Göçmen işçiler beyazperdede

İkisi yeni üç film sinemalarda gösterime giriyor. Biri, Ken Loach’tan İşte Özgür Dünya


İşçi sınıfını anlatan yönetmen olarak tanınmak, her sinemacıya nasip olmaz. İngiliz yönetmen Ken Loach, filmlerini, siyasetini, beğeniriz, beğenmeyiz ama bu ününü bileğinin hakkıyla kazandı.
Yeni filmi İşte Özgür Dünya, İstanbul Film Festivali’nde de gösterilmişti, şimdi sinemalarda tüm yurtta gösteriliyor. Bu kez kamerasını göçmen işçiler meselesine yöneltmiş Ken Loach. Öykü, bir işçi bulma şirketinde çalışan genç anne Angie’nin hayatına odaklanıyor. Başlarda, çalıştığı şirket için Polonya’da görevli olan Angie’nin, burada hiç de tipine bakıp işçi beğenilen “amele pazarından” farkı olmayan bir iş yürüttüğünü görüyoruz. Fakat o da bir çalışan, yıllardır gördüğü tacizlerden sıkıntılardan bıkıp işinden ayrılıyor. Sektörü tanıdığını düşünüp kendi işini kurmaya karar veriyor. “Kendi işi”, boş bir arsa bulup göçmen işçileri buraya çağırıp, görüştüğü fabrikalara gündelikçi olarak göndermek üzere tıka basa minibüslere doldurmak...
İşler biraz karışık ilerliyor. Angie de patronlardan parasını alamıyor, işçilere ücretlerini dağıtmıyor, daha fazlasını kazanmak için vergi vermemekten kaçak işçi çalıştırmaya çeşitli yasadışı olaylara da dalıyor. Sonuçta pek öyle hayal ettiği gibi pembe bir tablo olmasa da, düşe kalka göçmen işçilerin sırtından kendine bir yol buluyor.
İşte Özgür Dünya’da anlatılan, içinde göçmen işçiler geçen bir hikaye falan değil, basbayağı İngiltere’de, hatta genel olarak Batı’da yaşanan göçmen işçilik meselesinin bütünü. Bunu anlatmak için başlarda kendisi de sistemin mağduru olan, iyi niyetli, yalnız biraz hırslı bir ana karakterin seçilmiş olması, bir rastlantı değil tabii. Loach böylece sorunun kişisel bir mesele değil, bir sistem sorunu olduğunu vurguluyor.
Ken Loach’un işçileri, filmde fena halde sömürülürlerken patronlardan haklarını söke söke alma yoluna giriyorlar, ama bunun için örgütlenme yoluna girmiyorlar. Kura kura bir mafya kuruyorlar, maskeler takıp, çocuk kaçırarak paralarını almaya çalışıyorlar. İzlediğimiz kadarıyla amaçlarına ulaşıyorlar ulaşmasına da, filme ilişkin bir problem karşımıza çıkmıyor değil. Sorunu kişisel değil, bütünsel olarak ortaya koyan bir anlatımı benimsiyorsa İşte Özgür Dünya, çözüm olarak da daha bütünsel bir fotoğraf çıkarmasını beklemek hakkımız.
Ama sonuç olarak işçilerin, göçmen işçilerin yaşadıklarını beyazperdede görmek isteyen herkesin ilgisini çekebilecek bir film İşte Özgür Dünya. Sonuçta kaç tane filmde işçilerin hikayesini izliyoruz ki?
İşte Özgür Dünya…
Orijinal adı: It’s a Free World
Yönetmen: Ken Loach
Oyuncular: Kierston Wareing, Juliet Ellis, Leslaw Zurek, Joe Siffleet

Hayvanların kardeşliği...
Haftanın çizgi filmi, Aslan Kral’ın Oğlu Leo, vejetaryen bir aslanın maceralarını konu alıyor. Farklı türlerden hayvanların kardeşliğini anlatan hoş bir hikaye. Bir gün olaylar, Leo ile hamile fil Avoria’nın yollarını birleştirir. Eşi öldürülmüş olan Avoria, iki yavru doğurur. Avoria ile evlenmek için dolaplar çeviren kötü beyaz fil Zanko, başlarda Leo’yu ciddiye almaz ama olaylar bir şekilde onu haksız çıkarır.
Türkçe dublajlı olarak gösterime giren filmi, Harun Can, Cansu Akbel, Murat Serezli, Feridun Düzağaç, Oya Küçümen gibi sanatçılar seslendirmiş.
Filmde, özellikle farklı türlerden hayvanların yan yana bir arada yaşaması üzerine bir mesaj verilmeye çalışılıyor. Çocuklar bile bunu fark edecek. Ama böylesi mesajlarda, Aslan Kral’ın Oğlu Leo’da da görünen şöyle problemler ortaya çıkıyor. Fillerle dostluk kuran aslan, et yemeyi reddeden, ot yiyen bir aslan. Oradaki deyimle, vejetaryen. Ama tabii vejetaryenlik insana mahsus bir seçim olduğundan, burada daha çok, aslan olmayı reddeden bir aslanla karşı karşıyayız. Bu tür mesajlar, izleyende hep bir kafa karışıklığı yaratır. Aslanın “doğası” ile davranışı arasındaki çelişki, bütün aslanlarla bütün fillerin aslında dost olamayacakları anlamına mı gelir örneğin?
Neyse ki çocuk izleyiciler bunu bu kadar karmakarışık okumaya kalkmayacak. Yoksa insanların, halkların kardeşliği için gidilmesi gereken bu kadar yol olan bir dünyada, hayvanların kardeşliği tabii ki masallarda olacak bir şey...

Kara Şövalye
Batman serisinin devam filmi olan Kara Şövalye, bu hafta yeniden gösterime giriyor. Temmuz ayında gösterilen film, bu kez 5 YTL ucuz fiyat uygulamasıyla sinema seyircisinin karşısında. Filmde, polisin Büyük Suçlar Birimi’nin başındaki Teğmen Gordon ve yeni seçilen bölge savcısı Harvey Dent’in de yardımıyla, Batman mafyanın bütün parasının peşine düşüyor. Fakat Batman’ın ezeli düşmanı Joker ortaya çıkınca, kovalamacanın boyutları değişiyor. Bu yılın ocak ayında hayatını kaybeden genç oyuncu Heath Ledger’ın efsane bir Joker karakteri ortaya çıkardığı film, sırf Joker’i görmek için izlemeye değer. Yönetmen, Akıl Defteri ile dikkatleri üzerine çeken genç yetenek Christopher Nolan.
Kara Şövalye
Orijinal adı: The Dark Knight
Yönetmen: Christopher Nolan
Oyuncular: Christian Bale, Heath Ledger, Aaron Eckhart
Çağdaş Günerbüyük
www.evrensel.net