Tersaneyi işçilerden dinlemek lazım!

Anlatılanları, hükümetin efelenmelerini değil’ bizi dinleyin diyen tersane işçilerinin sesine kulak verdik. Kocaeli’den trenle Tuzla tersanelerine giden işçilerle son yaşanan kazaların sebeplerini ve müfettişlerin yaptıkları denetlemeleri konuştuk.


Anlatılanları, hükümetin efelenmelerini değil’ bizi dinleyin diyen tersane işçilerinin sesine kulak verdik. Kocaeli’den trenle Tuzla tersanelerine giden işçilerle son yaşanan kazaların sebeplerini ve müfettişlerin yaptıkları denetlemeleri konuştuk.
Sonuç: Tuzla tersanelerinde gerçekleşen ölümlere rağmen tersanelerde önlemler alınmıyor, işçilerin sağlığı ve can güvenliği önemsenmemeye devam ediliyor. Meclis Araştırma Komisyonunun raporunda dahi “asıl işlerde taşeronlaştırmanın iş kazalarına yol açtığı” belirtilmesine rağmen taşeron sistemi, işçilerin “taşeronunun taşeronu” olarak tanımladıkları taşeron çalışma asıl işverenler tarafından tercih edilmeye devam ediliyor.
Tuzla tersanelerinde çalışan başka bir tersane işçisi Sancar Gürol ise iş kazalarının taşeron sisteminden kaynaklandığını belirterek “işler götürü alınıyor. Belli bir tarihe kadar yetişmek zorunda. Ustabaşılar sürekli işçiyi sıkıştırıyor, acele ettiriyor. Ne yapacağımızı şaşırıyoruz bazen” dedi. Gürol tulum, ayakkabı, maske gibi en temel iş güvenlik malzemelerinin dahi verilmediğini vurguladı: “Tulumu, ayakkabıyı, maskeyi kendimiz alıyoruz. Daha yeni tulum ve ayakkabı aldım; 45 YTL verdim. İtiraz edince de işten atmakla tehdit ediyorlar, canın isterse diyorlar. Bir de baret var, baret var; maske var maske var. Ben taşlama yapıyorum. Maskeler çok kötü. Kullanılmıyor ki... Malzemesinden yemeğine kadar her şey sağlıksız tersanelerde.”
Tersanelerde denetlemeler yapan müfettişlerin, işçi sağlığı ve iş güvenliği sorumlularının sorunlarının çözümünde yetersiz kaldığını belirten tersane işçisi Şenol Akyıl “müfettişler gelince sigortaların asgari ücretten yatırıldığını söylüyoruz. Müfettişler bir şey yapamayız diyorlar. Madem öyle neden geliyorlar fabrikaya. Bir şey yapamayız demek için mi?” diyerek tepki gösterdi.
Ölümü beklemek
Cevdet Yiğit ise çarpıcı bir ifadeyle başlıyor söze. Yiğit, işçilerin ölümü beklermiş gibi bir ruh halinde olduğunu belirtiyor. Can güvenliğinin olmadığını belirten Yiğit “kablolar, halatlar eski. Her taraftan kablolar geçiyor, hep yamalı kablolar. Son ölen işçilerden birisi eski makinelerden dolayı öldü. Olay yeri inceleme ekipleri gelmeden eski makineleri kaldırıp yenilerini koydular. Kum torbası yerine insan kullandılar. İşçilere kum torbası kadar değer vermiyorlar” diyor.
Yiğit tersane sahiplerinin milletvekilleriyle bağlantılı olduğunu ifade ederek şunları söylüyor: “Kimisi zaten milletvekili. Hepsi bir bağlantı kurmuş. Sendika istemiyorlar. Sendika da zaten yanlış yapıyor. İşçileri doğru düzgün örgütlemeden grev diyor. ” (Kocaeli/EVRENSEL)
www.evrensel.net