ÖDP’de kritik kongre

ÖDP, kongreye gergin gidiyor. Görüştüğümüz taraflar, “Kim kazanırsa kazansın, parti birliği sürecek” dedi


Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP), uzun süredir yaşadığı iç tartışmaların ardından, bu hafta sonu konferans, pazartesi günü de kongresini topluyor. Parti içinde yaşanan kilitlenme üzerine genel başkan Ufuk Uras’ın, tüzüğün kendisine tanıdığı yetkiye dayanarak partiyi götürdüğü olağanüstü kongrenin, iç gerilimleri ne kadar çözeceği henüz belli değil. Ancak sonuç ne olursa olsun, her iki taraf da parti içindeki varlığını devam ettirmeyi düşünüyor.
ÖDP içindeki gerilimler, bugüne kadar kamuoyuna çeşitli görüş ayrılıkları biçiminde yansıdı. Ufuk Uras’ın, bağımsız adaylık süreci, ÖDP’nin kurucularından Oğuzhan Müftüoğlu’nun da içinde olduğu Devrimci Dayanışma’nın çoğunluğu elinde bulundurduğu Parti Meclisi’nin ‘çatı partisi’ne katılmama kararı almış olmasına rağmen, genel başkan Ufuk Uras’ın, ‘çatı partisi’ girişimi toplantılarına katıldığı yönündeki haberler, Ergenekon süreci üzerinden yaşanan tartışmalar gibi bir dizi neden, dışarıdan bakınca ÖDP içindeki gerilimi derinleştiren faktörlerdendi. Parti içindeki gerilim, şu ana kadar Birgün gazetesindeki kimi yazılarda da kendisini hissettirdi.
ÖDP’nin bu hafta sonu pazar günü konferansını, pazartesi de kongresini gerçekleştirecek. Yeni şekillenmenin olağanüstü konferansta netleşmesi bekleniyor. Konferans ve kongre öncesinde tarafların sürece nasıl yaklaştıklarını kendilerine sorduk.
Özgürlükçü Sol: Olağanüstü kongre kaçınılmazdı
Ufuk Uras’ı yeniden genel başkan adayı olarak gösterecek olan Özgürlük Sol Grubu’ndan Ahmet Asena, Dünyadaki ve ülkemizdeki gelişmelerin solun her kesimini cevaplanması gereken sorularla karşı karşıya bıraktığını belirterek, “Bu sorulara farklı yanıtlarımız olabilir ama bunların sınanma yeri toplumsal ve siyasal mücadeledir. Siyasal ve toplumsal mücadelelerin dışına düşen politik hareketler erimeye mahkumdur” dedi. Solun bu gün böyle bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu dile getiren Asena, “Kendini yenileyememenin, günlük siyasal pratikler içinde aktif bir güç olarak yer alamamanın getirdiği bir içe kapanma hali yaşamaktadır. Bunu kırmak, inandırıcı sol bir seçeneği oluşturmak zorundayız.” Asena, ÖDP’nin önceki konferanslarında bu konuya ilişkin bir dizi karar aldığını, ancak bu kararların farklı yorumlara tabi tutulduğunu, bu durumun Parti’de atalete yol açtığını söyledi.
Ahmet Asena, grubunun olağanüstü kongre gerekçesini de şu sözlerle açıkladı: “Yerel seçimler sürecinde Partiyi en az üç ay sürecek bir Olağan Konferans sürecine sokmak da, çatal kazık olarak yürümek de mümkün olmadığı için olağanüstü konferans kaçınılmaz olmuştur. Delegasyondan içinde bulunduğumuz tıkanıklığı çözmesi istenmiştir. ÖDP Olağanüstü Konferansı, seçilenlerin seçenlere bu durumu ortadan kaldırmak için başvurmasıdır. Yorum farklarına bağlı ayrımın derinleşmesi, MYK ve PM’de çözüm üretilememesi sonucunda, demokratik bir yöntem olarak olağanüstü konferansa gidilmektedir.”
