20 Ekim 2008 00:00

Kriz bahane işler şahane

Dünya çapında kapitalizmin yarattığı kriz, başta işçi sınıfı olmak üzere tüm emekçileri derinden etkiliyor.

Paylaş

Dünya çapında kapitalizmin yarattığı kriz, başta işçi sınıfı olmak üzere tüm emekçileri derinden etkiliyor. Sermaye kendi ölümünü hazırlarken, bu ölümcül hastalıktan kurtulmak için emekçilere daha fazla baskı ve şiddet uyguluyor.
Tekstil sektöründe esnek çalışma, ücretsiz izin uygulaması, sendikasızlaştırma, düşük ücret, sendikasız ve sigortasız çalıştırma kural haline getiriliyor. İstanbul, İzmir, Bursa, Denizli, Uşak gibi tekstil sektörünün geliştiği illerde, son bir yılda işten atılan işçilerin sayısı on binleri bulurken, bu sektörde örgütlü sendikalara karşı acımasız saldırılar oluyor. Sendikalı işçi istemeyen tekstil patronlarının en büyük silahı işsizliktir. ‘Ya koşullarımı kabul et ya da işten çık’ dayatması yapılarak işçilerin kölece boyun eğmesi isteniyor.
İstifa dayatması
Bu saldırıların yoğunlaştığı illerin başında Uşak geliyor. Uşak Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) kurulu tekstil fabrikalarında ve tekstil sitelerinde görülmemiş baskılar uygulanıyor. Bu sektörde örgütlü Türk-İş’e bağlı TEKSİF Sendikası’na karşı patronların saldırıları sürüyor. Metal sektöründe metal patronlarının dayattığı yüzde 4-5 civarındaki ücret artışına bile rahmet okutuluyor. Toplusözleşmesi süren işyerlerinde patronlar yüzde 2-3 oranında ücret artışı öneriyorlar. Sendikanın istediği yüzde 15 oranındaki ücret artışı ile idari ve sosyal haklarda yapılmak istenen iyileştirmeler ise kesinlikle kabul edilmiyor. Sendikalı işçilere ‘sendikadan istifa et, sözleşmeli personel ol’ dayatması yapılıyor. Kabul etmeyenler işten atılıyor.
İşçiler, üç gömlek sekiz battaniye fiyatına çalıştırılıyor
Kriz gerekçesi ile daha önce en azından asgari ücrete çalıştırılan işçilere, son 3 aydır asgari ücret bile verilmiyor. Üretimin sürekli yapılmasına karşın patronlar ‘işler kötü, halinize şükredin ve razı olun’ dayatması ile işçileri 300-350 milyona çalıştırıyor. Sadece sendikalı işçilerin 450 milyon aldığı işyerlerinde, ücretler en az iki üç ay gecikmeli ödeniyor. Fazla mesai ve TİS’le bir hak olan ve yılda üç kez ödenmesi gereken ikramiyeleri ödenmiyor. Ücretlerin ödenmesini ve ikramiyelerin de zamanında ödenmesini isteyen işçiler işten atılıyor. Boz Tekstil, Dülgeroğlu, Seslim 1 ve Seslim 2 fabrikalarında işçiler aylardır ücret alamadıkları için icralık olmuş durumdalar. Bu sektörde üretilen kaliteli battaniye ve iki üç gömlek fiyatına çalıştırılan işçilere, sürekli ‘işsiz kalırsın’ şantajı yapılıyor.
Boz Tekstil’de bu tür uygulamaların arttığını söyleyen TEKSİF İşyeri Baştemsilcisi Ayhan Taşavlı, TİS’e kesinlikle patronların uymadığını ve TİS dönemini sona erdirmek için patronların alabildiğine saldırdığını belirtti.
Olan işçiye oluyor
Taşavlı gelişmeleri şöyle anlattı: “Fabrikamızda 350 işçi çalışıyor. Öteki Boz Tekstil’de bin civarında işçi çalıştırılıyor ama bordro üzerinde 500 işçi gösteriliyor. Çam Halı’da süren TİS görüşmelerinde istediğimiz yüzde 15 ücret artışı kabul edilmeyerek yüzde 3-4 dayatması yapılıyor. Biz, üç gömlek sekiz battaniye fiyatına bedava çalıştırılıyoruz. Sendikalı olmamız istenmiyor. İsten atılan sendikalı işçi arkadaşlarımız işe alınmıyor. Alınanlar ise sendikadan istifa etmeleri istenerek işe tekrar alınıyor. İşçi arkadaşlarımız işsiz kalmasınlar diye ücret bile almadan aylarca çalışıyorlar. Akkumaş’ta işten atılan işçilerin hepsine ‘sendikadan istifa et’ baskısı yapılıyor. Sendikalı işçi arkadaşlarımız mafya tutularak dövdürülüyor. Bununla ilgili süren çok sayıda dava var. Servis haklarımız elimizden alınmak isteniyor. Hep kriz bahanesi öne sürülüyor. Ama patronların işleri iyi. Sürekli kazanıyorlar. Olan bize oluyor.”
Krizi biz yaratmadık
Aran Mensucat’tan atılan ve işe iade davası açan Ali Apaydın adlı işçi ise sektörde yaşananları şöyle özetliyor: “Sendikalı işçi arkadaşlarımızın kafası kırıldı, gözü patladı. Mafya bozuntuları evlerimizin önüne kadar geldiler. Kriz var ama bu krizi biz yaratmadık. Trilyonları var patronların; bizim ise 350-450 milyon ücretimiz var. Yüzden fazla arkadaş olarak işe iade davası açtık ama sürünüyoruz. İş Mahkemeleri de kanunlar da onlardan yana. Bizim ücretlerimiz sürekli eriyor ama patronların kârı artıyor. Teşvikten sürekli kazanıyorlar. İhracatları bitmiyor. İşin ucu onlara dokununca hükümeti bile tehdit ediyorlar. İstediklerini de alıyorlar. KDV oranlarını düşürdüler işte.”
İşten atılan Neslihan Boyacı ise tekstil patronlarının ne kadar acımasız olduklarını şöyle özetliyor: “Patronlar bizi makine gibi görüyorlar. Benim çalıştığım fabrikada makineler durdurulmadan temizlik yapılıyordu. Bunun için bile zaman kaybı deniliyordu. Biz iş yaparken dakika, hatta saniye tutuluyordu. Bir insanın tuvalet ihtiyacı olacak ama patronlara göre bu ihtiyaç değil. Kamara ile tuvaletlerimiz bile kontrol altındaydı. 300-350-400 milyona çalıştırılıyorduk. Küfür eksik olmuyordu. Sendikalı olduğumuz ve istifa etmediğimiz için işten atıldık.” (Uşak/EVRENSEL)

