İZLENİM

  • Evrensel Kültür Merkezi bu yıl yine çok yönlü gençlik kamplarından birini düzenledi. Kamp bu kez İzmir Ürkmez’deydi ve iki dönem olarak gerçekleşti


    Evrensel Kültür Merkezi bu yıl yine çok yönlü gençlik kamplarından birini düzenledi. Kamp bu kez İzmir Ürkmez’deydi ve iki dönem olarak gerçekleşti. İlk dönem başta İstanbul olmak üzere Marmara bölgesi ağırlıklıydı. İkincisi ise daha karmaydı ve İzmir, Ankara, Dersim, Kayseri, Adana-Mersin ağırlıklı katılımı sağlamıştı. Ancak iki dönemli kampı oluşturan ülkenin hemen istisnasız her ilinden gelen gençlerdi.
    Kampta yaş ortalaması, geçen yıllarla karşılaştırıldığında, oldukça düşüktü ve ilk kez liseli gençler kampa damgalarını vurdular. İşçi ve üniversiteli gençler yok değillerdi, ancak özellikle ilk dönem kamp katılımının yüzde 80’ine yakınını liseliler sağladılar. Bunun, günümüz Türkiye’sinin aynası olduğunu söylemek abartı olmayacaktır. 2008 boyunca, gerek ÖSS işkencesini hedefleyen “Hayat Üç Saatlik Sınava Sığmaz” kampanyalarıyla gerek 1 ve 6 Mayıs eylemlerine katılımları ve gerekse ‘68 dönemini konu alan Hatırla Sevgili dizisi ve çok sayıda il ve ilçede düzenlenen dizi oyuncularının katıldığı sohbet toplantılarına gösterdikleri ilgiyle liseli gençlik belirgin bir arayış ve hareketlilik içinde olduğunu ortaya koymuştu. Kampa da daha çok liseli ve dershaneli gençlerin ilgi göstermesinde şaşılacak şey yoktu: Kuşkusuz bugünü ve geleceği ciddi tartışmalara neden olan sorun yumağı halindeki ülkelerinin bir bileşenini oluşturan kendilerine ve kendi sorunlarıyla geleceklerine en ileriden ilgi gösterenler, bir araya toplanma çağrısına kayıtsız kalmayacaklardı. Kampta da, bir arada eğlenmenin yanında en fazla kendilerinin ve ülkelerinin sorunlarını ve çözümlerini tartıştılar.
    Ama hepsinden önemlisi, belki büyük çoğunluğu henüz çalışma yaşamına atılmamış olan ve anne-babalarının gözünde gözetilmeleri gereken “çocuklar”ın bütün bir kampı yönetmeleriydi. Öyle bir yönetim ki, çoğu liseli olan gençler, oluşturdukları gruplarla hem kamp işleyişinin kurallarını belirleyip uygulanmak üzere kararlar aldılar, hem de bu kararların doğrudan uygulayıcıları oldular. Kampı yönetmek üzere tuttukları yol, örneğin parlamenter sistemin karar alıcılarla, yürütücülerin farklı, hele bunlarla yönetilenlerin tamamen farklı olduğu işleyişinin tam karşıtıydı. Kararları alanlar, aynı zamanda bu kararları yürütenlerdi. Daha da önemlisi, pasif yönetilenleri yoktu kampın. Gençler yöneten-yönetilen karşıtlığını aşmış bir kamp yönetimini gerçekleştirebileceklerini daha ilk gündem göstermeyi başardılar. Bununla bulaşık yıkamak gibi “pis” bir iş bile katlanılır şey olmaktan çıkıp zevk aracı haline gelebildi, şarkı, türkü ve sloganlarla yapılabilir oldu. Güvenlik nöbetleri gibi, askerlik yapan her genci bıktırıp isyan ettiren bir iş bile, birlikte tartışma ve sohbetlerin yapıldığı ve çoğu kez nöbetçinin nöbet saatlerini aşarak sürdürdüğü zevk konusu bir iş olabildi.
    Bir başka aşılan toplumsal karşıtlıksa kadın-erkek karşıtlığıydı. Kampta erkek birinci, kız ikinci sınıf katılımcı olmadı. Karar alıp yürütmede ve tüm uygulamalarda kızlar erkeklerle eşit sorumluluk sahibiydiler ve uygulamada birbirlerinden farkları yoktu.
    Aynı şey, Dersim, Diyarbakır, Batman, Antep, Malatya illeri ağırlıklı Kürt gençleriyle Batı illerinden gelen gençlerin, ülkenin Kürt sorunu üzerinden bölünmesi dayatmasına doğrudan bir yanıt olmak üzere kaynaşması açısından da geçerlidir. Kampta Türk-Kürt karşıtlığı öylesine ileri düzeyde aşıldı ki, özellikle orta Anadolu’dan gelen şoven milliyetçilikten etkilenmiş gençlerle Kürt gençleri etle kemik olabildiler.
    Kendi sorun ve ihtiyaçlarından hareket ederek tartışma ve panel konularını belirleyenler de gençlerdi. Paneller de yapılmadı değil, ama gençler, asıl olarak, ‘68 dönemini hatırlatırcasına forumlar düzenlediler. Gençlerin doğrudan kendi sorunları ve çözümlerini tartıştıkları liseli ve üniversiteli gençlik forumları bunların başlıcalarıydı. Ama atölye çalışmaları da bu yaklaşımla gerçekleştirildi. Fotoğraf, müzik, gazete-televizyon atölyeleri örneğin, kuşkusuz daha fazla deneyli ve bilgili olanların yönlendirici katkılarıyla, ancak tamamen kolektif karar alma ve uygulama süreçleri işletilerek deneyli-deneysiz tüm katılımcı gençlerin doğrudan sorumluluk almalarıyla çalıştı. Gazete-Televizyon atölyesi örneğin, çok sayıda haberci ve kameramanın “medya dünyası”na katılmasını şimdiden gerçekleştirdi. Günde en az yarım saat yayın yapan ve konu seçimi, çekimi ve montajıyla bütünüyle bu atölye tarafından kotarılan, geceleri tüm kampı bir araya toplayan Kamp TV’nin başarılı performansıysa hayranlık uyandırıcıydı. Politika-felsefe atölyesinde hem tartışma konuları gençler tarafından belirlendi, hem de atölye yalnızca dinleyici olmayan gençlerin karşılıklı tartışmalarıyla yürüdü.
    Kampa ağırlığını koyan liseli gençliğe dönerek nokta koymak gerekirse, liselilerin, bu kamptan, önümüzdeki dönemde ne yapıp nasıl davranacakları konusunda kafaları net olarak ayrıldıklarını güvenle söylemek bir gerçeği belirtmek olacak. Kampa ağırlığını koyan liselilerin, arayış, tartışma ve hareketlilikleriyle, bu ağırlık koymayı, hem kendi gündemleri hem de ülke gündemi bakımından sürdürmeye talip oldukları, kampın da ortaya koyduğu temel bir veri olarak görünüyor.
    Mustafa Yalçıner
    www.evrensel.net