Hamsici Taraf’ı anlattı

Taraf’tan ayrılan gazeteci Mahmut Hamsici, kuruluşunda bulunduğu gazetenin yayın politikasını eleştirdi.


Taraf’tan ayrılan gazeteci Mahmut Hamsici, kuruluşunda bulunduğu gazetenin yayın politikasını eleştirdi. Ahmet Altan’ın gazeteciliği bilmediğini belirten Hamsici, Taraf’ın AKP’nin yolsuzluğu haberlerine sansür uyguladığını anlattı.
Ekin Bildirgesi adlı internet sitesine konuşan Mahmut Hamsici, gazetenin finansal kaynağı konusundaki tartışmalar hakkında, “o dokunun parçası gibi algılanmaktan” duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. “İstediğiniz kadar “profesyonel” davranmaya çalışın ve kafa emekçisi olduğunuzun bilincinde olun, rahatsız oluyorsunuz” diyen Hamsici, şöyle devam etti: “Açıkçası gazetenin “organik olarak” Fethullah Gülen hareketi veya Soros grubu destekli olduğuna dair somut bir ilişki gözlemedim. Yalnız Gülen hareketine yakın emniyetçilerden gazeteye bilgi sızdığını, bu kesimlerden Yeni Şafak, Zaman gibi gazetelere gönderilen belgelerin “son derece kritik belgeler” olduğunda Taraf’a “paslandığını”, hareketin gazetenin maddi açıdan zorda olduğu bir dönemde reklam verdiğini biliyorum. Zaten doğrudan bir ilişki olup olmaması bence hiçbir şeyi değiştirmiyor, neye hizmet ettiğine baktığınızda zaten her şey ortaya çıkıyor. Burada ılımlı İslamcı çizginin önünü açan, ABD ve AB’ye sevda duyan, bölgemizdeki “renkli devrimlere” özenen bir liberal yayın anlayışı var.”
Basında çalışanların genelde maruz kaldığı patronların sigorta ve maaş konusundaki oyunlarının Taraf’ta da yaşandığını belirten Hamsici, çalışanların çoğuna anlaştıkları ücretin verilmediğini ifade etti.
Gazete içindeki ortamı ise şöyle anlattı: “Mahmut Hamsici: Taraf’ta çalışan gazetecinin arasında medya ortamındaki muhalifliklerini koruyan az sayıda insanın da var olması sebebiyle yazı işleri toplantılarında genel yayın yönetmeni ile servis sorumluları arasında sürekli gerilim oluyordu. Genelde gazeteye AKP’ye destek verir konuma düşmesi ve sürekli Ergenekon davası ve Genelkurmay ile ilgili belge yayımlanması nedeniyle eleştiriler yöneltiliyordu, ki bu başta olmak üzere yönetimle yaşanan gerilimlerin sonu benim de içinde bulunduğum bir grup gazetecinin daha fazla dayanamayıp istifa etmesiyle sonuçlandı. Ahmet Altan ise kendisini “başka alanlardan güzel haberler getirin onları da yayımlayalım” diyerek savunuyordu ancak muhabirlerin özel haber yapması için olanaklar sağlanmıyordu. Büroda masa başında haber üretmeleri isteniyordu her şeyden önce.
Ayrıca farklı konulardaki iddialı özel haberleri önemsemiyorlardı. Bunun üzerine bir süre sonra muhabirler de farklı alanlara yönelmekten vazgeçiyordu. Bir örnek vermek gerekirse Ergenekon davası ve Genelkurmay ile ilgili birçok haberi yayımlanmış bir muhabir arkadaş, bir AKP’li belediyede yapılan yolsuzlukla ilgili özel bir haberi gazeteye getirmiş ve bir türlü yayımlanmayınca bu tür bir haberi bir daha hazırlamamıştı. Deniz Gezmiş yazısı tartışması ise açıkçası tam benim istifa ettiğim döneme rastlıyor.”
“Taraf gazetesi toplumsal muhalefetin kafasını karıştırdığı için belli kesimlerden büyük tepki topluyor” diyen Hamsici, gazetenin “sol liberalizmin tüm politik zaaflarını teşhir etmek açısından emek güçlerine büyük bir fırsat sunduğunu” savundu. Hamsici şöyle konuştu: “Sol liberalizmin AKP yandaşlığı, dinci gericilik olgusunu kabullenmemesi, demokratikleşmenin Türkiye’nin iç aktörleriyle değil ABD ve AB yakasından geleceğine inancı, elitizmi, işçi düşmanlığı, sol düşmanlığı… bunların hepsini Taraf’ın hem sayfalarında hem de çalışma düzeninde bulmak mümkün.”
Radikal’den işten atıldıktan sonra işe iade davasını kazanması konusunda da konuşan Hamsici, “Davayı kazanmış olmamız 41 gazetecinin Radikal’den haksız sebeplerle işten atıldığını kanıtladı” dedi. Doğan grubu açısından bakıldığında medyada çalışan gazeteciler için “kötü örnek” olduklarını belirten Hamsici, “Bundan sonra işçi kıyımı mekanizmalarını işletenlerin daha “yaratıcı olmaları”, mevcut hukuki yapıya uygun yeni bahane kılıfları aramaları gerekiyor” dedi. (MEDYA SERVİSİ)
www.evrensel.net