Bu konferanstan çıkacak sonucun ÖDP’nin parçalanmasına yol açacağına inanmadığını dile getiren Ahmet Asena, “ÖDP’liler sorunlarını devrimci ve sosyalistlere yakışan bir olgunlukla tartışacak ve çözüme kavuşturacaklardır” dedi.
Devrimci Dayanışma: Olağanüstü meşru değil
Devrimci Dayanışma Grubu’nun Parti Meclisi üyelerinden biri olan ve bu grubun genel başkan adayları arasında ismi geçen Sema Solaklı ise, olağanüstü kongre çağrısının, Siyasi Partiler Yasası’nın zoruyla ÖDP’nin tüzüğüne konmuş bir maddeye dayanılarak alındığını belirterek, “Yasaldır, ama meşru değildir. Ben bunun, ÖDP’li olma hukukunun hiçbir şekliyle açıklanabileceğini düşünmüyorum” diye yorumladı.
Solaklı, kendileriyle Özgürlükçü Sol arasındaki farkı açıklarken de, şu vurguyu yaptı: “ÖDP, siyasal ve toplumsal alanda emekçilerin iktidarının, emekçilerin partisinin hükümet olmasıyla değil, bizzat işçilerin ve emekçilerin yönetmesiyle gerçekleşeceğini bir an bile gözden çıkarmaz. Bunun altını çizmemin sebebi şu. ÖDP’de şu an varolan ayrım noktasında önemli olduğunu düşünüyorum. Gözden kaçırılan nokta budur. Temsil mekanizmaları üzerinden, yukardan değil, gerçekten ezilenin, emekçinin, yoksulun kendi gücünü açığa çıkarabileceği toplumsal pratiklerden geliştiğini söylüyor devrimci dayanışma.” ÖDP’nin “özgürlükçü, özyönetimci, enternasyonalist, demokratik katılımcı, ekolojist, mitilarizm karşıtı ve feminist bir sosyalizm doğrultusunda, özgürlükçü bir sosyalizmi savunan bir parti” olarak, sermaye egemenliği ve emperyalizmin tahakkümünü ortadan kaldırarak, emek güçlerinin siyasi iktidarının kurulmasını hedeflediğini söyledi.
ÖDP’de, buna inananlarla, siyasetin yukardan verili temsiliyet koşulları üzerinden yürütülebileceğini iddia edenler arasındaki bir ayrışma yaşandığına vurgu yapan Solaklı, kongreden beklentisini de şu sözlerle açıkladı: “Kongre delegasyonu, hem ÖDP’nin tarihsel birikimine sahip çıkacaktır, hem de ÖDP’yi oluşturan geleneğin tarihsel birikimine sahip çıkacaktır.”
Kimlik ve kültür eksenli politikaların 12 Eylül’den sonra solun gündemine girdiği ve solun yenilgi döneminde güç kazandığı görüşünü dile getiren Sema Solaklı, kimlik taleplerini önemsediklerini, ancak bizzat küresel kapitalizmin tartışıldığı günümüz koşullarında artık emek siyasetinin öne geçmesi gerektiğine inandıklarını söyledi.
Sema Solaklı’ya, Birgün yazarı Ahmet Çarmak’ın önceki günkü köşe yazısında dile getirdiği “Kongrede taraflar birbirine girebilir” kaygısını hatırlattığımızda ise, böyle düşünmenin ÖDP’nin demokratik birikimine inanmamak olacağını söyledi. Sema Solaklı, kongre sonucunda çoğunluğu Özgürlükçü Solu’n sağlaması durumunda da, ÖDP’nin tarihsel birikimine sahip çıkarak, parti içinde kalıp, görüşlerini çoğunluk görüşü haline getirmek için mücadele vermeye devam edeceklerini söyledi.
