Fotoğraf: Evrensel

Ermeni köyü Vakıflı’da ‘Kültürel Haklar’ tartışıldı

Hatay’daki Ermeni köyü olan Vakıflı’da Meryem Ana Yortusu şenlikleri kapsamında düzenlenen ‘Kültürel Haklar’ konulu panelde Türkiye’deki siyasal gelişmeler ve kültürlerin yaşadığı sorunlar masaya yatırıldı.


Hatay’daki Ermeni köyü olan Vakıflı’da Meryem Ana Yortusu şenlikleri kapsamında düzenlenen ‘Kültürel Haklar’ konulu panelde Türkiye’deki siyasal gelişmeler ve kültürlerin yaşadığı sorunlar masaya yatırıldı.
İstanbul Anadolu Kültür Derneği ve Vakıflı Köyü Kalkındırma ve Dayanışma Derneği’nin ortak organizasyonuyla Türkiye’nin tek Ermeni köyü olan Vakıflı Köyü’nde düzenlenen ve Meryem Ana Yortusu’na denk gelen şenlikler kapsamında “Kültürel Haklar” konulu panel düzenlendi. Panele Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Etyen Mahcupyan, Galatasaray Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Öğretim üyesi Füsun Üstel ve Radikal Gazetesi yazarı Oral Çalışlar, konuşmacı olarak katıldı. Panele Hatay Vali Yardımcısı Ömer Bedrettin Sağsöz, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, siyasi çevrelerden ve köy halkından yoğun katıldı. Panelde ilk olarak konuşan Üstel, “Benim için Vakıflı çok önemli bir yere sahiptir. Yaklaşık 6 yıldır bir araştırma yapıyoruz” dedi. Üstel, şunları söyledi: “Bilgiyi biriktirdikten sonra bir düzenleme yaptık. Burada iki kriter çıktı. İstanbul ve Anadolu kriterleri. Her Ermeni kendi hayatını içinde yaşar. İstanbulluluk ve Anadoluluk ayırımı vardı. Bunun içinde Ermenice bilen ve bilmeyen çıktı. Diasporaya nasıl bakıldığı araştırmasını yaptık. 6 yıl içinde yaptığımız araştırmada Türkiye Ermeni toplumu giderek dinamikleşen bir toplumdur. Hrant’ı kaybetmek bir kırılma noktası yarattı. Özellikle gençlerin kimliklerini koruduklarını ve bunu kapalı tutmadıklarını gözlemliyoruz. Çok iyi eğitim görmüş ve daha araştırmacı bir genç potansiyele sahipler. Bu sadece Türkiye Ermenileri için değil Türk, Kürt ve Alevi gençleri olumlu yönde etkileyeceğini düşünüyoruz.”
Gençleri dinamik gördüğünü belirten Etyen Mahcupyan “Buraya gelmemizin en önemli anlamı kendimizi daha iyi görmemizdir. Yani bir hacca gitmek ve arınmak gibi bir şey. Ermeni cemaatine herkes bir müze olarak bakıyor. Bizden bir şeyler alıp gidiyorlar. Fakat bize ne verdiklerini bilemiyorum” diye konuştu. Yapılması gerekenin cemaatin geleceğine yönelik yönetimin gençlere bırakılması olduğunu kaydeden Mahçupyan, “Bir adım daha gidersek bu sadece Ermeni cemaatinin sorunu değil Türkiye’nin sorunudur” dedi.
Hrant simge oldu
Sadece Ermenileri değil, Kürtleri ve Alevileri de fark etmeye başladıklarını ifade eden Oral Çalışlar ise şöyle konuştu: “1980’den sonra yeni bir şey daha çıktı birlikte yaşayan kültürler çok sert bir şekilde ortaya çıktı. Önce Kürtler sonra Aleviler biz Aleviyiz demeye başladılar. Ve yıllarca Alevi derneği kuramadılar. İslamcılar da aynı durumda, yıllardır sola karşı kullanılan İslam örgütleri de ortaya çıktı ve biz de özgürlük istiyoruz dediler. En son Ermeniler ortaya Hrant’la çıktılar. Bu devrimcileşmenin en önemli önderi ve simgesi Hrant’tı.
“Hrant’ın cenazesinde ağlayan yüz binler yeni bir dönemin açıldığını hissettiler” diyen Çalışlar, “Biz yeni bir Türkiye’yi yaşarken Vakıflı burada önemli bir kıymet olarak duruyor. Daha tarihle hesaplaşacak çok şey olduğunu düşünüyorum” diye konuştu. (Hatay/DİHA)
www.evrensel.net