BASIN TURU Bir cehennem varsa

Seçimlerden sonraki durumumuz akla cehennemin neye benzediğiyle ilgili iyi bilinen bir hikayeyi getirdi: İnsan bütün cezp edici meyvelerin karşısında oturuyordu ancak çatallar ve kaşıklar bir şey yemek için değildi


Seçimlerden sonraki durumumuz akla cehennemin neye benzediğiyle ilgili iyi bilinen bir hikayeyi getirdi: İnsan bütün cezp edici meyvelerin karşısında oturuyordu ancak çatallar ve kaşıklar bir şey yemek için değildi. Bu anlamda İsrail politikacıları ve seçmenleri öldüklerinde kuşkusuz cennete gidecekler çünkü yaşarken zaten cehennemdeler.
Bu hafta bu şeyler çok önemli hale geldi, fakat yeni bir durum yok. Biz zaten ‘sonraki başbakanın yanlış duyurularını önceden kabul ettik, burnumuzdan uzaklaşan ‘iktidarın ceylan derisi sandalyelerini’ ve iktidarın sandıktan çıkan zaferden sonra bile nasıl yitip gittiğini gördük. Bu hafta dejavu ve sürprizlerin olağan karışımıyla her şey geri döndü.
Fakat İsrail siyasi cehennemi yalnızca iktidarın mekaniğiyle kaynamıyor, ayrıca ideoloji ve dünya görüşüne de uygulanıyor. Her nasılsa, kendimizi ilan ettiği (ya da gerçekten istediği) amaçları başarabilen, siyasal olmayan kampla düzenlenen sürekli bir anlaşma halinde bulduk. Kaşık asla tenceredekini ağza götüremeyecek. Bu nedenle, ‘sağ’ büyük bir seçmen çoğunluğuna rağmen yeni topraklar elde edemedi, sol da siyasal ve kamusal koşullar el verdiğinde bile asla onları geri gönderemedi.
Likud’un aksine, Savunma Bakanı Ehud Barak’ın böbürlenmesine rağmen bir metre bile toprağa geri dönememeleri, tek bir yerleşimi bile ele geçirememeleri tesadüf değil. Artık gereksiz bir melodram ve ‘sağın son zaferi’ hakkında politikacı ve eleştirmenlerin ulusal gündemi fetheden bütün vahiy gibi cümlelerinde bile bir saçmalık var.
Pratik konuşmada bunun anlamı nedir? Ya da başka sözcükle, yeni olan ne? Ve şimdiye kadar neydik?
Biri bu haftaki seçim sonuçlarını merkez sol hükümetinin, temeldeki ya da sosyal ve ekonomik eşitlikle ilgili ayrıcalığının cesaretiyle oluşan barış gücündeki filizin büyümesini engelleme olarak düşünebilir.
Biri ‘geri dönme’ de ürperebilir, fakat iki savaşta İsrail’i bozguna uğratan, sosyal ve ekonomik farkı kapatmada başarısız (tersine, sadece liderlerinin zengin karakterini vurgulayan) ve sömürgeyi ötekilerden daha da genişleten yalnız şimdiki hükümetin nadir barış fırsatlarını özlemediğini unutuyoruz: Doğru: Barışın övgüsünde ve ayrıcalıklarda yapıldı; Filistin Başkanı Mahmud Abbas’la dostça ve sevimli, güvenlikle ilgili ‘sınır’ (çöldeki ardıç çalısı hakkında) konuşmalarında; ancak bunların hiçbiri gerçeğin buharlaşmasından ve saçmalıktan öteye gitmedi.
Eğer bu çöken ‘sol’duysa ‘sağın zaferi’nin muhtemel anlamı nedir?
Her şeyden sonra bu blok şimdiye kadar ki terörünün dökümü oldu. Ne, 70 Knesset sandalyesi kazansa da, ABD’ye ya da ‘merkez sol’dan daha fazla yaptığı bölgelerdeki inşaya karşı işgal politikasını uygulayabilir ne de İsrail ordusunun kazanmasını, İşçi Partili Amir Peretz, Ehud Barak, Matan Vilnai’nin savunma bakanı ve bakan yardımcılarıyken yaptıklarından, daha muhtemel kılar; her şeyden sonra ordunun zaferi ne kadar uzak?
Bu aralar iktidar olduklarında ideolojik kampları fark etmen için bir mikroskoba ihtiyacın var. Ve kişisel olmamasına rağmen seçim, Dışişleri Bakanı Livni’nin, Netanyahu’nun ve Barak’ın kamusal fikirlerinden ideolojik kampların yansımasından başka bir şey değildi.
Cehennem hakkındaki hikayeye geri dönmek cenneti tanıtır: Erdemliler mutfak eşyalarıyla lezzetlere aynı mesafede otururlar fakat birbirleriyle beslenirler. Şansımız sıfır olsa da bizim de bir beraberliğe ihtiyacımız var: Biz de yol üstündeki çürümüş bazı yumurtaları yuttuktan sonra cehennemimizde birbirimizi yeriz.
Doron Rosenblum
www.evrensel.net