KONUM

  • Ergenekon davası, bu davanın yürütücü ve taraflarının niyetlerinden bağımsız olarak, demokrasi mücadelesi bakımından önemli bir eşiğe gelmiş bulunuyor.


    Ergenekon davası, bu davanın yürütücü ve taraflarının niyetlerinden bağımsız olarak, demokrasi mücadelesi bakımından önemli bir eşiğe gelmiş bulunuyor. Özellikle Bölge’de Kürt halkına ve demokrasi güçlerine karşı yürütülen ‘özel savaş’ta önemli görevler üstlenmiş emekli general ve subayların, “Ergenekon terör örgütüne üye olmak”, “hükümete karşı darbe girişiminde bulunmak” gibi nedenlerle gözaltına alınıp tutuklanması, artık emek ve demokrasiden yana tüm güçlerin sürece müdahil olmalarını gerektirmektedir. Gelinen noktada birilerine yedeklenme tartışmaları anlamını yitirmiştir. Artık mesele, davanın egemenlerin çizdikleri sınırlar içinde mi kalacağı, yoksa devlet içinde halka karşı örgütlenmiş kontra çetelerinin ve işledikleri suçların açığa çıkartılmasını sağlayacak bir noktaya mı götürüleceği meselesidir. Bu sorunun cevabının ne olacağı; emek, barış ve demokrasiden yana halk güçlerinin süreç içinde geliştireceği tutum ve mücadele tarafından belirlenecektir.
    JİTEM itirafçısı Abdulkadir Aygan, 4 Ekim 2008 tarihli Evrensel’de yer alan röportajında, Bölge’de işlenen cinayetlerin yüzde 80’inin bugün kurucuları Ergenekon sanığı olan JİTEM tarafından yapıldığını söylüyordu. Veli Küçük “JİTEM yok” derken, JİTEM’den maaş aldığını ispatlayan Aygan’ın söyledikleri, Tuncay Güney’in iddiaları gibi şaibelere yer bırakmıyor. Aygan, işlenen cinayetleri ve cesetlerin gömüldüğü yerleri krokileri ile anlatıyor. 10 Haziran 1994’te kaçırılıp işkenceyle öldürüldükten sonra cesedi yakılarak Silopi’de Bozamir Deresi kenarında gömülen Murat Aslan’ın kemiklerinin Aygan’ın itirafları doğrultusunda bulunması, bu iddiaların ciddiyetini göstermektedir. 2004’te Aygan’ın itirafları doğrultusunda Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’nde 8 JİTEM elemanı hakkında açılan davada, mahkeme “görevsizlik” kararı vererek dosyayı 7. Kolordu Askeri Mahkemesi’ne sevk etmişti. Ardından askeri mahkeme de “sanıkların askerlikle ilişiğinin kesilmiş olduğu” gerekçesiyle davayı tekrar Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermişti. Bu davada işletilen süreç, ‘siyasi’ baskı ve müdahale olmadan 3-5 tetikçinin bile ‘hukuken’ yargılanmasının pek mümkün olmadığını göstermektedir. Oysa Abdulkadir Aygan, söz konusu röportajında, yargılamanın kapsamı ve vardırılması gereken boyutu şöyle özetliyordu:
    “A’den Z’ye kadar JİTEM’e bulaşmış herkesin yargılanması gerekiyor. JİTEM’in kurucuları ve yöneticileri Veli Küçük, Arif Doğan, Nurettin Ata, Hüseyin Kara, Zahit Engin başta olmak üzere JİTEM içinde yer alan 250-300 kişinin yargılanması lazım. O dönemde JİTEM’in görev yaptığı yerlerdeki sorumlu paşaların da yargılanmaları gerekir.(…) Bölge jandarma komutanları ve valileri de işin içindeydiler. Bunların hepsinin yargılanmaları gerekiyor. Bu işe emniyet müdürü ve amirlerinin de dahil edilmeleri gerekiyor. Bazı şeyleri biliyorlardı ya da en azından JİTEM’i, istihbarat vererek destekliyorlardı.”
    Bugün, ‘90’lı yıllarda Bölge’de ülkenin çeşitli kentlerinde gerçekleştirilen binlerce karanlık olay ve cinayetlerin adresi olan JİTEM ve kontrgerillanın Veli Küçük’ten Arif Doğan’a, Atilla Ersöz’den Atilla Uğur’a ve Levent Ersöz’e kadar birçok önemli ismi Ergenekon davası sanığı durumunda. Aygan’ın itirafları ve Şırnak Barosu’nun başvurusu üzerine Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Cizre-Silopi güzergahında bulunan JİTEM’in ‘ölüm kuyuları’nın açılmasına karar vermesi, Ergenekon davasının Fırat’ın ötesine taşınması bakımından önemli gelişmeler olarak değerlendirilmelidir. Aydınlar, emek ve demokrasi güçleri, ‘Bin Operasyonlar’ın, bugüne kadar karanlıkta kalmış tüm kontrgerilla cinayetlerinin açığa çıkartılması için bu davanın ısrarlı takipçisi olmalıdır. Daha önce Barış Meclisi tarafından gündeme getirilen ‘Hakikatleri Araştırma Komisyonları’nın oluşturulması ve bu komisyonlarda barolardan, tabip odaları gibi meslek örgütlerinden temsilcilerin yer alması, davanın bu mecraya çekilmesi ve gerçeklerin bütün boyutlarıyla açığa çıkartılması bakımından büyük bir önem taşımaktadır.
    Emek ve demokrasi güçlerinin Ergenekon davasına müdahil olması, bu davaya siyasi amaçlar yükleyen AKP ve diğer gerici güçlerin manevra alanını ortadan kaldıracak; bu güçlerin, Kürt sorunu ve demokrasi meselesi karşısındaki gerici konumlarının da açığa çıkartılmasını sağlayacaktır. Bu konuda gündeme getirilecek her türlü tereddüt, gericiliğe sunulmuş bir imkan olacaktır!
    Çetin Diyar
    www.evrensel.net