Krizin faturasını şeker işçisi ödemeyecek

Hükümet özelleştirmelere ara vermeden devam ediyor. Son günlerde şeker fabrikalarının portföyler şeklinde özelleştirilmeleri gündemde.


Hükümet özelleştirmelere ara vermeden devam ediyor. Son günlerde şeker fabrikalarının portföyler şeklinde özelleştirilmeleri gündemde. Binlerce tarım işçisinin ekmek kapısı olan şeker fabrikaları işçilerinin durumunun ne olacağı belirsiz. Bugüne kadar “pahalıya üreteceğimize dışarıdan satın alırız” mantığıyla hareket eden hükümetler, tarımın ve 50 binden fazla işçisi olan şeker fabrikalarının önemini görmezden geldiler.
Afyon Şeker Fabrikası da özelleştirme kapsamına alınan şeker fabrikalarından biri. Yaklaşık 800 işçinin çalıştığı, aileleriyle birlikte düşünürsek 2 bin 400 kişinin ekmeğine aş olan şeker fabrikasındaki işçiler, özelleştirme nedeniyle mağdur edilmek isteniyor. İçinde bulunduğumuz ekonomik kriz nedeniyle etekleri tutuşan AKP Hükümeti, tekrar IMF’nin kapısını aşındırıyor. Borç almak için gittiği IMF, Türkiye’deki şeker pancarı fiyatlarının düşürülüp şekerdeki tatlandırıcı oranın yükseltilmesini şart koşuyor. Dünyanın en büyük tatlandırıcı üreticisi olan Amerikan Cargill şirketinden alınan tatlandırıcı insan sağlığını da tehdit ediyor. Ayrıca uzmanlar, Türkiye’ deki yapay tatlandırıcı kullanım oranının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söylüyor.
Kotalar sürekli düşüyor
Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ile ilgili şeker işçisi Tuncay Doğar’la görüştük. “Her geçen gün yeni uygulamalarla karşılaşıyoruz. Şeker pancarı alımına getirilen kotalar sürekli düşürülüyor. Fabrika içinde makine başında çalışan işçilerin kadrolaşmasına izin verilmezken, yerel yönetimler ve hükümet tarafından atama yoluyla gelen (torpilli) işçilere, makine başı işçiliğine göre daha kolay olan fabrika eklentilerinde iş veriliyor” diyen Doğar, pancarı şeker yapmak için çalışıp alın teri dökenlerin ise yüzde 5-10 kadro ancak alabildiğini söyledi. İşçiler arasında ikilik yaratılarak özelleştirilme sürecinde kırılmaların oluşmasının sağlanmaya çalışıldığına dikkat çeken Doğar, “Özelleştirmeye karşı tüm aydınlar, emekçiler, işçiler birleşmeliyiz. Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ilk değil; son da olmayacak” diye konuştu.
Üreticilerle işçilerin ortak mücadelesi
TÜM KÖY-SEN Yöneticisi Mehmet Tetik ise hükümetin tarımı yok etme çabalarına karşı durabilmek için işçi-köylü ayağının örülmesinin önemine dikkat çekti. “Hükümetin birlik ve kooperatiflerin altının boşalması ve işlevsizleşmesi çabalarına bir de kötü yönetimler eklenince, köylünün tarımsal örgütlenmeye inancının azaldığı bir gerçektir” diyen Tetik, şeker fabrikalarının özelleştirilmesine karşı durabilmek için şeker pancarı üreticileri ile şeker fabrikası işçilerinin birlikte mücadele etmesi gerektiğini ifade etti. Verilecek mücadelenin sadece özelleştirme karşıtlığı için değil, ülkedeki tarımın yok olmamamsı için de önemli olduğunu anlatan Tetik, “Bunların gerçekleştirilmesinde TÜM KÖY-SEN ve Şeker-İş’e düşen görev kadar, aydınlara ve Ziraat Mühendisleri Odası’na da görevler düşmektedir” dedi. (Afyonkarahisar/EVRENSEL)
Zehra Şener
www.evrensel.net