EMEK DÜNYASI

  • Nihayet Kafkasya fayı kırılarak harekete geçti.Görünüşte Gürcistan’la Rusya çatışıyor.


    Nihayet Kafkasya fayı kırılarak harekete geçti.
    Görünüşte Gürcistan’la Rusya çatışıyor. Ama aslında ABD ve NATO, Rusya ile, bölgedeki haklarla çatışıyor. Gürcistan’ın Soros beslemesi yöneticileri sadece, çaresiz kalmış bir savaş taşeronu!
    Soros’un dolarlarıyla hazırlanan Gül Devrimi’yle iktidara gelen Gürcistan Devlet Başkanı Saakaşvili, iktidara getirilmiş olmasının diyetini ödemek için NATO’ya girmek istedi. Ama, NATO Gürcistan’ı NATO’ya almadı. NATO’nun koşulu ilginçti: Gürcistan önce kendi içindeki etnik sorunu çözmeliydi! Çünkü onlar, “etnik sorun ülkeleri NATO’ya almaz”larmış! Sanki Türkiye, İspanya, hatta İngiltere, Belçika, Fransa gibi ve başka pek çok NATO ülkesinde “etnik sorun” yokmuş gibi.
    Açıktır ki, en azından son 15 yıldan beri, ABD başta olmak üzere batılı ülkeler, Gürcistan’ı bir üs olarak tahkim etmekteydiler..
    Ancak bu süre içinde, Kafkasya’daki çoğu İslam olan Osetya, İnguşya, Çeçenya, Aphazya, Alan,... halkları ABD ve batılıların Kafkasya’ya müdahalelerinden hoşnutsuzdurlar ve son çatışmayla birlikte bu halklar ABD ve batılı emperyalistlere karşı açıkça tutum almışlardır.
    Evet görünüşte, Rusya ve Gürcistan savaşa tutuşmuştur ve bu savaşta Gürcistan’nın bir şansı görülmemektedir. Ancak Gürcistan’ın Soroscuları iktidara gelirken halka vaat ettikleri refah ve özgürlükler yerine yoksulluk, işsizlik, baskı ve şiddeti artırmaya, muhalefeti de her yolla sindirmeye girişmişlerdir. Ve bütün zorba yönetimler gibi, Saakaşvili yönetiminin; halkı teskin etmek için ona milliyetçilik ve şovenizmden başka verecek bir şey bulamamışlardır. Bu nedenledir ki, Saakaşvili, Güney Osetya’yı ilhak etmeyi “kolay yol” (ya da başka çaresi kalmadığı için) olarak seçmiştir.
    ABD ve NATO’nun Gürcistan’a ilgisi kuşkusuz ki, 1-) Kafkasya ve ön Asya’daki enerji kaynaklarının denetimi için bir batı üssü olarak kullanmak, 2-) Rusya’nın güneyden ve İran’nın da kuzeyden kuşatılmasında önemli bir bölge olmasındandır. Hıristiyan ve tarihsel bağlar bakımından batıyla en kolay yanaşacak ülke olarak Gürcistan NATO’ya girmek için Kafkasya’daki en avantajlı ülkeydi. Öte yandan Azerbaycan ve Türkistan petrolünün batıya geçiş hattı da (Bakü-Ceyhan boru hattı) Ermenistan yerine Gürcistan’dan geçirilerek, Gürcistan’ın batı için önemi artırılmıştır. Ancak bütün bu “önemlere” karşın ABD’nin bölgeye yerleşmedeki gecikmeleri ve dahası Irak, İran ve Orta Asya ülkelerinde büyük sorunlarla karşılaşması Gürcistan’ın hesaplarını da şaşırtmış; Saakaşvili daha çok da başka çıkar yol bulamadığından Güney Osetya’yı işgal etmeye girişmiştir.
    Finlandiya’nın basını ve politikacıları için yukarıdaki değerlendirme yeterli olabilirdi. Ama; Türkiye’nin aydınları ve demokrasi güçleri için burada kalınırsa gerçeğin en önemli yanı gözlerden saklanmış olur. Çünkü, batı ve NATO müdahalesi denildiğinde en başta iki ülkeden söz edilmiş olur. Bunlardan birincisi ABD, ikincisi ise Türkiye’dir. Çünkü Türkiye Gürcistan yönetimine en çok maddi destek (ABD 40, Türkiye 45 milyon dolarlık hibe askeri yardım yapmıştır) veren ülkedir. Dahası, Gürcistan ordusu Türkiye tarafından eğitilip donatılmaktadır. Bu amaçla pek çok TSK mensubu askeri personel Gürcistan’da bulunmaktadır. Ayrıca Türkiye Gürcistan’ın en önemli komşusudur ve her bakmadan Gürcistan’a desteği stratejik önemdedir. Bu yüzden de Kafkasya’da Rusya, Gürcistan’la savaşırken bir yandan da (gerçekte) ABD ve Türkiye ile savaşmaktadır.
    Türkiye’yi yönetenler savaşta Gürcistan’a destek vermeyi ve Kafkasya’daki Müslüman halklarla ters düşmeyi, ABD stratejisine bağlanmış olmakla değil; Bakü-Ceyhan boru hattının Gürcistan’dan geçmesi ve Türkiye’ni enerji ihtiyacı için bu hattın önemine bağlayacaklardır; öyle de yapmaktadırlar. Ama sonuçta bu boru hattının yapılmasının da ABD-Rusya çatışmasının bir uzantısı olmasını gizleyerek. Ama kerameti kendilerinden menkul Türkiye’nin egemenleri tersini iddia ederler. ABD’nin de Türkiye’nin çıkarlarını savunmak için Rusya’ya karşı durduğunu, Gürcistan’ın Rusya’ya ve Kafkas halklarına karşı savaşırken “Türkiye’nin çıkarları için savaştığı”nı propaganda edeceklerdir.
    Kuşkusuz Rusya da son çatmada Gürcistan’ın aciz ve çaresiz Soroscu yönetiminin zaaflarını kullanarak, bölgedeki egemenliğini pekiştiren girişimler yapacaktır bunu şimdiden görmek gerekir. Ama burada bölgedeki barışı asıl tehdit eden ABD ve batılı ülkelerin Kafkasya’daki çıkarları uğruna giriştikleri askeri, diplomatik ve ekonomik müdahalelerdir. Bölge halkları son birkaç gün içinde bu müdahalelere karşı çıkarak, bölgenin sorunlarının bölge ülkelerinin kendi aralarında çözüldüğü bir biçimi savunmaya yönelmişlerdir. En azından yakın gelecek için bu talep gerçekçi ve anti emperyalist karakterli bir talep olarak önemli görünmektedir.
    İhsan Çaralan
    www.evrensel.net