Farklılıklarımız, her zaman zenginliğimiz olmuştur

KESK Genel Kurulu, kamu emekçileri hareketine ve yeni dönemin ihtiyaçlarına yönelik ciddi bir açılım sunmak durumunda


KESK Genel Kurulu, kamu emekçileri hareketine ve yeni dönemin ihtiyaçlarına yönelik ciddi bir açılım sunmak durumunda. KESK’in Türkiye’de toplumsal muhalefet içindeki yeri ve misyonu düşünüldüğünde, kongremizin sadece kamu emekçileri hareketi açısından değil daha genel anlamda, emek hareketi için de büyük önem taşıdığının altını çizmek gerekir.
Kamu emekçileri hareketinin, son dönemde en önemli gündemi neoliberal politikaların yol açtığı sonuçlar bağlamında kamusal alanın tasfiyesi meselesi olmuştur. Bu sorun önümüzdeki dönemde de gündemin merkezine oturmaya devam edecek. Sosyal güvenlik sisteminde yapılan son değişiklikler, en son İstihdam Paketi ve benzeri düzenlemeler, bu sürecin önemli basamakları. Emek hareketi bu köklü dönüşüme bugüne kadar yeterli yanıt üretemedi. Bu dönüşümün ilk elden mağduru olan emekçiler cephesinden güçlü bir muhalefeti ortaya çıkartamadık.
Emek güçleri birleşmeli
Aslında, emek aleyhine gelişen bu büyük dönüşüm, sadece kamu emekçilerinin karşı durabileceği bir durum da değil. Tüm emekçilerin ve emek güçlerinin birleşik mücadelesini sağlamamız gerekiyor. Son dönemde birkaç işçi sendikasının grev gündemleri, çiftçi sendikalarının konfederasyonlaşması, SSGSS eylemlerinin verdiği ipuçları ve benzeri gelişmeler, bir çeşit hareketlenme potansiyelini gösteriyor. Ancak bunların hepsi kendi alanlarıyla sınırlı, sadece o alandaki sorunları hedef alan bir içeriğe sahip. Kapitalizm, tüm dünya çapında tek bir gündeme sahip ve bizim Türkiye’de yaşadıklarımız da bu bütünlüklü gündemin Türkiye ayağı. Karşı taraf bu derece bütünlüklü hareket edip emek karşıtı gündemini adım adım harekete geçirirken, bizim cephede herkesin kendi gündemiyle ve gücüyle sınırlı hareket etmesi çözüm üretmiyor. Emekçiler, zaten sınırlı olan haklarını günden güne kaybederken, emek güçleri de hareket zeminlerini sürekli kaybediyor. Bu geriye gidiş ve parçalanma, ancak emek güçlerinin birleşik mücadelesinin sağlanması ile aşılabilir. Bu anlamda emek güçlerinin birleşik mücadelesinin sağlanması görevi, kamu emekçileri hareketinin en önemli gündemidir. Bu alandaki toplumsal güçlerin, kurumların yapıları ve yaklaşımları düşünüldüğünde, KESK’in yaklaşımının ne kadar yaşamsal olduğu da ortaya çıkar. Bugüne kadar KESK olarak yaptığımız girişimler, bu konudaki çeşitli zorlukları ortaya çıkardı. Bu zorlukları da göz önüne alan yeni politik açılımlara ihtiyacımız var. KESK, bu görevi yerine getirebilmek için daha dinamik bir süreç ve ilişki örgütlemek durumunda. Kongrenin bana göre en kritik görevi, bu konuda kararlılık göstermek ve uygun açılımları tartışabilmek.
Demokrasi mücadelesi
KESK’in diğer bir önemli gündemi ise demokrasi mücadelesi tabii ki. Demokrasi mücadelesi, bugün her zamankinden daha karmaşık bir hal almış durumda. Neoliberal politikaların Türkiye’de temsilcisi durumundaki AKP ve onun tümleşikleri eliyle ülkemizde de geliştirilmeye çalışılan son derece bireyci, toplumsal yararı tamamıyla dışlayan, emekçilerin kolektif haklarını görmezden gelen ve sermaye eksenli bir demokrasi anlayışı hakim kılınıyor. Türkiye’de devletin alışılagelmiş demokrasi dışı, son derece baskıcı ve otoriter yaklaşımları nedeniyle yıllardır herhangi bir demokratik açılım gündeme gelmediği için, AKP döneminde ortaya atılan yeni liberal demokrasi açılımları bir çeşit itibar gördü. Her ne kadar AKP’nin demokrasi söylemlerinin altının boş olduğu birer birer ortaya çıksa da, yine de yarattığı kafa karışıklığı halen sürüyor. KESK, bu alanda da, emekçilere dayanan, toplumsal yararı öne çıkaran gerçek bir demokrasi anlayışının sözcüsü olmak durumunda. Kongremiz, bu konuyla ilgili de gerekli açılımları sağlamakla yükümlü.
KESK, Türkiye’de emek hareketinin en önemli dinamiği durumundadır. Yeni oluşacak KESK yönetimi, bu dinamizmi kavrayacak, döneme özgü savrulmaların yarattığı tahribatın önüne geçme yeterliliğine sahip, KESK’i ayakta tutan tüm fikirleri ortak bir potada toparlayarak yeni döneme özgü bir mücadele hattına kanalize edebilecek bir yapıda olmalıdır. Bu ihtiyacın, bizim KESK içindeki günlük dilimizdeki karşılığı geniş tabanlı bir yönetimdir. KESK’in, önümüzdeki dönemde izleyeceği mücadele hattında mümkün olan en geniş bileşenin söz ve karar sahibi olduğu ve aynı zamanda sorumlulukların da paylaşıldığı bir süreç örgütlemesi gerekiyor. Farklılıklarımız, bizim her zaman zenginliğimiz olmuştur. Bu zenginliğin yönetime de yansımasında fayda olduğunu düşünüyorum.
(*) Eğitim Sen Genel Başkanı
Zübeyde Kılıç Öztürk*
www.evrensel.net