Deli Dumrul gibi yerine getirdikleri “kapıdan girmek isteyenleri tutma” işlevi ile kısa sürede eğitimin dengelerini bozmayı başarırlar.
Giriş sınavlarının eğitim üzerindeki etkisi, ekolojik dengesi duyarlı ortamlara giren dış öğelerin etkisine benzer. Eğitim de, tıpkı ekolojik dengesi duyarlı doğal ortamlar gibi dışarıdan gelebilecek tehlikelere açıktır. Nasıl dışarıdan gelen bir bakteri, onu dengeleyecek öğeler yoksa, doğal bir ortamda sınırsızca yayılabiliyor ve o ortamı geri dönülmezcesine değiştirebiliyorsa, giriş sınavları da eğitimi kökünden sarsabiliyor.
Sınav ve kurtulmak
12 Eylül Rejimi tarafından yok edilen nice toplumsal sürecin içinde eğitime dadanan dış öğelere direnebilecek güçler de bulunmakta. 12 Eylül Rejimi ülkede toplumu güçlü kılan toplumsal mekanizmaları yok ederken, elbette eğitim sistemine de el atacak ve bu sistemi her türlü direnişten temizleyecekti. Bu kıyım ve yıkım sürecinde eğitim çarpıtıla çarpıtıla tümüyle bir diploma ve diplomalarla edinilecek prestijli bir etikete çıkan bir dershaneye indirgendi.
Bu süreçte iş ve prestij sahibi olmak için gereken tek şey, iyi bir lise ve üniversite diploması ve “üniversite mezunu” etiketi olarak benimsetildiği için bu diplomalara uzanan Sırat Köprüleri olan giriş sınavları aşırı önem kazandı. Bu sınavlar, içerik ve tekniğinden tümüyle bağımsız olarak, tek hedef haline gelince ve her ne yolla olursa olsun atlanması gereken tek engel olarak görülünce mutlaka eğitimin dengesini sarsar ve yok eder. Bu sınavların ve benimsetilen “girince kurtulmak” yanılsamasının karşısında duracak, onu dengeleyebilecek güçler yok edilmiştir.
Üşüşen sinekler
Dünyanın her yerinde bir sınava dayanılarak değerlendirilen okullar, eğitim sistemleri kısa sürede sınavın tek hedef haline gelmesi ile allak bullak olmaktadır. Sınavlar birkaç boyutu ölçen basit ölçme araçlarıdır ve asıl işlevleri iyileştirilmesi veya güçlendirilmesi gereken alanların saptanmasıdır. Giriş ve benzeri sınavlar ise basit ölçme araçları olarak kalmamakta, bir süre sonra dokunulmaz ölçütler haline gelmektedir.
Dokunulmaz duruma gelen sınavlar, çok kısa sürede sınava dayalı ve bu sınavdan beslenen devasa bir sektör oluşmaktadır. Özel şirketler hiçbir zaman okullar gibi titizlikle düzenlenen kamu kurumları olmadıkları ve onları frenleyecek toplumsal güçler yok edildiği için hızla büyümekte ve türlü çeşit oyuna başvurmaktadır. Dahası, birçok özel okul sınavlara dayanılarak pazarlanmakta ve türlü çeşit taktiklerle eğitim pazarından beslenmeye çalışmaktadır.
Günümüz Türkiye’sinde çeşit çeşit sınavlar (ÖSS, OKS veya türevleri, KPDS, KPSS, LES) gibi bir oyuncak gibi oynayan ve topluma hiçbir yararı olmayan devasa bir sektör tıkır tıkır işlemektedir. Dershane ve türevleri, tıpkı birkaç sene içinde bir bedeni, bir bölgeyi, hatta kıtayı baştan başa istila eden yabancı organizmalar gibi ülkeyi baştan başa kaplamıştır. Bu kuruluşlar hiç durmadan tüketen ve üreyen organizmalar gibi üremeyi, yayılmayı, tüketmeyi – onları durduran olmadıkça – hep sürdürecektir.
Şu an var olan sınavlara dayalı işleyiş, her zaman en iyiyi hak eden çocuklar ve gençler için en berbat olanı kaçınılmaz hale getirmektedir. Çocuk Hakları Sözleşmesi, her bireyin gelişim hakkını korumaya alır ve eğitimi gelişme hakkının parçası olarak görür. Giriş sınavları eğitimi yok eder ve bireylerin haklarını ellerinden alır. Dahası, okulları her bireyin isteyerek uçup konduğu, çekici ve besleyici bir kaynak olmaktan çıkarır. Sınavlara endeksli eğitim, üzeri sinekten geçilmeyen koca bir petek bala dönüşür ve yakından bakan herkesi – özellikle de öğrencileri – tiksindirir.
Sınav değil değişim gerek
En iyiyi hak eden çocuklara ve gençlere reva görülen okullar, eğitim sistemi ve sınavlar toplumun çocuklara ve gençlere sırt çevirdiğini göstermektedir. Bu sırt çevirme, yoksullaşan Türkiye’de her yerde çoğalan yoksullara sırt çevirmek gibi pompalanan eğilimlerle, yoksullara kadınlara azınlıklara tersane işçilerine giderek daha sert, daha merhametsiz yaklaşmaya itilen insanların eğilimleri ile örtüşmektedir. Daha doğrusu, var olan baskı, şiddet ve adaletsizlik üzerine kurulu bir işleyişin parçasıdır.Lise, üniversite, kamu personeli ve yeni gündeme getirilen asistan alımı sınavları çocukları gençlerini ve esenliğini düşünen kimsenin kabul edebileceği uygulamalar değildir. Toplum ancak ve ancak çocuklara ve gençlere sırt çevirmediği zaman huzur bulabilir.
Doç. Dr. Serdar M. Değirmencioğlu
ÖNCEKİ HABER

EVRENSEL’den

SONRAKİ HABER

Bursa’da KESK üyeleri, İstanbul bölge mitingine çağrı yaptı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa