EVRENSEL’den

  • Geride bıraktığımız haftanın ve haftaların gündemleri, politika alanında bu yaz pek de tatil yapılmayacağını gösteriyor. Tek tek politikacılar tatil yapabilir ama, genel olarak politika alanı belli ki yaz boyunca sıcak gelişmelere sahne olacak.


    Geride bıraktığımız haftanın ve haftaların gündemleri, politika alanında bu yaz pek de tatil yapılmayacağını gösteriyor. Tek tek politikacılar tatil yapabilir ama, genel olarak politika alanı belli ki yaz boyunca sıcak gelişmelere sahne olacak.
    AKP ve DTP hakkındaki kapatma davaları, TÜSİAD’ın çıkışı, Genelkurmay’ın siyaseti yönlendirme planı olarak gündeme gelen belgeler, bu durumun somut işaretleri.
    Devletin zirvesindeki güçler arasındaki çelişki ve gerilimler şu gerçeği bir kez daha gözler önüne seriyor: Cumhuriyetin başından bugüne kadar çözülmeyen ve biriktirilerek gelen ‘laiklik’, ‘Kürt sorunu’ gibi temel sorunlar, yönetememe sorununu yeniden gündeme getiriyor.
    TÜSİAD başkanı bunu, “Durum böyle devam ederse, 1 yıl sonra Türkiye yönetilemez hale gelir” sözleriyle ifade etti.
    Aslında bakıldığında yönetenler açısından son derece trajik bir durumu ortaya koyan bu tablo, yönetilen halk kesimlerini de doğrudan ilgilendiriyor. Patron örgütleri, iktidar partileri, ‘sivil’ ve ‘askeri’ kesimleriyle yönetenler cephesinin ‘laiklik’, ‘Kürt sorunu’ gibi temel sorunlar konusunda bugüne kadar savundukları çözümsüzlük politikaları, onların kendi aralarındaki tepişmenin de ötesinde, Türkiye’ye; Türkü, Kürdü, Çerkezi, Lazıyla Türkiye emekçi halklarına kaybettirmiştir.
    Bu sorunlar eğer bugüne kadar demokratik bir biçimde çözüme kavuşturulabilseydi, şimdi Türkiye kuşkusuz çok daha başka bir noktada olurdu. Yönetenlerin, bu sorunları çözmek yerine büyüten bir konumda olmaları ise aslında doğrudan bu çözümsüzlüğün bir parçası olduklarını açığa vuruyor.
    Ve bu açmazın bu piyasaları, ekonominin dengelerini de etkileyebilecek bir duruma gelmiş olması, Türkiye’nin en büyük patron örgütünü telaşlandırıyor. ‘Kaptanı’ oldukları geminin uluslararası piyasaların dalgalı sularında bu dengesizlikle rotayı iyice kaybedeceğini görüyorlar ve kendi çıkarlarını uzun dönemde garantiye alacak bir istikrar için çeşitli güçlere çağrı yapıyorlar.
    Peki, bu sorunların mağduru durumundaki geniş halk kesimleri açısından durum nedir? ‘Laiklik’ sorunu üzerinden, din ve inançları sürekli istismar edilen ve kutuplaştırılan, Kürt sorunu üzerinden kamplaştırılan Türk ve Kürt halkı, onların siyasi temsilcileri, patron örgütlerinin ‘geniş tabanlı bir anayasa’ yaparak bu süreci kendi açılarından aşma planı karşısında hangi durumdadırlar? Bu süreci halk kesimleri açısından doğru değerlendirmek açısından hangi adımları atmakta, hangi hazırlıkları yapmaktadırlar?
    Bu soruların yanıtları önümüzdeki dönem açısından son derece elzem hale gelmiştir. Sermaye cephesinin bu yaz tatil değil politika yapacaklarını ilan ettikleri ortaya çıkmışken, emek ve demokrasi güçleri de kuşkusuz benzer bir sorumluluk altındadırlar.
    Önümüzdeki haftaları Evrensel olarak bu gözle de izlemeye devam edeceğiz.
    İyi haftalar!
    www.evrensel.net