Fındık yolculuğu başladı

Diyarbakır Garı’nda toplanan Kürt işçiler, sefalet koşullarında çalışacakları fındık bahçelerine doğru yola çıktı


Fındık toplamak için Diyarbakır Tren Garı’nda toplanan yüzlerce mevsimlik işçi, ırkçı saldırılardan dolayı ‘öldürülme’ kaygısı taşıdıklarını, ancak ekonomik zorluklardan dolayı gitmek zorunda kaldıklarını söylüyor.
Bölgede 20 yıldır devam eden çatışmalı ortamda köyleri boşaltılarak Diyarbakır’a yerleşen binlerce aile, kuraklıkla beraber iyice artan işsizlik nedeniyle mevsimlik işlerde çalışmak için yine yollara düştü. İşsizlik ve ekonomik sıkıntılardan dolayı Ordu, Adapazarı ve Bolu gibi Batı illerine göç eden Kürt aileler, sigortasız ve ucuz iş gücüyle çalıştırılmakla beraber her türlü ırkçı saldırı ve kötü yaşam koşullarıyla karşı karşıya kalıyor.
14 saat çalışıyoruz ayda bir kere yıkanıyoruz
Diyarbakır Tren Garı’ndan çocuklarıyla birlikte yola düşen Kürt işçilerin yaşamı yollarda ve gittikleri yerlerde drama dönüşüyor. Okulların tatile girmesiyle 7 çocuğuyla birlikte Adapazarı’na gitmek için tren garına gelen Remziye Umutlu, gidecekleri yerde iş bulamama korkusuyla erzaklarını da beraberinde götürdüklerini belirtti. Umutlu, gittikleri yerlerde şehir merkezinden kilometrelerce uzaklıktaki ormanlarda çadır kurmalarına izin verildiğine dikkat çekti. Umutlu, elektrik, su, banyo ve tuvaleti olmadığı için çocuklarının sürekli hastalandığını dile getirerek, “Yoksulluktan olmasaydı hiç gider miydik, günde 14 saat çalışmamıza rağmen ayda bir kez ancak banyo yapabilme şansımız oluyor. Su yok, tuvalet yok, işçiler bulaşıcı hastalığa yakalanıyor” dedi. Ailece göç yollarına düşmek zorunda kaldıklarını söyleyen 75 yaşındaki İsmet Kara ise kaderlerini elciler ve toprak sahiplerinin belirlediğini ifade etti. Kara, bölge milletvekillerinin tarım işçilerinin sorunlarına el atmalarını istediklerini söyleyerek şunları dile getirdi: “Bizi fındık işlerine götüren işçi elcileri ile toprak sahipleri yevmiyeyi kendileri belirliyor. Yani bizim hak talep etme hakkımız yok. Gittiğimiz yerde kölelerden hiçbir farkımız yok. Yaşım 75, her an ölebilirim ama yoksulluktan kendi toprağımdan kilometrelerce uzaklıkta çalışmak için göç yollarına düşüyorum. Bunun adı adaletsizlik değil de nedir?” Kürtlerin aç bırakılarak sömürülmelerine izin verilmemesini isteyen Kara, “Sosyal güvence ve sağlıksız iş ortamların düzeltilmesi için bölge milletvekillerinin daha duyarlı olmalarını istiyoruz” dedi.
Köpek Meydanı hakareti
Sakarya’da fındık işçilerinin toplandığı alana ‘Köpek Meydanı’ ismi konulduğunu ifade eden Mehmet Özkaya ise, “Bu da işçilere en büyük hakarettir. Onların işçiliğini yapmamıza rağmen köle muamelesi yapılıyor. Ayrıca birkaç yıldır Sakarya ve Ordu’da tarım işçilerinin çadırlarını basıyorlar. Geçen yıl birkaç kişiyi öldürdüler. Bu yıl da öldürülme korkusu olmasına rağmen mecburen gidiyoruz” dedi.(Diyarbakır/DİHA)

Binici: Tarım işçilerinin emeğine sahip çıkacağız
Meclis Tarım Komisyonu Üyesi DTP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Binici ise tarım politikaları konusunda bölgeler arasında ayrımcılık yapıldığını, işçilerin sorunlarına ilişkin hazırladıkları raporu Tarım Bakanlığı’na ileteceklerini söyledi. Binici, “Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin ve Şırnak’tan gelen tarım işlerinin çalışmalarını kader olgusundan çıkartacağız. Niye İstanbul, İzmir ve Konya’dan insanlar göç yollarına düşmüyor? Bu adaletsizliğe karşı mücadele vereceğiz. Bunun bir devlet politikası olduğunu her zaman söylüyoruz ve söylemeye devam edeceğiz. Sosyal güvencesi olmayan işçiler, her yıl kamyon kasalarında tarlaya götürülürken yaşamlarını yitiriyorlar. Halkımız bunu iyi bilmelidir, onların emeğini kimsenin peşkeş çekmesine artık izin vermeyeceğiz” şeklinde konuştu.
Ferhat Aslan
www.evrensel.net