YENİ DÜNYA

  • ABD’de başlayarak dünya piyasalarını hızla etkisine alan ekonomik kriz Doğu Asya’yı da olanca gücüyle vurdu.


    ABD’de başlayarak dünya piyasalarını hızla etkisine alan ekonomik kriz Doğu Asya’yı da olanca gücüyle vurdu. Bilindiği gibi bu ekonomilerin ortak özelliği sahip oldukları yüksek büyüme hızının içerideki pazardan ziyade Batı pazarına yaptıkları üretimden kaynaklanıyor olması. Dolayısıyla, Batı ekonomilerinde yaşanan bir daralmanın Asya ekonomilerini doğrudan etkilemesi kaçınılmaz. Yaşanan krizin Asya’daki etkilerinin 20. yüzyılın sonundaki “Asya Krizi”nden çok daha yıkıcı olacağı konusunda hemen herkes hemfikir.
    Geçen hafta içerisinde açıklanan rakamlara göre 2007 yılında yüzde 13 gibi bir büyüme hızı yakalayan Çin ekonomisi 2008 yılının son çeyreğinde durgunluğa girmiş gözüküyor. Diğer Asya ekonomilerinde ise kriz şimdiden tüm şiddetiyle etkisini göstermiş durumda. Japonya geçen yılın son çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10 daralırken, bu oran Singapur’da yüzde 17, Güney Kore’de ise yüzde 21 civarında. Görüldüğü gibi Batı’da başlayan kriz kimi Asya ülkelerinde Batı’ya oranla daha şiddetli bir daralma yaratıyor. Bunun başlıca nedeni ise krizden en çok etkilenen imalat sanayinin bu ekonomilerin ihracatındaki ve toplam üretimindeki son derece yüksek payı.
    Bir ülkenin GSYİH’sının yüzde 80’i ihracat kalemlerinden oluşuyorsa ve bu kalemler de gelir elastikiyeti (gelirdeki düşüşe hassasiyeti) son derece yüksek ürünlerse böylesi büyük bir daralma yaşanabiliyor. Bugün (aşırı tasarruf eğilimiyle bilinmesine rağmen) Japonya’nın ihracatının GSYİH’na oranı yüzde 20 civarında iken, bu oran dünyanın en kalabalık nüfuslu ülkesi Çin’de yüzde 40’lara, Hong Kong ve Singapur gibi ülkelerde ise yüzde 180’lere varabiliyor. Bu oranın yüzde 100’ün üzerinde olması kafanızı karıştırmasın. Bu durum dışarıdan ithal edilen dolayısıyla GSYİH’ya dahil edilmeyen malların ihracından kaynaklanıyor.
    Yaşanan ekonomik kriz karşısında Çin hükümeti kamu harcamalarını arttırarak ve büyük altyapı yatırımlarını devreye sokarak ekonomiyi canlandırmayı amaçlıyor. Aslına bakılırsa durum Batı ekonomilerinde de pek farklı değil. Faizleri kısa bir sürede hemen hemen sıfır seviyesine çekerek tüketimi ve yatırımları canlandırmaya çalışan Batı ekonomilerinin bu aşamadan itibaren kamu harcamalarını arttırmaktan başka alternatifi kalmamış görünüyor. Krizin çıplak gerçekleri karşısında bütçe açığı konusunda hassasiyetiyle bilinen muhafazakar çevrelerden de pek ses çıkmıyor. Gelişmiş ülkelerin bütçe açıklarının GSYİH’na oranı 2007 yılında ortalama yüzde 2 civarında idi. IMF tarafından açıklanan tahminlerde bu oranın önümüzdeki yıl içerisinde yüzde 7’lere tırmanması bekleniyor.
    ***
    Gelişmiş kapitalist ülkeler krizi faizleri düşürüp kamu harcamalarını arttırarak karşılarken, yabancı sermaye tarafından faiz cenneti olarak nitelenen Türkiye ise IMF ile yeniden anlaşma zemini arıyor. IMF’nin bütçe disiplini ve faiz dışı fazla konusundaki ısrarından taviz vermemesi hükümeti özellikle yerel seçimler öncesinde zor durumda bıraksa dahi anlaşma arayışı sürüyor. Türkiye’nin dış ticaret dengesinde büyük açık yaratan, sıcak para akışına dayalı bir kur politikası sürdürdüğünü sürekli vurguluyoruz. Bu politika hükümetin enflasyonla mücadele politikasının da temel dayanağını oluşturuyor. Halihazırda korunmaya çalışılan kur istikrarı küresel krizin patlamasıyla birlikte yabancı sermayenin merkeze kaçma eğilimine girmesi nedeniyle önemli bir darbe almıştı. Hükümet bir de faizleri düşürerek bu kaçış eğilimini güçlendirmekten çekiniyor. Biliyorlar ki, yüksek faizlerle ülkeye çekilen sıcak paranın kaçışıyla birlikte yaratılan “yapay” istikrar tablosu da yerle bir olacak.
    IMF’nin kapısında istikrar arayışının altında da aynı neden yatıyor. Dün ekonominin sıcak para girişine dayalı hastalıklı yapısını ve taşıdığı riskleri göz ardı ederek övgü düzenlerin bugün IMF’den medet umması bu sebepten. Dünya bütçe disiplinini bir yana bırakarak kriz döneminde kamu harcamalarını arttırırken, hükümetin IMF ile faiz dışı fazla pazarlığına soyunması kimseyi şaşırtmamalı.
    Murat Birdal
    www.evrensel.net