KONUM

  • Bugün Dünya Barış Günü! Dün, Türkiye Barış Meclisi öncülüğünde Diyarbakır, İstanbul ve Adana başta olmak üzere ülkenin birçok kentinde yapılan eylemlerde...


    Bugün Dünya Barış Günü! Dün, Türkiye Barış Meclisi öncülüğünde Diyarbakır, İstanbul ve Adana başta olmak üzere ülkenin birçok kentinde yapılan eylemlerde, silahların susması ve Kürt sorununun barışçıl demokratik çözümü talepleri dile getirildi. 1 Eylül, bu sene aynı zamanda Müslümanların kutsal ayı Ramazan’ın da ilk günü. AKP Hükümeti, Ramazan’a; devir teslim törenlerinde ve Zafer Bayramı kutlamalarında askeriye ile uyumunu artırmış olmanın mutluluğuyla giriyor. Bu mutluluk tablosunun arkasında, Ortadoğu ve Kafkasya’da ABD işbirlikçiliği, Kürt sorununda savaşçı politikalar ile ekonomik alanda halka dayatılan açlık ve yoksulluk bulunuyor…
    25 yıllık savaş ve çatışmalar nedeniyle 40 binden fazla Kürt ve Türk yaşamını yitirdi. Aydınlatılmayı bekleyen binlerce kayıp ve “faili meçhul” cinayet yaşandı. Zorunlu göç nedeniyle 4 bine yakın yerleşim birimi boşaltıldı, 3 milyon Kürt topraklarından sürüldü. Bu politikaların ekonomik maliyeti konusunda ise 200 ile 380 milyar dolar arasında rakamlar telaffuz ediliyor. AKP Hükümeti’nin son bir yılında sınır içinde ve ötesinde yoğunlaşan hava ve kara operasyonlarıyla ölümler hızla artmakta ve savaşın ekonomik faturası kabarmaktadır. Sadece ocak ayında yapılan hava harekâtının bir günlük maliyetinin, 70 milyon insanın bir günlük ekmek ihtiyacından fazla olduğu hesaplanmıştı. Çıkardığı tezkere ile bu operasyonların önünü açan AKP Hükümeti, emekçilere açlık koşullarında bile yaşamayı çok görmektedir. Diyanet, 2008 fitre (bir kişinin günlük gıda ihtiyacı) fiyatını 6 YTL (bu dört kişilik bir ailenin sadece gıda ihtiyacının 720 YTL olmasına tekabül etmektedir) belirlemişken, hükümet 4 kişilik bir ailenin açlık sınırının 255 YTL olduğunu iddia ederek, emekçilere karşı ne kadar Müslüman olduğunu göstermiştir!
    Uygulanan ekonomik politikalar nedeniyle cumhuriyet rejimi boyunca işsizlik ve yoksulluktan kurtulamayan Bölge’de, çatışmalı süreçle birlikte ölüm ve açlık adeta kader haline getirilmiştir. Diyarbakır’da yapılan yoksulluk araştırmalarında, çalışabilir nüfusun yüzde 60’ının işsiz olduğu, nüfusun yüzde 36.6’sının aylık gelirinin hükümetin 255 YTL olarak belirlediği açlık sınırının bile altında olduğu ve yine nüfusun yüzde 45’inin oturulabilecek bir konuta sahip olmadığı belirlenmiştir. Ramazan ayının gelmesiyle birlikte AKP’li bakan ve vekiller sanki bu karanlık tabloda hiç rolleri yokmuşçasına Bölge ziyaretlerine başladılar. Yine dinci gerici dernek ve tarikatlar Ramazan çadır ve yardımları için hazırlıklarını yapıyor. AKP ve yandaşı dernekler bir ay boyunca dağıtacakları üç tas yemek, 3-5 koli gıda karşılığında halka kendilerini desteklemelerini vaaz edecek; İslamiyetin barış dini olduğundan, bütün Müslümanların kardeş olduğundan, Kürt sorununun Müslümanlar arasında nifak ekmek isteyen güçler tarafından çıkarıldığından dem vuracaklar. Bugün Diyarbakır’ın yoksul mahalle ve semtlerindeki ailelerin yüzde 29.1’i yardımlarla yaşamlarını sürdürmekte ve bu yardımların üçte ikisini düzensiz yardımlar oluşturmaktadır. AKP Hükümeti ve yandaşları, halkın yoksulluğunu sömürmekte, ianeci yaklaşımlarıyla yoksul halkı kendilerine mahkûm etmeye çalışmaktadır. Bu konuda samimiyetin ölçüsü, hiçbir koşula bağlamadan ihtiyaç sahiplerine devlet tarafından gıda, kira, eğitim, sağlık gibi alanlarda düzenli yardımların sağlanmasıdır. Oysa AKP Hükümeti, “Beni destekle, yardımı al” tutumunu sürdürmektedir.
    Bugün AKP’nin emperyalizm işbirlikçisi gerici politikalarına karşı mücadele; Kürt sorununun barış ve kardeşlik içinde çözülmesi, Türkiye’nin komşularıyla dostluk içinde ilişkiler geliştirmesi, herkesin insanca yaşayabileceği demokratik bir ülke isteyen her inanç ve milliyetten işçi ve emekçilerin görevidir. Ramazan ayında kardeşlik, barış, eşitlik söylemleri eşliğinde yaşanan çelişkiler, bu mücadelenin geliştirilmesi olanaklarını artırmaktadır.
    Çetin Diyar
    www.evrensel.net