SAĞLICAK

  • Kapitalist sistemin dönemsel krizlerinden birisi daha yaşanıyor. Önceki krizlerde de yaşandığı gibi ekonomik kriz dönemleri sağlık hizmetleri açısından doğrudan ve/veya dolaylı olarak dramatik bir tablo oluşturuyor.


    Kapitalist sistemin dönemsel krizlerinden birisi daha yaşanıyor. Önceki krizlerde de yaşandığı gibi ekonomik kriz dönemleri sağlık hizmetleri açısından doğrudan ve/veya dolaylı olarak dramatik bir tablo oluşturuyor.
    Kriz dönemlerinde ilk işten çıkarmalar ‘verimlilik’ ya da ‘tasarruf’ politikaları üzerinden iki şekilde uygulanıyor. İşten atılmaya potansiyel aday grupların; birincisini sağlık sorunu nedeniyle verimliliği düşen işçiler; ikincini ise yeni işe giren ve tazminat hakkı olmayan işçiler oluşturuyor. Bu yelpaze duruma göre giderek genişliyor.
    Yeni işe giren ve prim gün sayısını tamamlamadan atılan işçiler ve bakmakla yükümlü olduğu kişiler Genel Sağlık Sigortası (GSS) hakkını kazanamadığı için sağlık hizmetinden yararlanamıyor. GSS hakkını kazandıktan sonra işten atılanlar da 6 ay geçtikten sonra bu haktan yararlanamıyor.
    TÜSİAD Başkanı “İşadamlarının ilk tercihi hiçbir zaman işçi azaltmak olmaz. Mutlaka başka çareleri olmadığı için başvurdukları son tercihtir” diyor. Ancak krizi fırsat bilen şirketler tarafından ‘son tercih’ değil ‘ilk tercih’ olarak gördükleri ‘işçi kıyımı’ sürdürülüyor. Kriz bahanesiyle işten atılmalar inanılmaz sayılara ulaştı. Aynı işi daha az ücretle yaptırmak gibi bir fırsat işverenler tarafından değerlendiriliyor. Ancak işin birde psikolojik boyutu var. Kriz derinleştikçe işten çıkarmalar nedeniyle gelecek kaygısının arttığı dönemlerde ‘hata yapma’ ve ‘işini kaybetme’ korkusu giderek tüm işçilerin benliğini sararken; iş yoğunluğu ve kaygı nedeniyle iş stresi daha da artarak, psikosomatik sorunlar da had safhaya kadar ulaşabilecek. İşte böylesine bir ortamda işçi ya işini kaybedebileceği endişesiyle her söyleneni yapacak ya da strese bağlı ciddi sağlık sorunları yaşayacak.
    Kriz nedeniyle bir tarafta işini ve GSS hakkını kaybedenlerin sayısındaki, diğer tarafta aynı gerekçelerle sağlık sorunlarındaki artış biri diğerini olumsuz etkileyerek sorunlar yumağı haline gelecek.
    Sağlık kuruluşlarına baktığımızda ise başka sorunlar yaşanacak. GSS hakkından mahrum kalanlarla birlikte diğer sigortalıların muayene parası ödeme sıkıntısı nedeniyle; ağırlıklı özel olmak üzere tüm sağlık kuruluşlarında hasta poliklinik başvurularının azalacağını söyleyebiliriz. Ayrıca katılım payı ödeme güçlüğü nedeniyle; katılım payı istenen tetkiklerle beraber ilaç kullanımı azalacak dolayısıyla tanı ve tedavi eksikliği mevcut sağlık sorunlarını daha da artıracak. Yani kriz hasta olanları daha fazla vuracak.
    Sağlık kuruluşlarında döner sermaye gelirlerinin azalması nedeniyle personel ücret ödemelerinde ve tıbbi malzeme ihalelerinde ciddi sıkıntılar yaşanacak. Döner sermaye payı aldıkları için maaşlarında artış yapılmayan devlet memuru sağlık çalışanlarının gelirleri düşerken, taşeronların çalıştırdığı devlet memuru olmayan yardımcı sağlık personeline daha önce olduğu gibi aylarca maaş verilmeyecek, ücretlerde iyileştirme yapılmayacak ya da personel azaltma yoluna gidilecek. Özel sağlık kuruluşları hasta yoğunlunun azalmasıyla birlikte doğrudan personel azaltma yolunu tercih edecek. Tıbbi malzeme alımının gerçekleşmediği durumlarda cepten ödeme gücü olanlar bazı tetkikleri özel merkezlerde yaptırabilecekler.
    İşsiz kalan ya da geliri düşen yoksul kesim için; temel gereksinimler arasında yer alan konut, gıda, ısınma gibi olmazsa olmazların yaratacağı sorunlarla karşılaşıldığında ise asıl tehlike yaşanacak. Bu sorunların sağlığa olası yansımaları psikolojik ve biyolojik hastalıklar şeklinde olacak ki, bu sonuçlar toplumsal ciddi sorunları gündeme getirecek.
    Tüm bu olumsuz gelişmelere karşın devletin olumlu katkısı sorunları hafifletebilir. GSS’ye devlet katkısı yasa ile belirlendi. Devlet, SGK’ya tahakkuk edilen prim matrahı üzerinden değil, SGK’nın tahsil ettiği GSS priminin dörtte biri kadar katkıda bulunacak. Kriz nedeniyle doğal olarak prim tahsilatı düşecek, dolayısıyla devlet katkısı da azalacak. Sonuçta; tahsil edemeyen devlet, katkıyı yapmayan yine devlet olacak! Azalan devlet katkısı sigortalıların sağlık kuruluşlarında katılım paylarının artırılması yoluyla telafi edilecek. Devlet katkısının ödenmesine ilişkin usul ve esaslar, yani GSS primine devlet katkısının oranı Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenecek.
    Özetle; daha önce yaşanan krizler düşük ve orta gelirlileri vurdu, GSS’nin yürürlüğe girdiği şu günlerde işsiz, yoksul ve hastaları çifte kriz vuracak.
    Celal Emiroğlu
    www.evrensel.net