İşsizlik her şeyden beter

Menemen de diğer sanayi kentleri gibi çok sayıda işçinin işten çıkarıldığı, işsiz sayısının ortalamanın üzerinde olduğu bir ilçe.


Menemen de diğer sanayi kentleri gibi çok sayıda işçinin işten çıkarıldığı, işsiz sayısının ortalamanın üzerinde olduğu bir ilçe. İşsizler arasında demir-çelik fabrikalarından, haddehanelerden çıkarılan işçiler olduğu gibi çok sayıda şantiye işçisi de var.
Genelde yurtdışında çalışan şantiye işçileri Türkiye’de TÜPRAŞ, PETKİM ve demir-çelik fabrikalarında ek binaları yapan taşeronlar firmalarda çalışıyorlar. Ama artık oralarda da iş bulmak imkansız onlar için.
Aralarından bazıları yaşamlarını tehlikeye atarak Irak’a çalışmaya gidiyor. Pek çok badire atlatan işçiler, tehlike içinde olduklarını, hiçbir sosyal güvencelerinin olmadığını ama işsizliğin her şeyden kötü olduğunu söylüyorlar.
İRLANDA HÜKÜMETİ KURTARDI
Çalışma koşullarına dair bir örnek Süreyya Karataş’ın yaşadıkları. Karataş İrlanda’da termik santral inşaatında çalışırken kendilerini İrlanda Hükümeti’nin kurtardığını söylüyor. Karataş, İrlanda Hükümeti’nin denetleme sırasında köle gibi çalıştırıldıklarını açığa çıkararak müdahale ettiğini şöyle anlatıyor: “500 avroya çalışıyorduk. İrlanda Çalışma Bakanlığı aramıza ajan sokmuş, çalışma koşullarımızı ve ücretlerimizi öğrenmiş. Firmaya ‘Benim ülkemde köle çalıştıramazsın’ diyerek müdahale etti. Ücretlerimiz 3 bin avro oldu. Firma Amerika’dan avukat getirdi itiraz etti. Bizleri de ‘Türkiye’den 50 aç insan getiririm, onlar çalışır, halinize şükredin’ diyerek Türkiye’ye göndermekle tehdit etti. Ama 3 bin avroya çalışmaya başladık.”
Yurtdışına çalışmaya gidenler arasında gençler de yoğunlukta. Bu genç işçilerden birisi de Yusuf Canikoğlu. Yusuf yurtdışında pek çok tehlike atlatmış. Kazaklar saldırırken oradaymış. 10 gün bir otelde mahsur kalmış. Irak’ta da tehlike geçiren Yusuf her şeye rağmen, “İş olsa hemen giderim çünkü işsizlik her şeyden beter” diyor. Bir diğer genç işçi ise Süleyman Canikoğlu. Süleyman şantiye işçiliğini babasından devraldığını, yurtdışı şantiyelerinde çalışmanın eskisi kadar avantajlı olmadığını söyleyerek, “Firmalar işe götürürken buradaki asgari ücreti örnek gösteriyorlar. ‘Burada olsan 600 alacaksın, ben sana 800 veriyorum’ diyor kabul etmemizi istiyor. Orada hiçbir şeyin düzeni ve insani yanı yok. Çok fazla zorluk var” diyor.
BAŞBAKAN KÜRESEL KRİZE SIĞINIYOR
Hıdır Hasbay ise krizden en çok kendilerinin etkilendiğini düşünüyor. “Türkiye 2001’den bu yana zaten kriz yaşıyor” diyen Hıdır Hasbay, “Erdoğan küresel krizi kullanarak bunun üstünü örtmeye çalışıyor” diye konuştu.(İzmir/EVRENSEL)

İŞÇİLERİN İTİRAZ HAKLARI BİLE YOK
Uzun yıllar yurtdışında şantiyelerde çalışan Mehmet Uray’a göre yurtdışında çalışmak kaderini taşeronlara teslim etmek demek. “Yurtdışına çıktığımızda Türkiye diye bir devlet kalmıyor. Hiçbir şeye itiraz edemiyorsunuz. Türkiye’deki yasaların hiçbirisi uygulanmıyor. Adeta paketle gidip paketle geliyoruz. Firmalar bir nevi insan tacirliği yapıyor” diyen Mehmet Uray’ı diğer işçiler de destekliyor. İşçilerin söylediklerine göre firmalar Çalışma Bakanlığı tarafından denetlenmiyor ya da denetlense de işe yaramıyor. Gece 2’ye kadar çalışıyorlar, genelde kaldıkları yerler ve yemekler düzenli ve sağlıklı olmuyor. Bunlarla birlikte sigortalarından aileleri yararlanamıyor ve hiçbir sosyal hakları yok; bayram ve hafta sonu tatilleri dahil. Gittikleri yerlerde yabancı olmanın ruh haliyle daha çekingen oluyorlar. Gidilen yerin işçilerinden farklı ücret almaları başka bir tehlike doğuruyor.
Turan Kara
www.evrensel.net