Reddedilmesi gereken zehirli girişimler

Mısır’ın, görünüşte Gazze’de çatışmaları durdurmaya yönelik girişimi, hava saldırılarını ve bombardımanı Gazze’de arttırması yönünde İsrail’e uygun bir atmosfer yarattı


Mısır’ın, görünüşte Gazze’de çatışmaları durdurmaya yönelik girişimi, hava saldırılarını ve bombardımanı Gazze’de arttırması yönünde İsrail’e uygun bir atmosfer yarattı. Aynı zamanda, New York’ta bulunan Arap devletlerinin dışişleri bakanlarının girişimi olan, İsrail’in Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde kınanması ve İsrail’in saldırılarını derhal durdurmasına yönelik BM kararı alma girişimini “veto” hakkı ile engelleyen ABD’yi, Birleşmiş Milletler’de çok zor bir durumdan kurtardı.
Mısır Hükümeti’nin bu girişimini Olmert, inanılmaz bir hızla kaptı, olumlu karşıladı ve bu girişimi görüşmek üzere Kahire’ye bir heyet gönderdi. Bu da gösteriyor ki Mısır Hükümeti’nin bu girişimi, Amerikan ve İsrail kaynaklı bir Mısır girişimidir.
Ölü çocuk resimleri, dünya basınını ve televizyonlarını kapladı. Aynı zamanda Arap kamuoyunda bir “uyanmaya” yol açtı ve İslam Alemi ile Batı Aleminde, İsrail aleyhtarı bir atmosfer yarattı. Bu da, İsrail’in karar alma organlarında bir şaşkınlığa yol açtı. Dolayısıyla İsrail’e karşı dünyada oluşan nefreti hiç vakit kaybetmeden, kısmen de olsa ortadan kaldıracak, bu zararları İsrail lehine telafi edecek bir çıkış yolunun araştırılması kaçınılmazdı. İşte bu arayışlar, insani yardımların ulaştırılması amacıyla İsrail’in saldırılarına, günlük üç saatliğine ara vermesi ve Mısır’ın ateşkesi sağlamaya yönelik girişim balonları, bu amaçla piyasaya sürüldü. Şarm Al-Şeyh’te kotarılmış ve Arap halkına yamanmaya gayret edilen bu girişimler, İsrail’e karşı onurlu direnişi tasfiye etmeye yönelik, zehirli ve tamamıyla Filistin direnişine karşı entrika girişimleridir.
Mısır Hükümeti, her türlü ulusal ve ahlaki sorumluluklarına sırt çevirerek, uzun süredir tamamıyla İsrail tarafında yer almakla, arabulucu vasfını yitirmiştir.
Halı hazırdaki Mısır girişimi, birtakım hedefleri ve nedenleri olan, zamanlaması da özenle hazırlanmış girişimlerdir. Bu girişimlerin amaçlarını ve hedeflerini kısaca şöyle özetleyelim: İsrail’e ister dost, ister düşman devletlerin yer alacağı bir Arap zirvesinin oluşumunu engellemek ve bu Mısır girişimini, olası bütün girişimlerin önünde esas tutmayı amaçlıyor.
Direniş Hareketi’nin, İsrail hava saldırılarının ve kara harekatının yıkıcı etkilerini göğüsleme başarıları göstermeye başlaması, düşman saldırılarına uyum sağlama ve ona karşı koymaya başlaması ve saldırgan düşman kuvvetlerinin zayiat vermeye başlaması. Lübnan Direniş Hareketi Lideri Hasan Nasrallah’ın her an katılabileceklerini açıkladığı, özellikle Kuzey Cephesinden olmak üzere, başka tarafların da savaşa katılarak, savaşın cephesinin genişleme ihtimali göstermesi.
Çocukların ve sivillerin vahşice katledilmeleri sonucu Avrupa’da ve İslam ülkelerinde bir nefretin oluşması; Avrupa devletlerinin, Avrupa’da şiddet ve terör olaylarının meydana gelmesinden korkmaları ve “El Kaide” gibi radikal örgütlerin, Londra ve Madrid’te olduğu gibi, gençleri kanlı olaylarda kullanarak, fırsattan istifade bu savaşa dahil olma tehlikesi.
Çatışmaları durdurmak ve İsrail’in dayattığı şartları kabul ettirmek; ki bu durum, bütün bu insanlık dramından sonra, katile ödül ve kurbana hakarettir. Şunu kesin bir ifadeyle söyleyebiliriz ki, askeri gücünü kullanarak, Gazze’de “Hamas” Hükümetini değiştirme hedefini gerçekleştiremeyeceğini ve bu hedefinin fiyaskoyla sonuçlanacağını İsrail idrak etti. Aynı zamanda, İsrail’e fırlatılan roketleri engellemenin de, şayet imkansız değilse dahi, neredeyse imkansız olduğunu idrak etti. İsrail, iki haftaya yakın bir zaman geçmesine rağmen, “Hamas” yöneticilerinden hiç kimseyi tutuklayamadı veya esir İsrail askeri Gilad Şalid’i de kurtaramadı. İsrail’in başarıyla yapabildiği tek şey, sadece okulları bombalamak ve çocukları ve sivilleri katletmektir. Sarkozy, Mısır’ın bu girişimini yaymak amacıyla, sürece ortak oldu. Ayrıca kendisi, İsrail’in hedeflerine ve çıkarlarına bilinçli bir şekilde hizmet etmektedir. Unutmamak gerekir ki Sarkozy, George Bush’tan sonra İsrail’in en güvendiği dostudur. Ve unutmamak gerekir ki, Fransa’nın AB Dönem Başkanlığını fırsat bilerek, ortak olmamasına rağmen, AB’ye ortak ülkelerin sahip olduğu, özellikle ticari ve ekonomik bütün imtiyazları İsrail’e Sarkozy sağladı.
Mısır Hükümeti’nden istenen tek girişim, sınırları ve geçiş noktalarını açmasıdır. Düşmanı durdurmak üzere tanklarını göndermesidir. Bu Nazi katliamları karşısında direnişin yanında yer almasıdır. Bu saydıklarımız, Mısır halkının talepleridir; her gün nefretlerini ifade eden on binlerce kişinin gösterilerde talepleridir. Ancak bu taleplerin dışında hareket etmek, kabul edilemez bir şeydir, baştan reddedilmiştir ve aynı zamanda büyük bir ayıptır.
Abdulbari Atwan, 08 Ocak 2009
Arapça’dan çeviren: Adnan Yılmaz
www.evrensel.net