Daha neyi bekliyorsunuz?

Mahkemeler art arda zorunlu din derslerinin insan haklarına ve hukuka aykırı olduğu yönünde kararlar alıyor ama uygulama hâlâ yürürlükte.


Bir mahkeme daha zorunlu din derslerinin hukuka ve insan haklarına aykırı olduğuna karar verdi. Daha önce de gerek AİHM gerekse Danıştay’ın aynı yönde kararlarına rağmen henüz bu konuda bir anayasal düzenleme yapmaya yanaşılmıyor. Başbakan Erdoğan, Alevi açılımı yapacaklarını açıklıyor ancak, tıpkı Kürtçe TV’deki gibi bunun yasal dayanaklarını oluşturma konusunda her hangi bir adım atmaya yanaşmıyor.
Antalya’da bir aile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinden muaf tutulması istemiyle açtığı davayı kazandı. Antalya 3. İdare Mahkemesi, uygulamanın öğrenci lehine yürütmesini durdurdu. Üstelik Mahkeme kararında dikkat çekilen bir nokta tartışmalara son noktayı da koyabilecek nitelikte. İdare Mahkemesi hangi dine mensup olduğuna bakılmaksızın, temel hak ve hürriyetlerden olan dini inanç özgürlüğünün uygulanması kapsamında çocuğun zorunlu sayılan dersten muaf tutulması gerektiği sonucuna vardı.
Karara ilişkin görüşlerini aldığımız Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız, bütün Alevilere dava açma çağrısı yaptı.
‘TELAFİSİ GÜÇ ZARARLAR DOĞAR’
Antalya 3. İdare Mahkemesi, verdiği kararda şu tespitlerde bulundu: “Dava dilekçesinde, okulda zorunlu olarak okutulan Din Kültürü ve Ahlak Öğretimi dersinin dini ve felsefi inançlarına uygun olmadığını belirten davacıların herhangi bir din mensubu olduğuna bakılmaksızın, temel hak ve hürriyetlerden olan dini inanç özgürlüğünün uygulanması kapsamında çocuğunun zorunlu sayılan dersten muaf tutulması gerektiği sonucuna varıldığından, bu istemin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Hukuka aykırılığı açık olan dava konusu işlemin uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğabileceğinden, yürütmesinin durdurulmasına oy birliğiyle karar verilmiştir.”
TAM SIRASI
Karara ilişkin sorularımızı yanıtlayan ABF Genel Başkanı Ali Balkız, mahkemelerin bu tür kararlar vermesini beklediklerini kaydetti. AİHM’in ve Danıştay’ın kararlarından sonra ABF’nin yönlendirmesiyle çok sayıda dava açıldığını hatırlatan Balkız, uygulamanın din ve inanç özgürlüğüne, eğitim hakkına aykırı bir uygulama olduğuna dikkat çekti. AKP’nin yerel seçimlerden sonra anayasa değişikliklerini gündeme alacağı sözünü hatırlatan Balkız, “İşte tam da sırası. Buradan başlayabilirler. Tabii Madımak’ı müze yapalım derken seramikçi dükkanına benzettikleri gibi bir değişiklik olmayacaksa” dedi.
Bu tür davaları açanların, hukuki ve toplumsal ortamın etkisiyle kendilerini gizlemek zorunda kalmalarının ne anlama gelebileceğini sorduğumuz Balkız, “Tam bir boyalı kuş örneği oluşuyor. Çocuklarımız sınıf arkadaşlarından mahalle arkadaşlarından ayrı düşmüş olmanın derin psikolojik baskısı altında kalıyorlar. Mahalle baskısının yerini devlet baskısı alıyor” diye konuştu. Bunun ortadan kalkması için neler yapılabileceğini ise şöyle sıraladı: “Bu ders tümüyle kaldırılsa ya da kimi önemli reformlarla seçmeli hale getirilse ve bu dersi almak isteyen her öğrenci bu istemini öğretim yılı başında okul yönetimine bildirse bu tür sorunlar yaşanmayacak.”
AİLELERE ÇAĞRI
Bu kararın aynı zamanda Erdoğan’ın da okuması ve gereğini yapması gereken bir karar olduğunu söyleyen Balkız, “Çünkü birkaç gün önce Alevilere seslenerek ‘Din dersleri ile ilgili şikayet ve önerileriniz neyse getirin, uzmanlar bunu değerlendirsin’ diyordu. Aleviler teşebbüs etmeden mahkeme gereğini yaptı. Erdoğan’ın da uzmanlarına gerek kalmamış oldu böylece” diyerek artık gerekli düzenlemelerin yapılması gerektiğini kaydetti.
Balkız son olarak Alevilere de çağrıda bulunarak “Türkiye’de daha böyle yüzlerce dava var. Binlercesinin açılması için, adliyelerin bunaltılması için bütün velilerimize çağrıda bulunuyorum” dedi. (HABER MERKEZİ)

DAVANIN SEYRİ

Muratpaşa Kaymakamlığı aleyhine açılan davada Avukat Nusret Gürgöz, dava dilekçesinde, Anayasa’nın 24. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Herkes vicdan, dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir” hükmü ile dördüncü fıkradaki, “Din ve ahlak eğitimi ve öğretimi ilk ve orta öğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din öğretimi, ancak kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin talebine bağlıdır” hükmünü hatırlattı.
Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi’nin 9. maddesine dilekçesinde yer veren ve Anayasa’nın bu çerçevede, “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir” kararına işaret eden Nusret Gürgöz, Eğitim ve Öğretim Yüksek Kurulu Başkanlığı’nın 1990 yılında aldığı kararla, Türkiye Cumhuriyeti uyruklu Hıristiyanlık ve Musevilik dinlerine mensup öğrencilerin zorunlu din dersine girmeleri zorunluluğunun bulunmadığını bildirdi. Gürgöz, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin de benzer istemle açılan bir davada Türkiye’yi kusurlu bulduğunu da anımsattı.
Davalı Muratpaşa Kaymakamlığı da savunmasında, zorunlu dersler arasında yer alan Din Kültürü ve Ahlak Öğretimi’nden sadece Türk vatandaşı Hristiyan ve Musevilik dinine mensup olanların muaf olduğunu, davacı öğrencinin bu muafiyet kapsamı dışında kaldığını öne sürerek, davanın reddedilmesini talep etmişti.
Nurettin Öztatar
www.evrensel.net