YAŞADIKÇA

  • Paranın egemen olduğu anamalcı sistem giderek derinleşen krizlerle sarsılmaktadır.


    Paranın egemen olduğu anamalcı sistem giderek derinleşen krizlerle sarsılmaktadır. Her düzenin bir sonu olduğu gibi, anamalcı düzeninde bir sonu vardır. Ve bu son giderek yaklaşmaktadır.
    Anamalcı sistemin insanlığa vaat ettiği “refah toplumunun” büyük bir aldatmaca olduğu; emekçilere ve geniş halk kitlelerine yönelik son saldırılarla bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bu gün kaçınılmaz olarak anamalcı sistem bir kriz daha yaşıyor. Her kriz birilerini batırırken, birilerine de yeni fırsatlar tanımaktadır. Küreselleşen sermaye grupları arasındaki bu yıkıcı rekabet ve kriz ortamında fatura gene halklara kesilmek istenmektedir.
    Bu gün ABD’de yapılan devletleştirmeleri de bu kapsamda ele almakta yarar vardır. Yapılan devletleştirmelere harcanan kaynak, aslında ABD halkının sosyal, kültürel ve ekonomik gereksinimlerini karşılamak için kullanılacağına sermaye çevrelerine aktarılmaktadır. Bu durum diğer anamalcı ülkeler için de geçerlidir.
    Bizim gibi emperyalist küresel sermayenin hedefinde olan ülkelerin halklarının ödeyeceği bedeller ise çok daha katmerli olmaktadır. Çünkü bizim gibi ülkelerin halkları; hem küresel sermayeyi hem de onun işbirlikçilerini bu krizin faturasından korumakla görevlendirilmişlerdir. Nitekim bizdeki sermaye çevrelerinin şimdiden “faturanın toplumun bütün kesimlerine dağıtılması gerekir” yönlü açıklamaları bunu kanıtlamaktadır.
    Bu söylemin Türkçe açıklaması şudur: “Devlet eğitim, sağlık, kültürel ve sosyal yardımlardan kıssın, bu alandaki kaynakların önemli bir kısmı sermaye çevrelerine akıtılsın.” Hatta kıdem tazminatlarının da aynı şekilde sermayenin lehine değerlendirilmesi istenmektedir. Kısacası anamalcı sistemin bu yaşlılık krizinin faturası halka kesilmek istenmektedir.
    Oysa ülkemizde:
    Yüz binlerce Avro tutarındaki otomobiller peynir ekmek gibi satılıyor.
    500 bin YTL üzeri evlerin satışında bir sorun yok.
    Lüks eğlence yerleri gene tıka basa dolu.
    Yüksek fiyatlara kiralanan konutların kiralanmasında bir sorun yok.
    Havyar ve pahalı şampanya tüketiminde de bir sıkıntı yok!
    Diğer yandan:
    Emekçilerin oturabileceği evlerin satışı durdu.
    Halkın kullanabileceği otomobillerin satışlarında hem sıfır hem de ikinci el piyasası durma noktasına geldi.
    Lokantalar, pastaneler müşteri kaybediyor.
    Emekçilerin oturabileceği evlerin kiraları yerinde sayıyor, yada düşüyor.
    Halkımızın havyarla, şampanyayla pek işi yok. Ama sofralarındaki etli yemekler de tarihe karışmakta.
    Bütün bunlar krizin faturasının şimdiden halka ödetilmeye başlandığının göstergesi değil mi?
    Evet. Birileri yediler içtiler, dışkılamaya başladılar.
    Şimdi yediklerinin içtiklerinin parasını ödememizi, dışkılarını da temizlememizi istiyorlar.
    Anamalcı sistemin gerçek yüzünü geniş halk kitlelerine göstermek için bu kriz çok iyi değerlendirilmelidir. Anamalcılığın gerçek yüzünü ne din, ne de milliyetçilik perdesinin gizlemesine izin vermemelidir.
    Faturayı yiyen ödemeli, pisliği yapan temizlemelidir!
    Enver Şat
    www.evrensel.net