KONUM

  • Başbakan Erdoğan’ın önümüzdeki yerel seçimlerde, AKP tarafından özellikle alınmasını istediği kentlerin başında Diyarbakır ve Dersim yer alıyor


    Başbakan Erdoğan’ın önümüzdeki yerel seçimlerde, AKP tarafından özellikle alınmasını istediği kentlerin başında Diyarbakır ve Dersim yer alıyor. Diyarbakır Kürtlerin ulusal demokratik halk mücadelesinin merkezi olması ve Dersim de Alevi-Kürt kimliği ve devrimci mücadele geleneği nedeniyle Erdoğan tarafından hedefe konmuş bulunuyor. Gericiliğin koçbaşı olan AKP, bölgedeki varlığının ancak Diyarbakır ve Dersim’in temsil ettiği değerlerle mücadeleden geçtiğini biliyor ve hesaplarını buna göre yapıyor. Başbakan Erdoğan, Mayıs ayı sonunda Diyarbakır’da açıkladığı GAP Eylem Planı ile halka iş ve yatırım vaat etti. Burada Kürt sorununu “terör sorunu” olarak gören/gösteren Erdoğan, halkın iş, barınma, eğitim, sağlık gibi sorunlarının çözümünün bölgede devlet politikalarını desteklemekten geçtiğini söyledi. AKP ve Erdoğan, GAP Eylem Planı üzerinden bir yandan açlık ve yoksullukla boğuşan halka ulusal demokratik mücadeleye sırt çevirmeyi dayatırken, öte yandan yatırımlar üzerinden burjuva-feodal unsurlarla ilişkilerini ve bunlar üzerinden bölgedeki varlıklarını kalıcılaştırmanın hesaplarını yapmaktadır.
    AKP paketinden Tunceli’nin payına 1400 korucu kadrosu düştü! Yıllardır süren çatışmalar ve yayla yasakları nedeniyle halkın en önemli geçim kaynağı olan hayvancılığa ağır darbeler vurulurken, operasyon ve çatışmalara son verecek adımlar yerine, çözüm adına halk dağlara sürülmek isteniyor. Resmi rakamlara göre işsizliğin yüzde 18 ile ülke ortalamasının yaklaşık iki katı olduğu Tunceli, aynı zamanda bölgede geçici köy korucusu sayısının en az olduğu kent olma özelliği taşıyor. İşsizlik ve yoksullukla boğuşan Dersim halkına, “koruculuğu kabul edin, hayatını kurtarın” deniliyor. Geçtiğimiz günlerde Mazgirt ilçesinin bütün muhtarlarını toplayan askeri erkânın muhtarları koruculuğa ikna etmek için söyledikleri gazetemiz Evrensel’e yansımıştı: Elele verip terörü bitirelim. Biz sizin sorunlarınızı biliyoruz, bunun için sizlere 1000 tane kadro getirdik. Gelin bunlardan yararlanın. Sigortanız olur, maaşınız olur, sonrada emekli olursunuz …
    Yıllardır yaşanan savaş ve çatışmalardan en çok mağdur olan yerlerin başında gelen Tunceli’de koruculuk dayatmasının, halkın mağduriyetini derinleştirmekten başka bir şey getirmeyeceği açıktır. Operasyon ve çatışmalara karşı barış ve demokratik çözümü savunan Dersim halkının “geleceğini kurtarmak” adına savaşın tarafı yapılmak istenmesi, işsizliğin çözülmesinin değil; halkın savunduğu değerlerle hesaplaşmak için yapılmış bir hamledir. Tunceli’ye 1400 korucu kadrosu verildiğinin açıklanmasından sonra gerici basında yer alan “Tunceli’de koruculuk için rekor başvuru”, “Aleviler de koruculuk için başvurdu” gibi haberler, egemenlerin derdinin işsizliği çözmek değil; Dersim’in mücadeleci geleneğinin teslim alınmak olduğunu açık olarak göstermektedir. Bölgede bulunan yaklaşık 60 bin geçici köy korucusunun 5 binden fazlasının gasp, adam kaçırma ve öldürme, tecavüz, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı, köy yakma gibi suçlara karıştığı resmi raporlarda yer almaktadır. Dersim halkına iş sahibi olmak adına gösterilen yol, işte budur!
    Gericiliğin bölgedeki hesaplarını boşa çıkarmak için yapılması gereken koruculuk dayatmasını reddetmek; iş ve onurlu bir yaşam için mücadele etmektir. Dersim halkı koruculuk ve savaş için aktarılan kaynakların hayvancılığın desteklenmesi, et-süt işletmelerinin kurulması için kullanılması talebini yüksek sesle dillendirerek gerici hesapları boşa çıkarmalıdır. Halkın talebi, eline silah verilmesi değil; operasyon ve çatışmaların son bulması, yayla yasaklarının kaldırılması ve muhteşem doğasıyla turizm potansiyelinin kullanıma açılması olmalıdır. Halkın kurtuluşu, gericiliğin savaşı derinleştirecek “çözüm”lerinde değil; iş ve ekmek mücadelesinin barış ve demokrasi mücadelesiyle birleştirilmesinden geçmektedir.
    Çetin Diyar
    www.evrensel.net