Davalar yılan hikayesi oldu

TEKSİF Uşak Şubesi’nin örgütlü olduğu işyerlerinde işten atılan işçilerin işe geri dönmek için açtıkları davalar yılan hikayesine dönmüş durumda. Sonuçlanmayan davalar nedeniyle işçiler giderek yoksullaşıyor ve sağlığından oluyor. Onlarca işçi kıdem ihbar tazminatlarını bile alabilmiş değil. İşçiler, başka bir yerde işe de giremiyorlar.
İşçilerin çoğu, bu davalarının uzun sürmesinden, icralık olmaktan ve aşırı borçlanmadan dolayı psikolojik tedavi görüyor. İntihar girişiminde bulunan, yaralanan ve hayatını kaybeden işçiler var. Bu durumu , Dülgeroğlu İplik’ten patronun tuttuğu mafya tarafından dövülerek atılan Ekrem Can özetliyor: “Sendikamıza karşı görülmemiş bir saldırı oldu. İstifa etmedik diye, yeni işçi arkadaşlarımızı sendikaya üye yaptık diye mafya tutarak beni dövdürttüler. 2007 yılının 9. ayında dava açtım, hâlâ sürüyor. Aç kalmamak için birçok işçi arkadaşımız inşaatlarda, tarımda tarım işçiliği yapıyor. Bilmediği bir işte çalışan işçi arkadaşlarımız iş kazası geçiriyor. Ağır psikolojik ilaçlar kullanıyor. Yazık... Avukat parası şu bu derken mağdur olan biziz. İşe iade davalarını kazansak bile iş bulma durumumuz yok. Tekstil işverenler sendikası bizi işe almaz. Bu nasıl bir adalet? İş kanunlarının bir hükmü yok. İş kanunları patronları koruyor. Tek çare örgütlenmektir. Bunun bedeli ağır ama başka kurtuluş da yok.”
Haşim Demir
ÖNCEKİ HABER

‘Biz hiç ayrım yapmadık’

SONRAKİ HABER

Tüm Emekli-Sen: Taleplerimiz karşılansın

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa