Caz’ın deneysel çocuğu

15. Uluslararası Caz Festivali’nin onur konuğu olarak ağırlanan Amerikalı caz piyanisti ve kompozitör Herbie Hancock, 45 yılı aşan sanat hayatı boyunca projelerinde yaptığı deneysel çalışmalarla müzikte yeni çığırlar açtı


15. Uluslararası Caz Festivali’nin onur konuğu olarak ağırlanan Amerikalı caz piyanisti ve kompozitör Herbie Hancock, 45 yılı aşan sanat hayatı boyunca projelerinde yaptığı deneysel çalışmalarla müzikte yeni çığırlar açtı.
15. İstanbul Uluslarası Caz Festivali, yaşayan en büyük caz müzisyenlerinden biri olan Herbie Hancock’u İstanbullu sevenleri ile buluşturdu. Daha önce 1996 ve 2002 yıllarında İstanbul’da iki konser veren ve bu sene İstanbul Caz Festivali’nin onur konuğu olarak ağırlanan Herbie Hancock 2 Temmuz Akşamı Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi’nde dinleyicilerinin karşısına kendisine “En İyi Albüm” ve “En İyi Caz albümü” dalında iki Grammy Ödülü kazandıran, Joni Mitchell şarkılarını yorumladığı “River-The Joni Letters” projesiyle çıktı.
12 Nisan 1940’ta ABD’de dünyaya gelen, müziğe çocukluk çağında klasik müzikle uğraşarak, Mozart ve Bach icralarıyla başlayan Herbie Hancock lise yıllarında caz müziğe yönelerek yarı profesyonel gruplarda çalmaya , fırsat buldukça Donald Byrd’un de aralarında bulunduğu cazcılara eşlik etmeye başladı. 1962’de Herbie Hancock, liderliğini üstlendiği ilk albüm olan Takin’ Off’u piyasaya sundu. Daha sonra bir klasik olarak tanımlanacak parça “Watermelon Man” de bu albümde bulunuyordu. “Watermelon Man” caz dinleyicileri dışındaki geniş bir dinleyici kitlesinin de beğenisini kazandı ve daha önce caz dinlemeyen insanların caz müziğe yönelmesini sağladı. Öyle ki bu şarkının Mongo Santamaria tarafından hazırlanan bir yorumu müzik listelerinde ilk ona girmeyi başardı.
Artık bir caz üstadı olarak görülmeye başlanan ve genç cazcılara elinden geldiğince yardım eden Hancock’un beş sene boyunca içinde bulunacağı, Miles Davis’in önderliğini yaptığı caz beşlisine katılması, onun uluslar arası üne sahip olmasına yol açtı. Miles Davis’in grubu zaman içinde caz-rock tarzında şarkılar üretmeye başlamıştı. Herbie Hancock, bu müzik tarzını benimsedi ve 1968’de Miles Davis’in grubundan ayrıldıktan sonra bu tarzda eserler vermek üzere altı kişilik bir caz topluluğu kurdu. Julian Priester, Buster Williams, Eddi Handerson gibi deneyimli müzisyenlerin içinde bulunduğu topluluk, 1970’lerin başında en etkili caz topluluklarından biri konumuna yükseldi.
Hancock, 1973 yılında mali sıkıntılar nedeniyle topluluğun müzisyen sayısını dörde indirmek zorunda kaldı. Eleman değişiklikleri sonucu ana yapısı değişien caz topluluğu yine caz ile farklı müzik türlerini kaynaştıran şekilde müzik yapmaya devam ediyordu, yalnız yetmişli yılların başından beri hızla gelişen disko müziği bu topluluğu da etkilemişti. Zaten, Hancock’un bu dörtlü ile çıkardığı ilk albüm olan “Head Hunters” disko piyasasında muhteşem bir ilgi gördü ve yüksek satış rakamlarına ulaştı.
Piyanist ilerleyen yıllarda çalışmalarını disko tarzında oluşturdu ancak zaman zaman yaptığı stüdyo kayıtlarıyla caz müzikle ilgisini kaybetmedi. Herbie Hancock, seksenli yılların başlarında dönemin müzik beğenisine cevap vermeye çalışırken caz çalışmalarından daha da uzaklaşmaya başladı ama bu dönemde de asla caz müzikle ilişiğini kesmedi, kendi grubu, Miles Davis’in yerine Freddie Hubbard’ın geldiği Miles Davis’in eski grubu ve Chick Corea ile yaptığı çalışmalarla caz müziğe katkılarını sürdürdü.
Seksenli yıllarda Hancock’un başarılı olduğu bir başka alan da film müzikleriydi.Blow up, Colors, Jo Jo Dancer, Action Jackson, Harlem Nights gibi bir çok filmin müziğini besteleyen Hancok, 1986 yapımı “Round Midnight” filminin müziği ile “En İyi Film Müziği” dalında Oscar ödülüne layık görüldü.
Caz müzikten yola çıkarak, elektronik müziği de göz ardı etmeyerek yeni müzikal açılımlar yaratmış, hip hop ve r&b müziğe büyük yenilikler getirmiş Herbie Hancok hiçbir zaman sadece aşina olduğu biçimde müzik yapmamış, müziğinde her zaman yeni şeyler denemiş, çalışmalarında kendini tekrar etmemeye büyük bir özen göstermiş. Herbie Hancock, caz müziğe olan tutkusunu, caz müziğin serbest formlara imkan tanıması ile açıklıyor. Aslında Hancock’un caz müziğe olan tutkusu ile müzik severlerin Herbie Hancok’a olan tutkusu aynı sebebe dayanıyor; zira Hancock hiçbir zaman elinde bulunan müzik formlarıyla yetinmeyen, müziğini sürekli geliştirmeye çalışan ve bu sebeble müzikte çığır açabilmiş, büyük bir sanatçı… (İstanbul/EVRENSEL)
Uğur Halil Karakullukcu
www.evrensel.net