KUŞATILAN ÇEVREMİZ

  • Yıllardır ormanlarımızı, kıyılarımızı yağmalayan ve yok eden ağır bir saldırı altındayız.


    Yıllardır ormanlarımızı, kıyılarımızı yağmalayan ve yok eden ağır bir saldırı altındayız. Turgut Özal’ın öncülük ettiği “turizme teşvik” adı altındaki bu talan, önce Antalya Belek bölgesindeki doğal ormanlık alanların yatırımcılara turizm amaçlı tahsisi ile başladı. Halkın malı olan bu alanlar, geçmişinde otel müşterisi olmaktan öte turizm ile ilgisi bulunmayan müteahhitlere 49 yıllığına tahsis edilerek yağmalandı. Belek, Sorgun, Aksu, Çamyuva, Kemer bölgeleri doğal ekolojik yapılarını kaybettiler ve halkın kullanımına kapatıldılar. Meslek Odaları, Demokratik Kitle Örgütleri ve yerel inisiyatifler kısıtlı güçleri ölçüsünde yasal yollardan bu talanı engellemeye çalıştılarsa da sonuçta yine sermaye düzeni galip çıktı bu kavgadan.
    Bu bölgelerdeki talan alanları bitince AKP’liler Çeşme’de, Pamucak’ta, Tarsus’ta ve birçok yerde yeni yerler keşfederek buraları da Kültür ve Turizm Bakanlığının tahsis ihaleleri ile yatırımcılara dağıtmaya başladı. Eski uyuyan bakanın başlattığı dağıtıma, halefi eski solcu bakan devam ediyor. . Tahsis edilecek ormanlık alanların büyük bölümünü golf turizmine açacaklar, yani ormanları yok edip en az 100 golf sahası yapacaklar. Eski solcu bakana en iyisi bu golf işini biraz anlatalım;
    Golf, ormanlık arazide oynanmaz. Golf sahası da ormanı yok ederek yapılmaz. Bulursunuz orman dışı bir alan, oraya golf peyzajı uygularsınız, olur biter. Golf sahaları çok miktarda sulama suyu gerektirdiğinden, özellikle yoğun yağış alan yerlerde kurulur. İngiltere’de, Florida sahillerinde kurulu böyle yüzlerce saha vardır. İnanmazsanız Meclis bütçesinden bir gezi düzenleyin, gidin bakın. . Golf sahaları, delik sayısına bağlı olarak değişir ama 18 delikli bir turnuva sahası yaklaşık 1000 dönümdür ve özel çimle kaplıdır. Bu sahanın sulanması için günlük 2500 metreküp, toplam 100 saha için ise günlük 250 bin metreküp sulama suyu gerekir. Ankara’nın günlük su tüketiminin yaklaşık üçte biri veya büyükçe bir kentimizin günlük su ihtiyacının tümü yani. . Bir golf sahasını günde 150 golfçü kullanır, toplam100 sahayı ise 15 bin kişi. Siz yüzbinlerce insanın yaşadığı ve ürettiği bir kentin günlük içme, kullanma ve sanayi suyunu sadece 15 bin golfçüye tahsis edeceksiniz, bunu yapmak için de binlerce hektar ormanlık alanı yok edeceksiniz, peki ne için?Sizi oraya getirenlere diyet borcunuzu ödemek için.
    Bizim devlet adamları aslında pek bir çevrecidirler. Vaktiyle bir bakanımız zehir saçan Gökova termik santralinin bacasını yeşile boyayıp sarmaşık dolama sözü vermişti çevrecilik namına. . Eski solcu bakan da golf sahası yapmayı çevrecilik sanıyor, bizde akıllı çok. . Sonuçta orman da yeşil, golf sahası da;eğer ikisi de yeşilse onun için sorun yok. AKP’lilerin yeşil sevgisine hayran olmakla beraber her iki yeşilin aynı olmadığını bunlara anlatmak gerekiyor. Ormanlık bir alan yok edilip yerine golf sahası yapılırsa, o alanın tüm ekolojik ve doğal dengesi, bitki örtüsü de yok olur. Golf çimi için özel gübre gerekir, çim sulamasından dolayı yeraltı su kaynakları kimyasal kirliliğe maruz kalır. Özetle, yapılan tahribatın telafisi yoktur, o alan artık doğal ormanlık alan değildir, üstelik halkın da değildir.
    AKP iktidarı altı yıldır çıkardığı yasa ve yönetmeliklerle, yağma ve talan mevzuatı ile, ormanlarımızı yerli ve yabancı sermayeye satıyor ve bununla övünüyor. Bunun faturası ortada, geçende Çevre ve Orman Bakanı son 6 yılda 60 bin 873 hektar orman alanını yatırımcılara tahsis ettiklerini açıkladı. Yani eni 20 km., boyu 30 km. olan bir alan, birçok il merkezimizin yüzölçümünden büyük bir alan, ya da 11 tane Belgrad ormanı, artık hangisini düşünürseniz düşünün, talanın boyutu ortada. Üstelik bu rakam bakanın açıkladığı resmi rakamdır, tesbit edilemeyen ve kamuoyundan saklanan orman alanları buna dahil değildir. Ayrıca o bakanın her söylediği de doğru değildir, geçenlerde yazdım, hatırlayın.
    Ne yazık ki AKP’nin talanı bu kadarla kalmayacak gibi görünüyor. Şu sıralar”şezlong yasası” adı altında ortaya attıkları bir yasa taslağı ile yeni imar afları çıkacak, halkın malı yine kapanın elinde kalacak.
    Yine de umudumuzu yitirmiyoruz; kavgamız ve direncimiz, bu ihanet yasalarını çıkaranlardan, kamu malına el koyanlardan hesap sorulsun, bunların kemikleri bile yargılansın diyedir.
    Ertuğrul Ünlütürk
    www.evrensel.net