Dağlarca öldü

Dağlarca öldü. O büyük bir şairdi. Ama büyüklüğü fildişi kulesinde oturmayıp, sokağın sesini şiirlerine yansıtması, kendi isyanını sokağa duyurmak için kitapçı dükkanının vitrinine 15 günde bir şiir afişler asmasındaydı.


Dağlarca öldü. O büyük bir şairdi. Ama büyüklüğü fildişi kulesinde oturmayıp, sokağın sesini şiirlerine yansıtması, kendi isyanını sokağa duyurmak için kitapçı dükkanının vitrinine 15 günde bir şiir afişler asmasındaydı. Ben onun anısını, 68’in Edebiyatı, Edebiyatın 68’indeki kimi bölümlerle selamlıyorum. Anısı tüm şairlere örnek olsun.
24 Haziran 1961’de Türkiye’den Almanya’ya gidecek ilk işçi kafilesi yola çıktı. 1961 ile 1973 arasındaki bu yoğun işçi göçü edebiyatın muhalefetiyle karşılaştı. Halk yurt dışına gönderilen işçileri “Almancı” olarak niteledi. Birinci Dünya Savaşı’nda güneye gönderilen birliklerin gittiği yörenin” Yemen” olarak tanımlanmasına benzer bir olay yaşandı. Bu konuda ilk akla gelen şiirlerden biri Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın (Ruhi Su’yun bestelediği) “Almanya’da Çöpçülerimiz” adlı şiiridir.

(...)
Gün ışır ışımaz, alın yazımız parlar,
Ne alın yazısı, el yazısı be!
Sökemeyiz ki biz, ilkokul aydınlığı bile gösterilmeyenler
Biz, pis yöneticilerin mutsuz kişileri,
Süpürürüz yaban ellerin sokaklarını; pis el, pis yürek!
Sığmazken atalarımız güne, yarına,
Düşmüşüm vay, düşmüşüm ben el kapılarına

Dağlarca aynı konuyu Karşı -Duvar dergisinde Almanyalarda Ellerimiz şiirinde de dile getirmiştir:

Şimdi Almanya’da gün doğmuştur,
Şimdi aydınlığa değer elin.
Ayağına kocaman ayağına ,
Hadi, der elin.
(...)
Sırılsıklamdır, dökülen saçını bile kaldıramaz
Avuç avuç ter elin.
İşte yurdundan uzak, işini de , seni de,
Yer elin
(Dışardan Gazel, 1965)

1950 öncesi Amerikan uçak gemisi Missouri’ye hoş geldin manzumesi yazan Fazıl Hüsnü Dağlarca da 1960’la birlikte ulusal çıkarlara sahip çıkma bilincine ulaşmış, bu nitelikteki şiirlerini (Kazmalama, Yer Yağ) Kitap Kitabevi’nin vitrinine astığı Karşı Duvar dergisinde sergilemektedir. Bu bilinçlenme onun 1968 yılında Tüm, Dost ve Dört dergilerinde yayımlanan “İkili Antlaşma Anıtı” şiirinin Ankara Birinci Ağır Ceza Mahkemesinde “Cumhurbaşkanına hakaret”ten yargılanmasına yol açtı. Bu davadan aklandı. 18 Şubat 1969 tarihli Yön dergisinde yayımlanan Horoz şiiriyle gençlik hareketlerini destekleyecektir:
Erken öten güzel horoz
Öt söküp giden gecede bir daha.
İnlesin sessizlik,
Korku girsin yüreğine karanlıkta çalanların
Öt ki kara dağlar allana
Yiğitlerin amacına yollana.
(…)
Erken öten horozun başı kesilirmiş
Bitmez tükenmez ki başın kesile kesile
Her çağda her yüzyılda her gün
Senin altın sesindir getiren ışığımızı
Öt ki kara dağlar allana
Aç eller tok tarlalara çullana
(Horoz, Karşı Duvar Dergileri 9, 1977)
Horoz da Ağır Ceza Mahkemesince yargılandı. Dağlarca savunmasını Savcıya adlı şiirle yaptı:
(...)
Savcı nedir düşündün mü,
Bıçakları uçlu kılan?
Bir eski hak alınmamış, bir dere kan sorulmamış,
Şunun bunun alın teri,
Alınları taçlı kılan.

Savcı nedir düşündün mü?
Yazıları suçlu kılan?
Usla, yürekle büyümüş, gündüzler geceye karşı, ama nedir çağlar üzre,
Beni sendin güçlü kılan?
(Dört Kanatlı Kuş, 1970)
15-16 Haziran olaylarının ilk şiirini “Yürüyen İşçiler Kapılarında İstanbul’un” başlığıyla Fazıl Hüsnü Dağlarca yazdı::
“ Yürürüz devrim gününde
Bütün Ulusun önünde
(....).
İşçi yürür mü yürür ya
Koca illere varır ya
Ağayı beyi görür ya
Kalmadı gerçeğe uzak
Bu yurt benim elim aya’m
Bu yurt benim elim aya’mla kurtulacak.
(....)
Kişi kişiye kul değil
Neden karanlık al değil
Yeryüzü uzun yol değil
Varılır gökler aşarak
Bu yurt benim elim aya’m
Bu yurt benim elim aya’mla kurtulacak.
Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın idamları, gençlik olayları, işçi olayları hem halkı hem edebiyatı etkiledi.
Dağlarca’nın Horoz Ağıdı, onun daha önce yazdıklarıyla birleşerek bu devinimin süreceğini haykıran bir çığlık biçimini alır:
“Erken öten horozumu aldılar
Yüreğimi kırk milyona böldüler
Sanki bütün türkülerim sildiler
Erken öten güzel horoz öten ey
(...)
Öttü mü var olur nicesi yoğun
Dört ucu sallanır burada göğün
Parlaması bitmez tükenmez dağın
Erken öten güzel horoz öten ey.

Tanrım üç ses sever imiş biri bu
Davranmanın yürümenin yeri bu
Yaşamalar getiren öldürü bu
Erken öten güzel horoz öten ey.
(Horoz, 1977)
Şimdi onu daha dikkatle okuma zamanıdır.
Sennur Sezer
www.evrensel.net