GERÇEK

  • Krizin etkileri derinleştikçe; işyerlerindeki ve hizmet kurumlarındaki kitlelerin içindeki örgütlenmelerle yerel platformların da önemi artmaktadır


    Krizin etkileri derinleştikçe; işyerlerindeki ve hizmet kurumlarındaki kitlelerin içindeki örgütlenmelerle yerel platformların da önemi artmaktadır. Çünkü kriz; patronların kitlesel işten çıkarmalara başvurmasından çalışma koşullarının ağırlaştırılıp ücretlerin düşürülmesine, TİS’lerin tıkanmasından, zamlardan küçük esnafın, küçük ve orta tarım üreticilerinin iflasa sürüklenmesine kadar çok geniş ve değişik alanlarda etkisini hızla yaymaktadır. Dolayısıyla krizden etkilenen emekçi kesimler, sadece sendikalarda örgütlenmiş işyerlerinde değil örgütsüz işyerlerinde de (sendikalı olmayan) ve genel olarak emekçileri de vuran bir biçimde ilerlemektedir.
    Sadece bu da değil; sendikalarda ya da değişik emek örgütlerinde örgütlü işçi ve emekçi kesimler açısından da, bugünkü örgütlenmiş haliyle, işyerlerindeki örgüt üyesi işçi ile örgütler arasında geniş bir boşluk vardır. Ve bugün pek çok eylemde olduğu gibi, çağrılar işyerlerindeki kitlenin mücadeleye çekilmesiyle birleşmezse hiçbir şeyin başarılamayacağı da ortadadır. Dolayısıyla bugün “örgütlü”, “yerel platformlar içinde yer alıyor” dediğimiz pek çok işyeri için de örgütlülük düzeyi bugün mücadelenin ihtiyacına uygun olmaktan uzaktır.
    Demek ki bugün, krizin yükünü reddetmek iddiasıyla öne çıkan mücadele ve çabaların başarıya ulaşması için; 1-) İşyerlerinde, işçi tabanını kapsayan ve onlar tarafından mümkünse seçilerek oluşturulmuş mücadele komiteleri (adı önemli değil), 2-) Bu mücadele komitelerinin ve mevcut sendikal vb. örgütlerin temsilcilerinin birleşeceği yerel platformların oluşması hayati önemdedir.
    Burada amaç; elbette öncelikle işyerlerindeki kitlenin sorunları ve onların çözümü, somut talepler etrafında birlik (niçin ve nasıl bir mücadele konusunda birleşme) ve bu birliğin yerel düzeyde çeşitli işletmeler, hizmet birimleri ve semtlerdeki kriz yükünü reddetme amaçlı örgütlenmeleri de kapsayarak (yerel platformlarda birleşerek) ilerlemesidir.
    Bunlar için bugün oldukça önemli dayanaklar vardır. İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük merkezlerde işçi ve kamu emekçileri sendikalarının ya da değişik emek örgütlerinin oluşturduğu çeşitli platformlar vardır. Ama KESK merkezinin aldığı kararlar doğrultusunda, ülkenin her yanındaki kamu emekçileri sendikalarının oluşturduğu platformlar da vardır ve bu yerel platformlar ya da sendika şubeleri, dönemin gerektirdiği inisiyatifle hareket ederlerse, ülkenin her yanında (81 il ve yüzlerce ilçede) krizin yükünü reddetmek isteyen işçi sendikaları ve çeşitli emek örgütlerini bir araya getiren yerel platformların oluşmasını gerçekleştirebilirler. Bunun için zaman ve zemin çok uygun hale gelmiştir.
    Burada asıl dikkat noktası, platformların oluşturulmasında “kısımcılık”tan uzak durulması ve mücadeleye tabandaki en geniş kesimleri katacak bir perspektifle platformların oluşturulmasıdır. Burada eski; “yukarıdan” oluşturulan platformun ortalığa çağrılar yapan tarzı yerine, her platform bileşeninin kendi kitlesi içinde platformun amaçları doğrultusunda yığını örgütleyip çağrılara bu yığının katılımını sağlama anlayışının geçirilmesi hayati önemdedir. Aksi durumda yerel platformlar işlevsizleşeceği gibi, “tepe” ile “taban” arasına yeni bir bürokratik kademenin eklenmesini beraberinde de getirecektir. Geçmiş deneyler içinde bunun örneğini yaşadık. Bu yüzden de bugün geçmiş deneylerden, olumlu ve olumsuz yanlarıyla öğrenerek ilerlemekte sayısız fayda olduğu da açıktır.
    İ. Sabri Durmaz
    www.evrensel.net