ARA SIRA

  • Uzun zamandır televizyonlarda bir telefon şirketinin reklamı var. Farklı meslek grupları arasında çöpçatanlık yapıyor; buna sağlıkçılar da dahil. Reklam yayınlandığından beri telefon şirketleri ile Sağlık Bakanlığı arasında ortaklık olduğunu düşünüyorum.


    Uzun zamandır televizyonlarda bir telefon şirketinin reklamı var. Farklı meslek grupları arasında çöpçatanlık yapıyor; buna sağlıkçılar da dahil. Reklam yayınlandığından beri telefon şirketleri ile Sağlık Bakanlığı arasında ortaklık olduğunu düşünüyorum.
    Niye mi?
    Sağlık işkolunda çalışanlar iyi bilirler; çok çeşitli sözleşmeli ve güvencesiz çalıştırma biçimlerinin en yaygın olduğu işkolu 4/B, 4/C, 4924, vekil. Hiçbiri için tayin, yer değiştirme hakkı yok. İster eş durumundan, ister hastalıktan ya da başka önemli bir mazeretten. Nerede işe başlamışlarsa orada emekliliklerini bekleyecekler. Henüz emeklilik örneği görülmedi, çünkü hepsi genç nüfus ve bu durumda 55-60 yaşına kadar aynı il, ilçe, belde veya köyde ve aynı hastane veya sağlık ocağında çalışmaya devam edecekler.
    Evli olanlar için eşlerin ikisinin de sözleşmeli olması, eşlerden birinin zorunlu hizmette olması vb. durumlarda da fark etmiyor. Biri Van’da diğeri Edirne’de çalışmaya devam ediyor. Bu durumda çocukları varsa ağır yük kadına kalıyor. Çocukları ile baş başa, eşinden ayrı, yılda sayılı buluşmalar; dayanacaklar telefona.
    Tabii sevgilisi olanlar için de aynı durum geçerli; görüşmeler yıllık olunca sürekli telefonlaşma kaçınılmaz oluyor.
    Sözleşmeliler sadece sağlıkta değil, tüm kamu alanında mevcut. Yanı başındaki 657 4/A’lı tayin oluyor, 657 4/B’li çakılmış, hiçbir koşulda kıpırdayamıyor. Kamudaki sözleşmelilerin sayıları 100 binlere ulaşmış durumda. Hasret gidermek görerek olmayınca, ellerden telefon düşmez oluyor. Bedava olmadığını bilseler de çaresiz konuşacaklar.
    Bu durumda sormadan edemiyorum; ortaklık mı var? Ortaklık yoksa, evli olanları aynı yerde buluşturmazlar mıydı? Yoksa kadınlar evine mi?!!
    Toplu görüşme sürecinde sözleşmelilerin gözü kulağı parada değil, kadro ve tayin hakkı tanınmasında. Başbakan, tüm kamu emekçileri arasında yıllar içinde eşitliğin sağlanacağını söylüyor. Kastedilen eşitliğin, düşük ücretle, iş güvencesiz ve sözleşmeli statüde çalıştırma olacağını söylemek için kahin olmak gerekmiyor; yıllardır yapılan uygulamalar bunun kanıtı.
    Sözleşmeli-sözleşmesiz, vekil-memur demeden bir araya geldiğimizde, örgütlendiğimizde, birbirimizin sorunlarına sahip çıktığımızda ve bize dayatılan parçalanmışlığa karşı durduğumuzda, istediğimiz koşullarda eşitliği sağlamamız mümkün olacaktır.
    (*) SES MYK Üyesi
    Şükran Doğan*
    www.evrensel.net