KUŞATILAN ÇEVREMİZ

  • Dünyada ekonomik krizin iyice hissedilir olduğu günlerde Başbakan krizin ülkemize teğet geçtiğini buyurmuştu.


    Dünyada ekonomik krizin iyice hissedilir olduğu günlerde Başbakan krizin ülkemize teğet geçtiğini buyurmuştu. Söyler, çünkü o ne dünyayı ne de ülkesini tanıyor. Avanesini toplayıp ülke ülke gezmeyi dünya ile entegrasyon zanneden Başbakan, dünyadaki gelişmeleri takip edecek birikimde olmadığından, okuyup araştırmayı da sevmediğinden, bütün ülkeyi saran büyük sosyal ve ekonomik tehlikelerden habersiz, öylesine konuşuyor. Krize karşı bütün dünya liderlerinin, ekonomistlerin kafa kafaya verip çıkış yolları aramaya çalıştığı bir dönemde bizim Başbakan’ın teğet açıklaması ve krizi sadece yabancı sermaye dernekleriyle tartışıyor olması bu ağır yükü taşıyamadığının bariz bir göstergesidir, çünkü o dünya ve ülke gerçeklerini bilmediği gibi kriz yönetimini de bilmiyor.
    Başbakan ekonomik krizi ve ülkenin acil sorunlarını sendikalarla, meslek odaları ile tartışmayı, onların derdini ve önerilerini dinlemeyi gereksiz gördüğü için o kuruluşlar da seslerini doğrudan halka duyurma çabası içindeler, artık sokaktalar. Bugün Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) saat 12.30’da birçok kent merkezinde eşzamanlı yapacağı kitlesel basın açıklamaları ile derdini sokakta dökecek, taleplerini seslendirecek. 29 Kasım’da ise KESK, siyasi partiler ve demokratik kitle örgütleri Ankara’da ortaklaşa düzenleyecekleri mitingle alanlarda olacak. Toplumsal muhalefetin kriz ortamlarında artması, halkın kendisini yoksullaştıran kapitalizme isyan etmesi doğaldır ve bu muhalefetin artarak sürmesi bekleniyor.
    Ekonomik kriz, etkisini ağırlıklı olarak Anadolu’da olmak üzere ülkenin her yerinde derinden hissettiriyor. Şimdiden yüz binlerce işçi işini kaybetmiş durumda, yüzlerce işyeri kapandı, birçoğu üretimi azalttı ve kapanmak üzereler. Krizin yükünü mutlaka emekçiler çekecek, vergisiyle zammıyla yine bize yüklenecekler. Her kriz döneminde olduğu gibi, hem mavi hem de beyaz yakalılar işsizliğe ve sefalete sürüklenecek. Bankacılar, mühendis ve mimarlar; yani üretimin ve üretime finans sağlayan sektörlerin çalışanları krizin beyaz yakalı ilk mağdurları oldular bile. Yurtiçi ve yurtdışında birçok şantiye kapatıldı, başlamak üzere olan projeler iptal edildi. Mühendisler, işçileriyle birlikte işsizlik kuyusuna atıldı ve gelecekten artık hiç beklentileri yok. Mevcut mühendislerin yanında, her yıl mezun olacak binlerce mühendis de işsiz kalacak. Bu üretim daralması ile gerek imalat, gerekse taahhüt sektörüne yan ürün sağlayan sektörler de bunalıma girecek, mevcut işsizlik oranı yakın bir zamanda tavan yapacak.
    Yokluk mertliği bozar derler; işsizliğin doğuracağı toplumsal bunalımın faturası sanılandan çok daha yüklü olur, üstelik hesabı da yoktur onun, rakamlarla ifade edilmez. Her ekonomik bunalımda aileler dağılır, dostluklar bozulur, suç oranı artar, erime ve çürüme baş gösterir. Toplumun yakında topyekun bir tedaviye ihtiyacı olacak, bu kesin gerçeğimizdir.
    12 Eylül öncesinde, İzmir’deki Tariş direnişi sırasında faşist yöneticilerin işten attığı işçilere, işçi mahallelerinin halkı sahip çıkarak büyük bir dayanışma örneği göstermişti. Yoksul evlerde kurulan yemek sofraları işten atılanlarla ve onların aileleri ile zenginleşti. Aşını, ekmeğini işsizlerle paylaşan o halkın duyarlılık derecesinin, 12 Eylül sürecinin topluma dayattığı bireycilik ve çıkarcılık sonucu azaldığı kuşkusuzdur ama biz yine de umudumuzu koruyoruz, ülkeyi yönetenlerin sahip çıkmadıklarına halk sahip çıkacaktır.
    Aciz iktidar bunları dile getirenleri yangına körükle gitmekle suçladı. Biz de onları, halkı bu yangının ortasında bırakmakla suçluyoruz ve mahkum ediyoruz. Ortada bir yangın var ve alevler dört bir yandan halkın çevresini sarmış durumda ama, iktidar bu ateşin sıcaklığını hala hissetmiyor, durumun ciddiyetini kavrayamıyor.
    Meslek odaları ve sendikaların isyanı sürerken yarın Ankara’da yapılacak olan EMEP 5. Olağan Kongresi’nin de krizin nedeni kapitalizme karşı söyleyecek çok şeyi olacak. Balgat’taki Anadolu Kongre Merkezi’nde yarın yapılacak olan kongrede halkın kardeşleri kendilerini yoksulluğa ve işsizliğe mahkum eden Dünya Bankası ve AB uygulamalarına, onların talimatlarını halka rağmen yerine getiren işbirlikçi AKP iktidarına isyanını dile getirecek ve; yangını seyretmekle, yangının neden çıktığını uzun uzun tartışmakla yetinmeyerek halkı saflara ve direnişe çağıracak.
    Ertuğrul Ünlütürk
    www.evrensel.net