ÖZGÜRCE

  • Okullar açılıyor ve milyonlarca öğrenci ile birlikte yüz binlerce öğretmen de içinde bulundukları tüm zorluklarla birlikte ders başı yapıyor


    Okullar açılıyor ve milyonlarca öğrenci ile birlikte yüz binlerce öğretmen de içinde bulundukları tüm zorluklarla birlikte ders başı yapıyor. Kuşkusuz öğretmenlik, üzerine en çok methiyeler düzülen mesleklerin başında gelir. Ama hiçbir zaman öğretmenler o övgünün, methiyelerin karşılığını alamazlar. O nedenle öğretmenlik en sorunlu mesleklerin de başında gelir. Bunun nedeni, öğretmenlik mesleğinin sadece geçim sağlamak, yani “ekmek parası” kazanmak için yapılacak bir iş olmamasıdır. Öğretmen, ekmek parasının yanında kendisine emanet edilen öğrencilerin geleceğinden de sorumluluk duyar. Bu nedenle sadece geçim derdi değil eğitim sistemindeki çarpıklıklar da onu doğrudan etkiler.
    Son yıllarda öğretmenler geleneksel sorunlarının ötesinde sorunlarla karşı karşıya gelmektedir. Bunun başında işsizlik gelir elbette. Artık öğretmenler için en önemli tehdit işsizliktir. Ama bir iş bulmak ve öğretmenlik yapabilmek ayrıcalığını elde etmek, sorunları ortadan kaldırmaz. Zira, öğretmen artık güvencesizdir. İster özel bir okulda ya da dershanede, isterse devlet okulunda çalışıyor olsun, öğretmenin iş güvencesi yoktur. Yeniden işsiz kalması, patronunun ya da okul idarecisinin iki dudağının arasındadır.
    İş güvencesinin, ücret güvencesinin olmaması, öğretmenlik mesleğinin işlevini de değiştirmeye başlamıştır. Artık öğretmen, sadece öğrencisinin eğitim ve öğretiminden sorumlu olmak yanında “performansını” yükseltmek ve işini korumak adına patronu ya da okul idarecisinin vereceği çok farklı işleri yapmaya da zorlanmaktadır. Bunun en açık örneklerinden biri özel eğitim kurumlarında giderek yaygınlaşan tanıtım ve pazarlama faaliyetidir. Öğretmenler artık, esas işlerinin yanında bir pazarlamacı gibi potansiyel öğrenci velilerine (müşterilerine) okul ya da dershanenin (ticarethanenin) reklamını yapıp pazarlamaya çalışmaktadır.
    Çalıştığı okula (ticarethaneye) öğrenci (müşteri) çekmek için pazarlamacılık yapan bir öğretmenin sınıf içindeki eğitim-öğretim faaliyetini yürütürken de daha farklı bir anlayış içinde olması beklenemez. Dolayısıyla öğretmen, öğrenciyi (müşteriyi) kaçırmamak için onun memnuniyetini ön planda tutacaktır. İşletme literatüründe “müşteri memnuniyeti” olarak ifade edilen ve esas olarak “müşteriyi kazıklama” anlayışına dayanan bu yaklaşımın eğitim ve öğretim için uygulanması ile ortaya çıkacak sonuçlar son derece vahimdir. Özellikle SBS, ÖSS gibi sınavlarda okul başarısının da önemli bir etken haline getirilmesi, bu vahameti daha da artırmaktadır. Zira, müşterisini memnun etmek isteyen öğretmen, öğrencinin gerçek başarısına bakmadan yüksek not vermekte, bu da özellikle devlet okullarında okuyan öğrencilere yönelik büyük bir haksızlığa neden olmaktadır.
    Öğretmenlerin mesleklerinin gereğini yerine getirmeleri sadece öğretmenlik mesleğinin itibarı için değil, eğitim sisteminin toplumsal işlevinin yerine getirilmesi bakımından da son derece önemlidir. Bu nedenle eğitimin özelleştirilmesi, ticarileştirilmesi ve öğretmenliğin esnekleşmesine karşı vakit geçirilmeden mücadeleye girişilmesi gerekir. Oysa, öğretmenlik mesleği ve eğitim sistemindeki tüm olumsuz gelişmeler karşısında bırakın diğer emek örgütlerini, eğitim alanında örgütlü sendikaların dahi ciddi bir müdahalesi bulunmamaktadır.
    Özgür Müftüoğlu
    www.evrensel.net