Düzeltilmişi de yalan!

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) sanayi üretimi rakamlarında skandal bir hata yapması, özellikle sermaye çevrelerinde güven sarsıntısına yol açtı. İşçiler ise skandalın düzeltilmiş halini dahi inandırıcı bulmuyor


Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) sanayi üretimi rakamlarında skandal bir hata yapması, özellikle sermaye çevrelerinde güven sarsıntısına yol açtı. İşçiler ise skandalın düzeltilmiş halini dahi inandırıcı bulmuyor.
Tekstil sektöründe önce yüzde 40 üretim artışı gösteren İstatistik Kurumu, sonrasında hatasını düzelterek sektörde yüzde 27’lik bir küçülme açıklamıştı.
Kralsız ve kötü çalışma koşullarının hakim olduğu merdivenaltı atölyeleri, ekonomik krizin etkisinin en çok hissedildiği yerlerin başında geliyor. Atölyelerde işyeri ve işçi açısından kayıt dışılığın yaygın olması, burada yaşanan sorunun görülmesini engelliyor. Bu nedenle kaç işyerinin kapandığı ve kaç işçinin işten atıldığı bilinmiyor. Ama sektördekiler, yaşananların TÜİK’in rakamlarını kat be kat aşıyor.
Fason Üreticileri Derneği Başkanı Yılmaz Kocaoğlu, sanayinin sağlıklı bir envanteri bulunmamasının gerçekçi rakamların ortaya çıkmasını engellediğini vurguluyor.
Okmeydanı’nda tekstil atölyesi bulunan Yaşar Birgün, işlerin üçte bir oranında değil, onda bir oranında azaldığına dikkat çekiyor: “Önceleri haftalık 600-700 adet iş yaparken, geçtiğimiz hafta yaptığım iş adedi sadece ve sadece 72. Komik bir rakam. İşçilerimin de yarısından fazlasını göndermek zorunda kaldım.”
Bu zamana kadar böyle bir dönem yaşamadıklarını söyleyen işçilerin, kimi memleketine geri dönmeyi düşünüyor, kimi işlerin tekrar açılması umudunu koruyor.

6 GÜNLÜK BİLE İŞ YOK
Mehmet Buhar, 1977 senesinden beri tekstil atölyesi sahibi. Çalışırken zarar edilen ve sonunda atölyenin kapandığı bir dönem yaşadıklarını aktaran Buhar, bu kadar ucuz işçilik yaptırılmasına rağmen bunların yaşandığını ifade ediyor. Önceden 6 aylık dönemlerde iş alıp çalıştıklarını dile getiren Buhar, “Şu anda bırakın altı ayı, altı günlük bile iş imkanı yok. Eskiden işverenler sıraya giriyordu. Şimdi soran yok. 2003’te üç bin liraya dikmiş olduğumuz fasonu, bugün 1 lira gibi bir fiyata dikiyoruz. Çok saçma sapan fiyatlar. Bu fiyatlarla işçi parası bile çıkmaz. Diğer giderleri saymıyorum zaten” diye konuşuyor. Çözüm olarak dernekleşmek gerektiğini söyleyen Buhar, berberin, kahvenin bile bir listesi olduğunu, ancak hiçbir atölyenin kaydının bile olmadığını ifade ediyor. Cafer Ersöz de yaşanan krizin etkisinin bu kadar büyük olmasının nedenini özelleştirme politikalarına bağlıyor. KİT’lerin satılmasıyla birlikte büyük bir istihdam sorunu yaşandığını dile getiren Ersöz, “KİT’lerde çalışan binlerce insan vardı. Bir istihdam yaratılıyordu. Emekçi buradan para alıyordu, krizden fazla etkilenmiyordu. Bu nedenle kriz daha da devam eder, çok daha kötülerini yaşayacağız” diye konuşuyor. (EKONOMİ SERVİSİ)

AYIN TAMAMINDA ÇALIŞAN YOK
İlkokul üçüncü sınıftan beri hem okuyup hem çalıştığını söyleyen 18 yaşındaki Latif Yavuz, genç yaşına rağmen birçok iş yapmış. Yenibosna’daki tekstil atölyesinin kapanmasıyla Okmeydanı’na gelen Yavuz, ancak burada da aynı sorun nedeniyle işsiz kaldığını söylüyor.
Mehmet Şaşmaz da Kurban Bayramı’ndan beri çalışamadıklarını belirtiyor. Nadiren iş olunca çalıştıklarını aktaran Şaşmaz, ancak bu çalışmaya rağmen para alamadıklarını söylüyor. “Kurban Bayramı’ndan önce içeride kalan paralarımız var. Ayrıca mesailerimiz var, onları da alamıyoruz. Zaten mesai ücretlerinin peşinde de değiliz. Maaşımızı alalım yeter” diye konuşan Şaşmaz, borç içinde olduklarını ve çıkar yol bulamadıklarını dile getiriyor.
Tekstil atölyelerinde sekiz yıldır çalışan 19 yaşındaki Celal Göçen, memleketine geri dönmeyi düşünenlerden. Şu anda küçük küçük parça işlerin dışında çalışmadıklarını söyleyen Göçen, genelde çalışmadıklarını dile getiriyor: “Önceleri de aynıydı aslında. İş olunca yoğun çalışıyorduk, olmayınca daha az çalışıyorduk. Ama şimdi işler hepten kesildi.”
Erkan Araz / Cem Şimşek
www.evrensel.net