Fotoğraf: Evrensel

Frankfurt Fuarı’ndan genel görünüş

Almanya’nın Frankfurt şehrinde düzenlenen, dünyanın en büyük kitap fuarı sayılan Frankfurt Kitap Fuarı, 1949 yılından bu yana “onur konuğu ülke” uygulamasıysa 30 yılı aşkın süredir gerçekleştiriliyor.


Almanya’nın Frankfurt şehrinde düzenlenen, dünyanın en büyük kitap fuarı sayılan Frankfurt Kitap Fuarı, 1949 yılından bu yana “onur konuğu ülke” uygulamasıysa 30 yılı aşkın süredir gerçekleştiriliyor. Fuarın düzenlendiği tarihlerle sınırlı kalmayan ve Frankfurt Kitap Fuarı tarafından yıl boyunca düzenlenen edebiyat, sanat, bilim, iş, dil, din konularında çeşitli ülkelerden yazar, araştırmacı, bilim adamları ve sivil toplum örgütlerinin katılımlarıyla panel ve konferanslar düzenleniyor. Fuara bu yıl 127 ülkeden yaklaşık 7 bin yayıncı katıldı. Bu yıl 5 bin metrekarelik alanda 100 Türkiyeli yayınevi yer aldı. 250 edebiyat ajansı, 350 Türkiyeli yazar, 300’ün üzerinde sanatçı görev yaptı. Toplam 250 etkinlik düzenlendi. Yine bu yıl, 60 yılın rekoru kırılarak yaklaşık 180 bini profesyonel 300 bin kişi fuarı ziyaret etti. (Fuara giriş için 23 avro ödeniyor.)
Fuarın ne menem bir şey olduğunu hepimiz biliyoruz. Benzetmek gibi olmasın, bizim eskiden panayır dediğimiz bir pazarlama biçimi. Kitap değil, yayın hakkı satılıyor, tanıtım yapılıyor. Bizim edebiyat ajansları da, yayınevleri de her yıl dünya pazarından yabancı yazarların ödüller almış çok satan kitaplarının yayın haklarını alıp alıp geliyorlar. Arada bir, bir-iki yazarımız fuarda mı ajansları yüzünden mi, projeler nedeniyle mi pazarlanıyor pek belli değil.
60. Frankfurt Kitap Fuarı, Türkiye’de aylar önce tartışılmaya başladı. Konu bu yıl fuarın ‘onur konuğu’nun Türkiye oluşuydu. 1976’dan beri her yıl bir onur konuğu uygulaması 1976’da başladı. Geçen yıl Katalonya’ydı. Gelecek yıl Çin. Juergen Boss, Türkiye’nin onur konuğu seçilmesini “Türkiye Avrupa’nın yadsınamaz bir parçası olması yanında futbolda, turizmde ve sanayide Avrupa’ya ulaşması”, “kültürel alanda yüzyıllardan bu yana devam eden Batı’ya açılım süreci” ile açıkladı. Fuarın “Türkiye’nin açılım sürecinde bir mihenk taşı olacağı”nı vurgularken baklayı da ağzından çıkardı: “Ayrıca Türkiye’nin önemi, Almanya’da yaşayan yaklaşık 2.5 milyon Türk nedeniyle daha da artmaktadır.”
Dönelim tartışmalara, artık Nobelli bir edebiyatımız var... Allah muhafaza, uluslararası platforma onur konuğu olduğumuz yıl doğru dürüst bir iş çıkarsa, bu işin onuru hükümetin mi olur, kime gider telaşı, zaten pek alışık olmadığımız organizasyonlarda bizi iyice çuvallattı. İki aya yakın süre önce organizasyon bürosuna teslim edilen metinler çevrilmemişti örneğin. Çok sayıda Alman anında çeviri aksaklığı yaşadı. Bir grup yazarın (PEN başkanı dahil, Müslümanı, laiki, sosyalisti ayrımsız) havaalanında bürokratik bahanelerle bir saat beklemesi de skandal üstü... Fuar alanının Türkiye bölümünün düzeni F tiplerini ya da “yeniden yapılandırılmakta olan semtleri” anımsatıyordu. Neyse ki açıklamaların mizahı, olayı örttü. Türk aşçıları uluslararası yemek yarışmasına ızgara lüferle katılmışlar; hani bu yemeğin sosu falan denince, bu balık lezzetlidir, saklayacak bir şeyi yok demişler. Bizim edebiyatımız da öyleymiş. Küçük bir ayrıntı iyi Türkçe bilmek gerek. “Ambalajsız, vitrinsiz” uluslararası başarı beklemek biraz komik...
Söylendiğine göre fuar nedeniyle 350 Türkçe kitabın Almancaya çevrilmesiyle pek çok Türk yazar Almanya’da tanınma fırsatı bulmuş, Türkiye ile ilgili kitap satışlarında gözle görülen bir artış kaydedilmiş. Ya da Türk edebiyatı ve kültürü “beklenenden fazla ilgi” görmüş. Medyadaki yerimiz de cabasıymış. Sonuçları önümüzdeki günlerde hep birlikte göreceğiz.
Bir başka grup da Türkiye’deki gazetelere yazdıkları yazılarda hâlâ fuar alanında Türk bayrağı olmayışı, semazen bulunmayışıyla meşgul.
Fuarın son günü Frankfurt Kitap Fuarı Ulusal Yürütme Komitesi Eş Başkanı Ümit Yaşar Gözüm ve Müge Sökmen, “onur konuğu” bayrağını Çin Halk Cumhuriyeti Basın ve Yayın Bakan Yardımcısı Li Dongdong’a teslim ettiler. (Oradaydık.) Ayfer Tunç, Gülten Akın’dan şiirler okudu. Zhang Jie de, “Demir Kuşlar” adlı kitabından bölümler okudu.
Frankfurt’ta etkinlikler, okullar düzeyinde sürüyor. Türkiyeli yazarlar, kitaplarıyla ulaşamadıkları Türkiyeli okura sözel olarak ulaştı/ulaşıyor. Bu arada Türkiyeli yazarların Frankfurt’a gelişini değerlendiren Jugend und Kulturverein e.V (Gençlik ve Kültür Derneği), 16-19 Ekim tarihlerinde Zeynep Oral, Deniz Kavukçuoğlu, Müge Sökmen, Özcan Karabulut, Burhan Günel, Halil İbrahim Özcan, Adnan Özyalçıner ve Gülsüm Cengiz’in katıldığı panellerde yazarlarla üyelerini buluşturdu.
Sennur Sezer
www.evrensel.net