LİMAN ARKASI

  • Eski mahalle arkadaşım İsmail’e rast geldim geçen gün caddede. Sıcaktan, gömleğinin üstten üç düğmesini açmış; sportmen fiziğiyle, karşımda dimdik durdu.- Bu şoför yanığı değil, yine yüzme yarışlarına mı hazırlandın? dedim


    Eski mahalle arkadaşım İsmail’e rast geldim geçen gün caddede. Sıcaktan, gömleğinin üstten üç düğmesini açmış; sportmen fiziğiyle, karşımda dimdik durdu.
    - Bu şoför yanığı değil, yine yüzme yarışlarına mı hazırlandın? dedim.
    - Evet, 100 ve 400 metre yarışlarına katıldım, ikisinde de birinci oldum, dedi.
    Mahallemiz deniz kenarında olduğundan; Denizcilik ve Kabotaj Bayramı etkinliklerine katılmak için büyüklerimizden öğrendiğimiz kadarıyla, her yaz yüzme yarışı ekibi kurar, antrenman yapardık. Hayri kurbağalamada yarışırdı. Cemalettin sırtüstü, İsmail 100 ve 400 metre serbest yüzerdi. Ben de kelebek ve uzun mesafeli yarışlara katılırdım.
    Muavinliğinden sonra, dolmuş şoförü olan İsmail; gençlik yıllarındaki yüzücü olmak hevesini, 50’li yaşında, yazdan yaza da olsa yaşamaktan mutlu olduğunu söyledi. Dolmuşta direksiyon sallamanın da kendisi için bir antrenman olduğunu savunan İsmail,
    - Bu yüzme dalında, kimse bize kol kanat germedi. Kendi imkanlarımızla bir şeyler yaptık. Şimdiki gençler daha zor durumda. Düşün; 30 yaş farkla 30 metre fark atıyorum, dedi.
    İsmail, yüzme ekibimizin en disiplinli elemanıydı. Dolmuşu sıra beklerken, dörtlü koltukta elbiselerini çıkarır, denizde antrenmanını yapardı. Bu çalışması bile ona, ülke çapında değişik yarışlara katılıp, ödül alma şansı yaratmıştı.
    Üç tarafı denizle çevrili Anadolu’da, güzel bir Karadeniz kenti olan Zonguldak; yüzme dalında, uluslararası derece yapmış bir sporcu çıkaramadı. Bundan sonra da çıkarabilir mi, bilemeyiz! Bunun için altyapı şart. Yani, en azından bir kapalı yüzme havuzu olmalı! Bu da her kent için gerekli. Gerçi, Zonguldak’ta kapalı değil ama yazdan yaza faaliyet gösteren açık yüzme havuzları var fakat onlar da; sporcuların yararlanması amacıyla değil, çevresinde düğün ve eğlence düzenlenen ticari amaçlı işletmeler.
    Havanın iyi olduğu günler fırsat buldukça ben de denize gidiyorum. Denize gitmediğim zaman bazen akşam serinliğinde stadyumda hafif kültür-fizik yapıyorum. Onlarca genç de; değişik renk tişörtler sırtlarında, sahanın çevresinde tempolu koşu yapıyorlar. Tişörtlerinin arkasında “......Spor Akademisine Hazırlık Kursu” diye yazıyor. İlköğretim ve lise öğrenim yıllarında, bir spor dalında aktif çalışma yapmamış çoğu genç, üniversitelerin spor bölümlerine girmek için kısa dönemli sıkı çalışma yapıyor. Spor alanında bilimsel eğitim almak için gençler, rast gele bir döngünün içinde hareket ediyor!
    2008 Pekin Olimpiyat Oyunları’nda, alınan madalyaların azlığı nedeniyle Başbakan Erdoğan bir açıklama yaparak, başarısızlığın nedenleri üzerinde durulacağını söyledi. Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı (ZOKEV), 15-17 Kasım 2007 tarihleri arasında “Zonguldak’ta Spor Bienali” düzenlemiş, ülkenin dört bir yanından gelen spor insanları, sporu her yönüyle ele alarak, işlevine uygun bir biçime dönüşmesi için düşüncelerini açıklamıştı. Sporu tümüyle yok sayan eğitim sisteminin hızla değiştirilmesinin gereği, tüm katılımcıların ortak talebi olarak öne çıktığı bienalde; Beden Eğitimi derslerinin ilköğretimden başlayarak, üniversiteye kadar uzanan eğitim süreci boyunca ciddi bir biçimde ele alınması, öğrencilerin bedensel gelişimini sağlayacak ve yeni sporcuları ortaya çıkaracak şekilde yeniden yapılandırılması istenmişti.
    “Sporun yaygınlaştırılması ve toplumsallaştırılması için başta yerel yönetimler olmak üzere ilgili tüm birimler, yeni spor alanları ve tesisler açmalı, var olan tesislerden herkesin ücretsiz bir biçimde yararlanabilmesi için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır” vurgusunun öne çıktığı bienal sonuç bildirgesi; spor konusunda ülkede yaşanılanlara çözüm üretmek için ışık tutacak niteliktedir.
    Fahri Bozbaş
    www.evrensel.net