GÜNDÖNÜMÜ

  • Krizi kendileri için fırsata dönüştürmeye çalışan patronlar şimdi de İşsizlik Sigortası Fonu’nda biriken parayı istiyorlar.


    Krizi kendileri için fırsata dönüştürmeye çalışan patronlar şimdi de İşsizlik Sigortası Fonu’nda biriken parayı istiyorlar.
    Hani açgözlü birine beddua ederken “gözünü toprak doyursun” derler ya. Patronların gözünü toprak bile doyurmayacak anlaşılan.
    Kriz söylentileri başladığından itibaren patronlar bu krizden nasıl kazançlı çıkacaklarının hesaplarını yapmaya ve toplumun tüm birikimlerinin kendilerine aktarılması için hükümete baskı yapmaya başladılar. Bu baskıyı artırarak sürdürüyorlar.
    Hükümet de diğer zamanlarda alacağı tepkiden korktuğu için göze alamadığı bu istekleri karşılamak için hazırlıklarını hızlandırıyor. Bakanlar patronlarla sürekli olarak görüşüyor ve onlara kaynak aktarmanın yolunu birlikte planlıyorlar.
    En son İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş, Başbakan’a ve bakanlara mektup yazarak “ekonomik krizin reel sektör üzerinde yarattığı olumsuzlukların giderilmesi için işsizlik fonunun kullanılmasını istemiş.
    Patronlar, kârları biraz azalınca akıllarına hemen işçilerin, emekçilerin haklarına saldırmak, sosyal yardımlarının azaltılması, ikramiyelerinin düşürülmesi, ücretlerinin asgari ücretin bile altına çekilmesi geliyor. Geçmişten bugüne işçileri, emekçileri, üretici köylüleri sömürerek katlar, yatlar, milyar dolarlar edinen, Avrupa’da kahvaltı yapıp, Amerika’da akşam yemeği yiyecek kadar safahat içinde yaşayan patronlar, zor günlerde yükün bir bölümünü bile üstlenmeye razı değiller. Kendileri kârlarından en ufak taviz vermek istemeyen bu hanımlar ve beyler, işten attıkları işçilerin yeni bir işe girinceye kadar belli bir süre açlıktan ölmemeleri, çocuklarının ve ailelerinin yaşamlarını sürdürebilmeleri için ödenmesi gereken, asgari ücretin bilmem kaçta kaçı kadar miktarda işsizlik ödeneğine bile göz dikecek kadar insaf ve insanlık yoksunu olduklarını bir kez daha kanıtladılar.
    İşsizlik Sigortası Fonu’nun kuruluş yasası olan 4447 sayılı yasaya göre işsizlik sigortası:
    “Bir işyerinde çalışırken, çalışma istek, yetenek, sağlık ve yeterliliğinde olmasına rağmen, herhangi bir kasıt ve kusuru olmaksızın işini kaybeden sigortalılara işsiz kalmaları nedeniyle uğradıkları gelir kaybını belli süre ve ölçüde karşılayan, sigortacılık tekniği ile faaliyet gösteren zorunlu sigortayı” ifade eder.
    İşsizlik ödeneğinin hangi miktarda, hangi zamanlarda ve ne kadar süreyle ödeneceği yasanın 50. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre:
    “Günlük işsizlik ödeneği, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının yüzde kırkıdır. Bu şekilde hesaplanan işsizlik ödeneği miktarı, 4857 sayılı İş Kanununun 39 uncu maddesine göre onaltı yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde seksenini geçemez.
    Hizmet akdinin sona ermesinden önceki son 120 gün prim ödeyerek sürekli çalışmış olanlardan, son üç yıl içinde;
    a) 600 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 180 gün,
    b) 900 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 240 gün,
    c) 1080 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olan sigortalı işsizlere 300 gün,
    Süre ile işsizlik ödeneği verilir.”
    Bu düzenlemelerden de anlaşılacağı gibi, iş sözleşmesinin feshedilmesinde kusurlu olduğu iddia edilen işçiler, patronların kayıt dışı, sigortasız çalıştırdıkları işçiler, sigortalı çalıştırdıkları halde sigorta primlerini ve işsizlik sigortası primlerini ödemedikleri işçiler, işsiz kaldığı tarihten önceki son 120 gün içinde prim ödeyerek çalışmış olma koşulu taşımayan işçiler işsizlik ödeneğinden yararlanamayacaklardır. Bu noktada özellikle son zamanlarda patronların yasadışı bir uygulama olan ücretsiz izin uygulamaları nedeniyle iş sözleşmeleri kesintiye uğrayan işçiler de “ücretsiz izin”den sonra tekrar işe başladıklarından itibaren 120 günü doldurmadan işsiz kalırlarsa işsizlik ödeneğinden yararlanamayacaklardır.
    Bütün bu engelleri aşabilen işçilere ödenecek işsizlik ödeneğinin miktarı asgari ücretin yüzde 80’ini geçemeyecek ve sigortalılık süresine göre 180 gün, 240 gün veya 300 gün süreyle işsizlik ödeneği ödenecektir.
    İşte devede kulak bu paralara, yani işsiz kalan işçilerin çocuklarının süt parasına bile göz dikebilecek kadar vicdan yoksunları ile karşı karşıyayız Onların gözünü toprak bile doyurmayacak, ancak emeğin iktidarında herkes doyabilecek, tüm emekçiler mutlu yaşayabilecek. Emekçiler bu harami düzenini değiştirmek için birleştikleri takdirde tabi.
    Hasan Hüseyin Evin
    www.evrensel.net