‘Yönetmenlik değil anlatıcılık yapıyorum’

Sinema ve reklam arasında ahlaki bir çelişki olduğunu söyleyen Ezel Akay, bir filmin asla bir kişiye ait olamayacağını belirtti


Yönetmenliğinin yanı sıra reklam filmi yönetmeni, yapımcı, reklam filmi yazarı ve oyuncu olarak da bilinen Ezel Akay, Mersin Üniversitesi Sinema Topluluğu’nun konuğu oldu. Akay, Çiftlikköy Kampüsü Vural Ülkü Konferans Salonu’nda sinemadaki deneyimlerini öğrencilere aktardı.
“Neredesin Firuze”, Hacıvat Karagöz Neden Öldürüldü?” gibi filmlerle tanınan yönetmen, sinemanın günümüzde seyirci ve yönetmenler açısından iyi bir konumda olduğunu söylerken, “2006 yılında Türkiye’de yüzde 90’ı Amerikan olan 230 yabancı film, 36 adet de Türk filmi vizyona girdi. 14 milyon seyirci 230 filme, 16 milyon seyirci ise 36 Türk filmine gitti” dedi.
Seyirci kendi hikayesini arıyor
Sinemada Türk seyircisinin kendi hikayesinin konu edildiği filmlere ve dizilere ilgi gösterdiğini belirten Akay, 12 Eylül dönemi ile ilgili film ve dizileri örnek gösterdi. Bu açıdan yönetmenlerle seyirciler arasında bir etkileşim olduğunu kaydeden Akay, “Bütün hesaplaşamadığımız konular hikayeye dönüşüyor. Seyirci sinemada veya dizilerde aradığı şeyi yani kendi hikayesini bulmaya başladı” diye konuştu. Sinema ve reklam arasında ahlaki ve estetik olarak bir fark bulunduğunu anlatan Akay, reklamın bir sanat olmadığını, sinemanın ise sanat olduğunu vurguladı. Dünyada reklam filmi çeken yönetmenlerin sinemada başarılı olduğu çok az örnek bulunduğunu söyleyen Akay şöyle konuştu: “Reklamda bilinen işaretlerle çalışılması lazım. Yine reklamda bir içtenlik ve özgünlük olmaması gerekiyor. Reklam, önceden planlanmış bir şekilde size geliyor. Sinema ve reklam arasında benim açımdan ahlaki bir çelişki var. Sinemada bir içtenlik ve özgünlük var. Sinemanın bir işaret ve kurgu dili var. Seyirci bu dile alıştıkça filmden zevk alıyor.”
Kendi sinema anlayışı ile ilgili görüşlerini paylaşan Akay “Yönetmenlik ifadesini kelime yanlışı olarak görüyorum. İşim bir anlatıcılık. Ancak masal anlatıcılığı ile karıştırılmasın. Sinemada ‘Bir Ezel Akay Filmi’ gibi ifadelere karşıyım. Çünkü bir filmde üçyüz ya da beşyüz kişi görev alıyor. Çoğu zaman da bir tek kişinin filmi gibi aktarılıyor. Buna rağmen de sinemaya emek vermiş tüm kişilerin isimleri yazılıyor. Bu da bir çelişki” diye konuştu. “Ezop” lakabının da hikayesini anlatan Akay, mahallede kendisiyle dalga geçmek için çocukların bu ismi koyduğunu, zaman zaman da annesinin Akay’a bu isimle hitap ettiğini söyledi. Akay “Bir gün ticarete atılırsam kendime bu ismi kullanacağıma dair söz verdim. Ticaret yapmadım ama sinemada da bu ismi kullanmamın nedeni de budur” dedi.
Tarihçiler yeterince eleştirmedi
“Hacıvat Karagöz Neden Öldürüldü?” filmi hakkında da düşüncelerini aktaran Akay, bu filmi çekerken bir sanatçı olarak tarih nasıl analiz edilebilir düşüncesinde olduğunu ve filmin tarihçiler tarafından da ayrıntılı bir eleştiriye maruz kalmadığını söyledi. Filmde toplu din değiştirmelerden, saltanat savaşlarına ve bunların içinde anlattığı dönem ile bugünü değerlendiren Akay, Anadolu için ilginç bir benzetmede bulundu: “Ne doğuracağını bilmeyen çok göbekli bir kadın.”
Yüzyıllık bir dönemin sinema aracılığıyla 90 dakikada anlaşılır kılındığını kaydeden Akay, pek çok ülkenin bu aracı iyi kullandığını söyleyerek, “Dünya tarih eğitimini sinemadan alıyor” dedi. Bir öğrencinin filmlerdeki çıplaklık ve erotizm sorusu üzerine Akay, çoğu kez kadın bedeninin sömürüldüğü ve ticari bir meta olarak kullanıldığını vurguladı. Akay bazı yönleriyle sinemanın ahlaki meselelerini halledememiş bir sanat olduğunu söyledi. (Mersin/EVRENSEL)

Ezel Akay kimdir?
1961 doğumlu Ezel Akay, Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Amerika’da Villanova Üniversitesi’nde tiyatro öğrenimi gördü. İFR’nin kurucu ortağı olarak film prodüksiyonu sektörüne girmeden önce reklam metin yazarlığı, tiyatro yönetmenliği ve oyunculuğu, yapım asistanlığı ve amirliği yaptı. İFR’nin kuruluşundan bu yana 500’den fazla reklam filmine yönetmen olarak imza attı.
1996 yılında Derviş Zaim ile “Tabutta Rövaşata” filminin yapımcılığını üstlendi. Film yurtiçi ve yurtdışı birçok festivalde ödül kazanırken uluslararası alanda en çok ödül alan yerli film unvanını elde etti. Daha sonra genel yapım sorumlusu olduğu ve yönetmenliğini Yeşim Ustaoğlu’nun yaptığı “Güneşe Yolculuk” filmi Berlin Film Festivali de dahil yerel ve uluslararası bir çok festivalde ödül kazandı. 2001 yılında yapımı gerçekleştirilen ve yönetmenliğini Semir Aslanyürek’in üstlendiği, başrollerini Hülya Koçyiğit, Tuncel Kurtiz ve Aykut Oral‘ın paylaştığı “Şellale” filminin de yapımcılarından olan Ezel Akay, 2004 yılında yapımı tamamlanan Ahmet Uluçay’ın yönettiği, yurtiçi ve yurtdışı festivallerde birçok ödül kazanan “Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak” adlı sinema filminin de genel yapım sorumluluğunu üstlendi.
Ezel Akay, 2004 yılında başrollerini Haluk Bilginer, Özcan Deniz ve Demet Akbağ’ın paylaştıkları, Levent Kazak’ın senaryosunu yazdığı, “Neredesin Firuze” filmiyle de yönetmenliğini üstlendiği ilk uzun metrajlı sinema filmine imzasını attı.
En son olarak 2006 yılında vizyona giren, yine Levent Kazak’ın yazdığı, baştollerini Haluk Bilginer ve Beyazıt Öztürk’ün paylaştıkları “Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?” filminin de yönetmenliğini yaptı.
Kadir Baziki
www.evrensel.net