Müftüoğlu: Üyeler ÖDP’nin birliğine sahip çıkar
ÖDP’nin bu kongreye birikmiş bir gerilimle gittiğinden yola çıkılarak, yer yer “kulaklara çalınan”, “kazanan kalır, kaybeden gider” görüşünü, Solaklı ile aynı grupta olan ve ÖDP’nin kurucu isimleri arasında yer alan Oğuzhan Müftüoğlu da yalanladı. Kongreden ne beklediğini sorduğumuz Müftüoğlu, “Kongrenin partinin 15 yıllık hukukuna, kültürüne, birliğine sahip çıkmasını bekliyorum” yanıtını verdi.
Olağanüstü kongrenin parti için problemlerin bir yansıması olarak gündeme geldiğini belirten Müftüoğlu, “Eğer Özgürlükçü Sol çoğunlukta çıkarsa, bu ÖDP’nin geleceğini nasıl etkiler?” şeklindeki sorumuzu da şu sözlerle yanıtladı: “Onlar durumu değiştirmez. Ben partinin tabanının, üyelerinin partinin birliğine sahip çıkacağına inanıyorum.”
Kilitlenme aşılamazsa da, tasfiye olmaz
Özgürlükçü Sol Grubu’nun MYK üyelerinden Funda Ekin ise, ÖDP’yi olağanüstü kongreye götüren süreci şöyle özetledi: ÖDP 5. Kongre süreci ve sonrasında yaşanan Ufuk Uras’ın bağımsız aday sürecini oldukça tartışmalı ve sancılı geçirdi. Sonrasında yaşanan konferanslar ve yapılan pek çok değerlendirmeye karşın tartışmayı da sonlandırmayı başaramadı. Buna karşın en son yapılan konferans sonrasında oluşan parti meclisi olağan konferanslar takvimini bir yıl ertelemeyi, tartışmayı tüm örgütle birlikte sürdürmeyi ve ortak bir merkez yürütme kurulu faaliyeti sürdürmeyi karar altına almıştı. Ancak gelinen noktada yaşanan tartışmalar organlarda ciddi bir kilitlenmeyi ortaya çıkardı. Öyle ki ülkemizin içinden geçtiği sürecin de -yerel seçimler, ekonomik kriz, Ergenekon vb gündemlerin- yoğunluğuna ve önemine karşın parti organları karar alamaz, harekete geçemez ya da alınan her kararın meşruluğu sorgular hale geldi.” Ekin, tüm bu sürecin genel başkanı konferans iradesine başvurarak sorunları delegelerin iradesine sunma yolunu tercih etmeye yönelttiğini söyledi.
Bu kongre sürecinin bu kilitlenmenin aşılmasına hizmet etmesini umduğunu dile getiren Funda Ekin, çıkacak sonuca göre, bir grubun tasfiyesinin söz konusu olmayacağını da söyledi.
Dile getirilen görüşlerin de ortaya koyduğu gibi, olağanüstü kongre süreci, ÖDP açısından bir ayrışma süreci olmayacak. Kilitlenme aşılmaz ise, sorunlar olağan kongreye taşınacak. (İstanbulEVRENSEL)

Ufuk Uras: Zorlu bir süreç bekliyor
ÖDP Genel Başkanı Ufuk Uras ise, dün yaptığı yazılı açıklamada, “Olağanüstü konferans sonrasında bizi zorlu bir süreç bekliyor. Fikirlerimizi toplumsal muhalefetin farklı kesimlerine anlatabileceğimiz, onlarla ortak bir tartışma içinde olgunlaştırabileceğimiz bir faaliyeti örgütlemeliyiz. ÖDP’yi kuruluş iddialarına uygun bir parti haline getirmenin, toplumsal mücadelenin taşıyıcı öznesi kılmanın yolu budur” dedi. Uras, birlik fikrinin önemine de vurgu yaptı.
Fatih Polat
www.evrensel.net