Dalgasal Yayın

  • Pırasa, limon, elma, patlıcan, kabak ve diğer bazı yandaş sebze ve meyveler…


    Pırasa, limon, elma, patlıcan, kabak ve diğer bazı yandaş sebze ve meyveler… Bir ara, sanki gazeteye yazdığım yazı ile manava verdiğim siparişi karıştırdığımı düşündünüz, değil mi? Daha önce de bu şekilde bir yazı yazmıştım. Yazı yayımlandığı gün, sürekli alışveriş yaptığım manav, yazıda adı geçen sebze ve meyvelerden birer kilo evime getirmişti. (İki vergi takip memuru da manavı evime kadar takip etmişlerdi. Memurların manavı ne amaçla takip ettiklerini ise, kısmetse, kısmet olduğu yerde açıklayacağım.) Tabii, bir manavın öyle bir yazıyı sipariş zannetmesi gayet normaldir. Adam, yazdığım cümlelerin sebze ve meyve gibi öğelerinden kendisine iş çıkarmıştı. Acaba öyle medya patronları var mıdır? Evinin ihtiyaçlarını, bakkala, manava, kasaba; televizyonları, gazeteleri ve radyoları aracılığıyla sipariş veren bir medya patronu… Gazetelerinin birisinin sürmanşetinde bakkalına, beş yumurta, iki süt, üç ekmek; televizyon kanallarının yayın akışı sırasında alt yazı yöntemiyle kasabına, iki kilo kıyma, bir kilo pirzola ve yarım kilo kuşbaşı siparişi veren bir medya patronunun yaptıkları biraz göze batar. O patronun akıl sağlığına biraz şüpheyle yaklaşır insanlar. Hatta bazıları o kadar yaklaşır ki, adama ‘deli’ derler. Maliyeciler de o patronun akıl sağlığına şüpheyle yaklaşırlar ama bir taraftan da şüpheyle uzaklaşırlar. “Yoksa bu şekilde daha mı kolay denetleriz adamın vergi kaçırıp kaçırmadığını” diyerek. Demek ki, daha önce sebze ve meyvelerle ilgili yazımı okuyan bir tek manav değilmiş; vergi takip memurları da o yazıyı okumuşlar. Çok uyanık olan memurlar, bizim mahalle manavının o yazıdan bir sipariş çıkaracağını anlamışlar ve bu vergi sisteminin uygulamasını yerinde denetlemek için, takip etmişler manavı. Aslında bu yazdıklarım bana da fazla mantıklı gelmiyor ama ne yapalım mantık her şey değil ki. Meselâ ekmek de mantık değil ama karın doyurur. Nerede nasıl bir mantığın olduğunu anlamak o kadar da kolay değil. Sokaklar bile bazen çok farklı bir mantıkla şekilleniyorlar. Bizim mahalledeki büyük bir sokak, bol çeşitli bir öğlen mönüsündeki yemeklerin masaya geliş mantığıyla şekillenmiştir sanki. Sokağın girişinde manavlar var; salatayı çağrıştırır. Yemeğe çorbayla başlayanlar için de hemen manavların karşısında çorbacılar var. Sokakta ilerledikçe sırasıyla et yemekleri yapan lokantalar ve onları da pastaneler takip eder. Sokağın en sonunda da Türk kahvesi yapan yerler var. Sokak salatayla başlıyor, ana yemek ve tatlılarla devam edip, kahveyle son buluyor. İştah sokak iştah mantık…
    Aziz Gültekin
    www.evrensel.net