göçük mehmet

  • Yürümek iyidir. Ayakgabını ters giymediysen pek de güzel yürürsüy. Hani bizim bullada atasözü gibi bi laf vağdır.


    Yürümek iyidir. Ayakgabını ters giymediysen pek de güzel yürürsüy. Hani bizim bullada atasözü gibi bi laf vağdır. “Gargadan başga guş, Gaca’dan başga yokuş tanımam” diye. Şimdi o hesap, bizim mahalleniy yokuşu da Gaca’dan aşağ galmıya. Kimsele “yürü ya gulum” demese de, gargala ötüya, biz habire yürüyoz, yokuş çıkıyoz.
    Elimde bi gaç öteberi, göya eve gumanya aldım. Dabanım yere basıya emme, dizimiy ağrısına ayak seğrek gidiya. Bindim otobüse. Otobüs zatden bana münhasır, gotünde başında “halk otobüsü” diye yazıya. Sankülüm “ben seniyim” diye cırlaya. Neyse, gapı basamağna hizaya girdim, otobüsden “homur homur” sesle gelmeye başladı. “Otobüs galkdı gidiya” dememe galmadı, bi patırtı bi gürültü. Meğersem, halk otobüsü biletine zam gelmiş. Bi homurtu da benden goptu. Hem de mazotlu ağır vasıta homurtusu, emme neye yarar! Herkes tedariki neyse verip, dayak yemiş çocuk gibi yerli yerince isdiflendi. Ben de hallimce, elimde öteberilerle arka goltuklardan birine sıkışdım.
    Biz halkız, otobüs bizim ya! Homurtu gıyamet gibi! Önümdeki ikiliynen teklide oturanla başladı Hacivat - Garagöz gibi laf yarışdırmaya:
    - Ekmeğen teki yediyüzelli olmuş!
    - Beşliğin üç bin yedi yüz elli.
    - Unun çuvalı gaça olmuş biliyon mu? Elli elli, elli gaymak.
    - Deme ya! Furuncunuy işi de zor.
    - Furuncuyu geç, ekeniy işi zor, ekeniy.
    - Valla, iki dilim ekmek, üsdüne bi sürahi su, günü böğle geçirecez bundan böğle.
    Bi homurtu da cam kenarından kopdu. Elindeki burgulu beyaz lamba gutusunu gösderen ak pak geyimli bi zat gonuşmağa başladı:
    - Ceryana da zam geldi, yüzde yirmi küsur. Bunun böğle olcağnı biliyodum, o yüzden, her ay bi lamba denişdirmeğe başladım. Bu beyaz lambala ta tasarruflu. Asılım esas, garanlıkda gözü yumuk oturmaya aluşdurmalıyız gendimizi. Tasarrufuy faydasını o vakit görürüz, emme evde de olmıya ki! Eccük bi yerinden gımışdasay sakar bi şey oluya. Söğlemesi ayıp; hanım semiz otu bişirmişdi, sen git tencerenin ortasına bas. Aha, bu ayağam.
    Elinde naylon tabüre, beli bükük bi adam ta bindi otobüsümüze. Onuy homurtusu ta bi denişik. Beli bükük emme, lafı dikin dikin:
    - İşin kolayini puldum. Peş lira verdim habuna. İstetuğum yerde kurulub odurayrim. Kıcımın keyfi pende. Fazladan ağurluğu ta yok. O penle, pen onunla. Pakalım, şoyle ucuz pi termos pulusam, çayı da pedavaya kedirecoğum. Zade anam tinim ağlamiş. Pizim kibin emeklu adamin fuzili masraf yapmasu kerekmez. Oyle teğil mi?
    Gülme hakıramalarıynan homurtula birbirine garıştı. Ne ara otobüs galkdı, çarşı içinden geçdi de yokuşlara sardı ağnayamadım. Yanımdaki dürtdü. Bi de bakdım, arka gapıdan iniyom. Otobüs homurdayıp da, ekzos borusunuy üflemesiynen elimdeki öteberi torbası haşırdadı; torbanıy içinde fare var sandım da, öğle toparladım gendimi. Seyrek basarakdan eviy yolunu dutdum. Gargala tepemde ötüşüyaladı.
    Fahri Bozbaş
    www.evrensel.net