BASIN TURU

İzlanda'yı satın alacağım! Ancak, bir ülkeye ihtiyacım olduğundan değil. Anayasayı değiştirmek için vatandaşlara ihtiyacım var...


Küresel ekonomik kriz dolayısıyla birçok şirketin, bankanın, kulübün, yatın veya üniversitenin satışa sunulduğuna dair haberler duyuyoruz. Ancak satılık bir ülke haberini duymak!.. Doğrusu, şu yaşadığımız zengin/fakir çağda, bayağı zor bir olaydı.
İzlanda, eli kulağında, iflasını ilan etti edecek; işte bu trajikomik haber, dünyanın siyah veya beyaz, küçük veya büyük bütün köşelerini şiddetle sarsan küresel ekonomik krizin etkilerini bütün çıplaklığıyla görmemizi sağladı. Üstelik İzlanda, Afrika'nın veya Asya'nın adı sanı duyulmamış ücra ülkelerinden biri değil; bilakis, NATO üyesi olan ve de "Büyük" Britanya'nın komşusu olan bir beyaz Avrupa ülkesi.
Fakirin biri, ekonomik kriz ile ilgili şunu demişti: Dünyada bir "ekonomiye" sahip olanlar, bir de bir "krize" sahip olanlar mevcut; çok şükür, benim "ne bir krizim, ne de bir ekonomim" var!
Kapitalizm iflas mı etti?!
Bu soruya kapitalistler, tıpkı bir zamanlar sosyalistlerin "Hayır, sosyalizm iflas etmemiştir" diye cevap verdikleri gibi, "Hayır, kapitalizm iflas etmemiştir; iflas eden, sadece kapitalist seçenek örneklerini tatbik edemeyen kapitalistlerdir!" diye kükreyerek cevap vereceklerdir. Ancak kapitalistler, sosyalistlerin gerekçelerini dinlemedi; şimdi de sosyalistler, kapitalizmle dalga geçmekten geri durmuyorlar tabii.
Ekonomi analistleri, krize dair analizlerinde hâlâ gayet soğukkanlılıkla, "Krizin en kötü etkileri henüz görünmedi!" diyorlar. Halbuki küresel ekonomik krizin etkisiyle işten çıkarmalar, maaş düşürmeler veya maaş dondurmalar yaşanıyor, ilaç alımının azaltılmasından dolayı veba ile mücadele zayıflıyor; sporcularına en kaliteli çikolatayı bedava dağıtan spor kulüpleri, sporcularına çikolata dağıtmayı iptal ediyor; ülkenin birindeki bir sirkteki bir aslan, insanların "et" bulamamasından dolayı ölüyor! Acaba bütün bunlardan daha kötü ne olabilir? "Krizin en kötü etkileri henüz görünmedi" diyorlar hâlâ.
İzlanda ülkesi satılık!..
Pekâlâ, ben de satın alacağım.

Ancak, bir ev satın aldığımızda, belediyeden tapusunu alırız. Ben de belediyeleriyle bir ülke satın alıyorum; eee, tapusunu kimden alacağım? Birleşmiş Milletler'den mi; yani, Dünya Belediyesi Başkanı Ban Ki-moon'dan mı alacağım ülkenin tapusunu?!
Ayrıca "Ev alma, komşu al!" demişler. Dolayısıyla, ülkeyi satın almadan önce, komşu ülkeleri şüphesiz ki araştırmam gerekir. Zira komşu ülkelerin çocuklarının soyunu sopunu öğrenmeden, babalarının çocuklarını nasıl bir disiplin ve de terbiyeyle eğittiğini görmeden, çocuklarımın komşu ülkedeki çocuklarla karışmasını, doğrusu istemem.
Bu münasebetle şunu da ifade edebiliriz; mesela dayalı döşeli bir villa dendiğinde, evde ihtiyaç duyulan her türlü eşyanın mevcut olduğunun kastedildiği anlamını çıkarırız; ancak dayalı döşeli bir ülke dendiğinde ise eşya olarak, o ülkede yaşayan insanların kastedildiği anlamını çıkarırız. Fakat ben, şayet İzlanda'yı satın alırsam, eşyalarını (insanlarını) değiştirmek istiyorum. Eşyalarımı kendim getirmek istiyorum; yakın akrabalarımı, dostlarımı ve tanıdıklarımı getirmek istiyorum; ancak, İzlanda'yı satan satıcı ile, bazı eşyaları evden götürmemesi için de anlaşacağım; özellikle hiç kullanılmamış eşyaları...
İzlanda'yı satın alacağım! Ancak, bir ülkeye ihtiyacım olduğundan değil. Anayasayı değiştirmek için vatandaşlara ihtiyacım var; ayrıca makalelerimi her hafta okuyacak ve bu makalelerden birini, İzlanda'mızın milli marşı olarak seçecek vatandaşlara ihtiyacım var; işte bu yüzden İzlanda'yı satın alacağım.
Küresel ekonomik kriz analistleri, "Krizin en kötü etkileri henüz görünmedi" diyerek, tahlilleriyle bizi korkutuyorlar!
Geleceğini söyledikleri "en kötü" durumun ne olduğunu biliyor musunuz?
İnsanlığından çıkmış insan, tekrar insana dönüşecek!..

Ziyad Bin Abdullah El-Derris (Suudi Arabistanlı yazar)
Londra'da Arapça yayımlanan El Hayat gazetesi, 4 Şubat 2009
Arapça'dan çeviren: Adnan Yılmaz
www.evrensel.net