ayrımcının daniskası

AKP’lilerin başındaki zat, bir süre önce şöyle demişti: “Bana muhtar olamazsın dediler, Başbakan oldum.” Evet, kağıt üzerinde, 12 Eylül yasalarına göre “Başbakan” sayılabilir.


AKP’lilerin başındaki zat, bir süre önce şöyle demişti: “Bana muhtar olamazsın dediler, Başbakan oldum.” Evet, kağıt üzerinde, 12 Eylül yasalarına göre “Başbakan” sayılabilir. Ama “Gerçek Başbakan”lar bir bölüm halkın değil, tüm halkın Başbakanıdırlar. Bu arada yabancı sülükler,toppraklarımızı/kıyılarımızı/madenlerimizi/fabrikalarımızı vb. beleşe kapatmak için sana gülücükler atarlar, ama ciddi konularda seni önemsemezler. Çünkü tüm saygın ülkelerde Başbakanlar “Devlet Adamı”dırlar, yani ülkesini ve yarınını düşünen adamlar…
AKP'lilerin Başbakanı, televizyonlardaki ıvır-zıvır dizileri seyreden garibanların hoşuna gidecek bir biçimde, “Banal, Kabadayı ağzı” kullanarak her geçen gün “Devlet Adamı” çizgisine ulaşma şansını yitirmektedir. “Ananı al da git” , “Beğenmiyorsan çek git” , “Ben çevrecinin daniskasıyım” vb. lâfları söylemekte…
Yılda 500 kilo kömür, biraz fasulye/pirinç/şeker/çaya tav olan, “Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez” diyerek oylarını satanların, “Domuzdan bir kıl koparsak kârdır” diyenlerin, bırakın kendilerini, çocuklarının bile geleceğini düşünmeyenlerin hoşuna gitmektedir böyle sözler… Onu örnek alan adamları da, benzer ağızlarla konuşmayı marifet saymaktadırlar. Örneğin geçenlerde bir bakan, memurlara istedikleri zammı veremeyeceklerini söyleyip, “Valla yok, olsa dükkan sizin” diyebilmektedir. Ya AKP’nin gözdesi İ.Melih Gökçek?.. O da aynı dili kullanıyor…
Geçenlerde, “Çevrecinin daniskası” olmakla övünen AKP’nin Başı, “Ayrımcının Daniskası” olduğunu açık açık itiraf etti: “DSİ baraj yapacak, sana verecek, onunla hava atacaksın…” dedi İzmir Belediye Başkanı’na…
Düşünün, İzmir’de milyonlarca kişi su sorunuyla savaşıyor ve AKP’nin başındaki zat, insan sağlığını önemsemeden konuyu “Hava atma”yla bağdaştırıyor. Onun bakanı Bay Veysel Eroğlu da “Belediye Başkanı, ‘Yapamıyoruz, Beceremiyoruz’ desin, biz yapalım” diyor.
Ve İzmir Büyük Şehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu hemen yanıt veriyor belgeleriyle: “Anladım ki Sayın Başbakan’ın, İzmir Büyük Şehir Belediyesi’nin projesini ve kaynağını hazırladığı Çamlı, Bostanlı ve Değirmendere barajlarından haberi yok. Anladım ki Sayın Başbakan, bu üç baraj projemizin Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından gerekli onayların bir türlü verilmemesi nedeniyle başlayamadığını bilmiyor. Yine anladım ki Sayın Başbakan, Gördes Barajı’ndan İzmir’e su taşıyarak isale hattı ve arıtmasının uygulama projesini DSİ kaynak ayırmadığı için bizim yaptırmakta olduğumuzu da duymamış. Bu çok üzücü.”
Bostanlı ve Değirmendere barajları için arazi tahsisi vermiyor Bakanlık. Ne yani, bazıları gibi kaçak inşaat yapıp, yasaları çiğneyecek miydi, A. Kocaoğlu? Ya Çamlı Barajı?.. Ona da Bakanlık ÇED raporu vermiyor… Ve sonunda DSİ yetkilileri bombayı patlatıyor: “İzmir'in içime suyunun yeterli olduğu ve yeni baraja gerek bulunmadığı…”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, “DSİ bize baraj yapsın,” demiyor ki. Sadece “İzin verilsin,” diyor. İzin de Ankara’dan çıkıyor.
“Hava atma” konusuna dönersek… Havayı kimler atar? Örneğin doğalgazcılara, devlete borcunu ödemeyip, kenti parklarla/bahçelerle donatanlar atar… Örneğin, garibanlardan oy almak için, Türkiye Kömür İşletmeleri’nden kömür alıp (Hala parasının ödenmediği söyleniyor) dağıtanlar hava atar… Örneğin lağım sularının karıştığı suları halkın kullanmasına engel olmak yerine her çeşit şovu yapanlar hava atar… Daha yığınla söyleyebilirim… İşte AKP’lilerin Başbakanı “Ayrımcının Daniskası” olmasaydı, bunların üzerinde dururdu…
Bülent Habora
www.evrensel.net