Asya-Pasifik’te bu hafta (82)

Japon sömürgeciliği ve Ulusalcılığın Yükselişi -2


Yayılmacı Japonya’da, eğitim ulusalcılaştırıldı; tüm okullarda, Başyayılman’a bağlılık için bir ant okutuluyordu ve “‘üstün Japon ulusu’nun şanı yürüsün” diye, suçluların, engellilerin, akıl hastalarının çocuk sahibi olması engelleniyor, kısırlaştırma izlenceleri uygulanıyordu. Aynı biçimde, Japonya’da çalışan Koreli işçilerle Japon kadınların evlenmesine izin verilmiyordu; çünkü ‘bozuk soylu’ Koreliler, üstün Japon ırkını böylece kirletmiş oluyorlardı. Bu arısoycu (eugenics) yaklaşımlara, kimi ulusalcılardan da tepki geliyordu: Bunlara göre bu çalışmalar, güneşin soyundan gelen kutsal Japon insanlarını, çiftleştirilecek hayvanlara indirgiyordu. Oysa ister düşük zekalı ister yüksek zekalı olsun, tüm Japonlar kutsaldı.
Yayılmanlık Japonyası üstüne yorumların çoğunda, savaşa Japon şirketlerinin desteği unutuluyor; örneğin, 2. Paylaşım Savaşı sırasında, Japon savaş uçaklarını Mitsubishi yapıyordu. Üstelik şirket, üretimde savaş tutsağı ve Çinli ve Koreli köle işçi çalıştırıyordu ve birçok işçi ölmüştü. Hatta kimi yazarlar, Japon şirketlerinin yükselişinin nedenlerinden biri olarak, savaş sırasında kullanılan köle ve tutsak emeğini saymaktalar. Savaş bittikten sonra ABD İşgal Gücü, bu şirketlere dokunmadı.
2. Paylaşım Savaşı sonrasında; 1946-1948 arasında toplanan ve 11 yengili devletten birer yargıç tarafından yönetilen Tokyo Savaş Suçları Mahkemesi, Çin’e, ABD’ye, Britanya’ya, Hollanda’ya, Fransa’ya (Hindiçini) ve SSCB’ye savaş açmaktan, savaş tutsaklarına kötü davranmaktan ve toplukıyımdan yaklaşık 5 bin 700 Japonyalıyı yargıladı. Sömürgeciler sömürgecileri yargılıyordu. Başyayılman ve ailesi başta olmak üzere birçok savaş suçlusu, bu yargılamalardan ayrı tutuldu. Bütün suçlar, bir avuç siyasetçiye ve askere yüklenirken, Başyayılman’a özellikle dokunulmadı. ABD İşgal Ordusu, Başyayılman’ın yargılanıp idam edilmesi durumunda, Japon halkının ayaklanacağından korkmuş olmalıydı. Üst düzeydekilerin birçoğu aklandı; suçların çoğu orta düzeydekilere yıkıldı. Sonunda en üst düzey suçlardan alt tarafı 7 savaş suçlusu idam cezası aldı. Bunların 3’ü bakan, 4’ü komutan idi. 16 suçlu, ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Bunlar da, 1955’teki afta salıverildiler. Savaş döneminin dışişleri bakanı Mamoru Shigemitsu (1881-1957), 7 yıla çarptırıldı; 1950’de afla çıkıp yeniden dışişleri bakanı oldu. Daha hafif suçlardan yargılanan 5 bin 700 zanlının yaklaşık bini idam edildi; yaklaşık 500’ü ömür boyu hapse çarptırıldı. ABD’nin, savaş tutsakları üzerinde ilaç ve hastalık denemeleri yapmaktan yargıladığı Japon sağaltmanlar, ABD tarafından, kimyasallarla ilgili gizli bilgileri vermeleri karşılığında yargılamalardan ayrı tutulup, mahkemeden ellerini kollarını sallaya sallaya çıkıp gittiler. Aynı biçimde, savaş suçlularının bir bölümü, ABD İşgal Gücü’ne hizmet karşılığında serbest bırakıldı. Bunlar, 1945 sonrası yükselen sendika hareketi ve toplumsalcı muhalefete karşı saldırgan olarak kullanıldı. (Savaş sonrasında gizil ulusalcılığa karşı en büyük muhalefet, Japon Öğretmenler Sendikası ve sendikanın yakınlık duyduğu JSP’den (Japon Sosyalist Partisi) geliyordu. Ulusalcılar ve savaş suçluları, öğretmenlerin ve JSP’nin üzerine salındı; hatta bir ulusalcı, 1960’da JSP Genel Başkanı İnejiro Asanuma’yı (1898-1960) canlı yayında öldürdü.)
Japonya’da ulusalcılık, gizil ve küçük bir hareket olarak 1945 sonrasında da var oldu; ancak son zamanlardaki yeniden yükselişi, ülkenin 1990’larda girip hâlâ çıkamadığı tutumyapısal (ekonomik) bunalımın bir ürünü. ‘Japon tansığı (mucize)’ olarak geçen 40-50 yıldan sonra, ülkenin tutumyapısı durgun; bu, yeni arayışlara neden oluyor. Günümüzde Japon yayılmanlığının en uç noktasını, Japon Nazi Emek ve Refah Partisi temsil ediyor. 1982’de kurulan partinin Japon siyasetinde pek bir etkisi yok. Parti, tüm-Altaycı (Turancı) bir çizgiye sahip; buna göre Altay kökenli olan Koreliler, Moğollar, Türkler, Macarlar, Finler ve Estonlar birleşmeli; bir Altay Devleti kurmalılar. Bu birlik, Altay kökenli olmayıp Çin-Tibet kökenli olan Çin’i dışarıda bırakıyor. Parti, Çin’e karşı Altay olmamasına karşın Tibet’i ve Altay kökenli olan Uygurlar’ı destekliyor. Partiye göre 2. Paylaşım Savaşı’nda Japon ordusunun toplukıyım yaptığı, Yahudi soykırımı kadar yalan.
Ulusalcı öbekler, dünyanın dört bir yanında olduğu gibi, toplumsalcılara karşı kullanıldı ama Sovyetler’in çöküşünden sonra, ABD’nin ‘sivil faşist’' kullanmasına gerek kalmadı; böylece ulusalcıların konumu da değişti. Eskiden tümüyle ABD’ye kapılanan Japon ulusalcılarının bir bölümü, bugün ABD karşıtı. Ama ABD karşıtı olmaları, elbette ilerici ya da sömürgecilik karşıtı olmalarından değil; onların istediği, dünyaya ABD yerine Japonya’nın egemen olması. Günümüz Japonya’sı, tek tük de olsa bu öbeklerin eylemlerine (örneğin Çin Büyükelçiliği’nin kapısına genbinitle -otobüs- var gücüyle çarpma, gazetecilerin tartaklanması; Japonya, Çin ve Tayvan arasında paylaşılamayan Kardak gibi ıssız adacıklara deniz feneri ya da tapınak dikme vb.) tanık oluyor. (Devam edecek...)
Dr. Ulaş Başar Gezgin
www.evrensel.net