Zehirlendikleriyle kaldılar

Uşak Eşme ilçesinde 2006 yılı Haziranında 1500 kişinin Kışladağ Altın Madeninde meydana gelen kazadan sonra siyanürle zehirlenmesi ile ilgili açılan dava sonuçlandı.


Uşak Eşme ilçesinde 2006 yılı Haziranında 1500 kişinin Kışladağ Altın Madeninde meydana gelen kazadan sonra siyanürle zehirlenmesi ile ilgili açılan dava sonuçlandı. Eşme Asliye Hukuk Mahkemesi, zehirlenme olaylarının ardından yapılan tahlillerde kanlarında limit değerlerden 30-40 kat fazla siyanür çıkan 4 kişi tarafından açılan davayı, “toprak ve su numunelerinde ARSENİK bulunamadığı” gibi komik olmaktan öte anlamlar taşıyan bir bilirkişi raporuna dayanarak reddetti. Siyanür zehirlenmesi ile ilgili yapılan bir şikayet, toprakta-suda arsenik aranmak suretiyle herhalde bundan daha iyi bir şekilde “geçiştirilemezdi”… Olan, Haziran 2006’da Eşme hastanelerini, özel doktor muayenehanelerini ve sağlıkla ilgili tüm kuruluşları ağzına kadar dolduran Eşmelilere oldu. Zehirlendikleri ile kaldılar!..
Oysa Haziran 2006 yılında Eşme’de meydana gelen olayın hemen ardından gelişen olaylarla durumun bu noktaya geleceği belli olmuştu. Eşme’de 1500’e yakın insanı sağlık kuruluşlarına başvurmak durumunda bırakan zehirlenme olayları, ilk olarak resmi yetkililer tarafından “içme suyuna kanalizasyon karışması” gibi basit bir nedene bağlandı. Zehirlenenler arasında bir hafta 15 gündür Eşme’ye gitmemiş, dolayısıyla Eşme’nin suyunu içmemiş civar köylerden kişilerin bulunması ise bu açıklamayı baştan çürütüyordu.
Kaymakamlık engeli
Aydınlı köyünden Mahmut Kulalı ve Eşmeli iki vatandaş, zehirlenmelerin ardındaki gerçeğin ortaya çıkması için Eşmeli iki kişi ile birlikte İzmir’deki özel bir laboratuvara başvurmuştu. Kulalı, EGEÇEP’e başvurarak zehirlenmenin ardında altın madenindeki patlamaların olabileceği şüphesini dile getirmiş ve bu iddianın araştırılmasını istemişti. Başvuru sonrasında EGEÇEP İzmir Tabip Odası Temsilcisi Dr. Oya Otyıldız, Kimya Mühendisleri Odasından Prof. Dr. Gürel Nişli, Kimya Mühendisleri Odası Ege Bölge Şube Başkanı Ertuğrul Barka’nın bulunduğu bir heyeti Eşme’ye durumu araştırması için göndermişti. Heyette basından sadece gazetemiz Evrensel yer alırken, heyete Eşme’de Uşak Tabip Odası Başkanı Dr. Zafer Aydın da katıldı. Heyetin, Eşme Devlet Hastanesi başhekiminin sağladığı ekipman ve hemşire desteği ile zehirlenen gönüllülerden almaya başladığı kan örneklerine bir süre sonra Eşme Kaymakamlığının görevlendirdiği polis güçleri tarafından el konuldu. Kaymakamlık, valiliğin emri olduğu, kan alma olayının kanuna aykırılık taşıdığı gerekçelerini gösterdi. Heyetin ısrarlarına, TTB’nin merkezi düzeydeki girişimlerine rağmen el konulan kanlar iade edilmedi. Heyet bunun üzerine eski SHP Milletvekili Ural Köklü’nün girişimleri ile birkaç gönüllüden daha -ama kaymakamlığın haberi olmayacak şekilde- kan alarak bunları kanda siyanür oranına bakan tek akridite laboratuvar olan Ankara’daki özel bir laboratuvara gönderdi. Olayın ertesinde Uşak Valisi Kayhan Kavas’ın, olayı “hurafelerle doldurulmuş bir iki tıp doktorunun yaptığı bir iş” olarak küçümsemesi, heyetteki Dr. Oya Otyıldız tarafından hakaret davasına konu edildi. Valilik, ilerleyen haftalarda el koyduğu kanlarda yaptığı incelemeleri kamuoyuna açıkladı: Siyanür zehirlenmesi iddia edilerek alınan kanlarda “arseniğe rastlanmamış”tı!..
Arsenik yokmuş
Eşme Asliye Hukuk Mahkemesinin kararına gerekçe yaptığı bilirkişi raporu da tam bu noktada valiliğin açıklaması ile örtüşüyor: “Kanlarda arsenik yoktur!” Dava avukatlarından Mehmet Horuş, son üç duruşmada bilirkişi incelemesi talep ettikleri için davanın uzadığını belirterek, mahkemenin bilirkişi istemleri ile birlikte davayı da reddettiğini dile getirdi. Mahkemenin ret gerekçesinde zehirlenmelerin yaşandığı günlerde Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturmada yapılan bilirkişi incelemesini ve burada verilen takipsizlik kararını dayanak aldığını aktaran Horuş, “Dava süresince defalarca belirttiğimiz gibi, Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturma sırasında yapılan bilirkişi incelemesi bir çevre mühendisi ve bir inşaat mühendisi tarafından yapıldı. Bu incelemeler sırasında sadece toprak ve su numunelerinde ‘arsenik’ aranarak insanların siyanürden zehirlenmediği belirtildi. Bu raporun bizim davamızla uzaktan yakından ilgisi yok” dedi. (İzmir/EVRENSEL)
Özer Akdemir
www.evrensel.net