RAKAMLARDAN KÖTÜ HABER

Ekonomik krizin Türkiye ekonomisinde yarattığı tahribat büyüyor.


Ekonomik krizin Türkiye ekonomisinde yarattığı tahribat büyüyor. Sanayi üretiminde geçen yıl ağustos ayında başlayan düşüş süreci hızlanarak sürüyor. Sanayi üretiminde geçen yılın aynı ayına göre düşüş ocak ayında yüzde 21.3’le rekor bir düzeye ulaştı. Otomotiv imalatındaki düşüş ise yüzde 60’ı aştı.
Türkiye İstatistik Kurumu , 2009 Ocak ayı Sanayi Üretim Endeksi sonuçlarını açıkladı. Sanayi üretiminde geçen yıl ağustos ayında başlayan düşüş sürecinin hızlanarak sürdüğü görüldü. Sanayi üretiminde geçen yılın aynı ayına göre düşüş ocak ayında yüzde 21.3’le rekor bir düzeye ulaştı. Oysa sanayi üretimi geçen yıl, ocak ayında yüzde 11.6’lık artış göstermişti.
Sanayi kolları arasında en büyük düşüşü, yüzde 24.2’lik küçülme ile, imalat sanayii yaşadı. Madencilik 3.8 küçülürken, Elektrik, gaz ve su sektöründe ise yüzde 6’lık bir daralma oldu. İmalat sanayinin alt dallarına bakınca otomotiv üretiminin yüzde 60’lık bir düşüşle dibe vurduğu görülüyor. Bunu yüzde 55.7 ile Radyo, TV, haberleşme teçhizatı ve cihazları imalatı izliyor.
TABLODA GÖRÜLENLER
Ocak ayı sanayi verisi şimdiden nasıl bir 2009 yaşanacağı hakkında fikir veriyor. 2008 yılını sanayi üretimi yıllık bazda yüzde 0.9 küçülerek tamamladı. 2008 yılında sanayi üretimi ocak ayından itibaren ağustosa kadar büyüme gösterdiği için küçülme oldukça küçük düzeyde gerçekleşti. Şimdi ise 2001 yılıyla karşılaştırılabilecek bir süreç yaşanıyor.
Geçen yıl milli gelir hesaplama yöntemi değişince 2001 daralması yüzde 5.7 olarak saptanmıştı. Dün açıklanan Ocak 2009 sanayi üretiminin yüzde 21’in üzerinde bir daralma göstermesi, bazı değerlendirmeleri zorunlu kılıyor.
2009 yılına ilişkin ise IMF yüzde 3.5 civarında bir daralma bekliyor. Oysa 2009 yılına başlangıç rakamı IMF tahmini iyimser gösteriyor. Türkiye ekonomisi 2001 yılına yaklaşan bir küçülme yaşayabilir. Bu seferki küçülmesinin etkisi emekçiler açısından çok daha büyük olacak demektir. 2001 krizinden sonra işsizliği çözememiş bir ekonomi şimdi yeni işsizler ve açlar yaratacak demektir.
Süreç 2001 yılına benzemektedir ama koşullar 2001’inkiyle aynı değildir. 2001 yılında dünya olumlu bir ekonomik hava içindeydi. İhracatta sorun yoktu, çünkü kurdaki değişim de ihracata yaramıştı. Öte yandan hızla girmeye başlayan sıcak para iç borçların dönmesinde büyük kolaylık sağlamıştı. Emekçilerin gelirleri reel anlamda kayba uğratıldı. İşçi, emekçi ve üretici köylülüğe ağır faturalar ödetildi. Buralardan kısılanlar ‘sıkı mali disiplin’ adı altında sermaye kesimlerine aktarılarak, iç borç sorunu halledildi. Dış açık büyüdü ama küresel likidite bolluğuyla o sorun da halloldu. Kısacası o zaman dış konjonktür çok elverişliydi. Oysa 2008 ve 2009 yılında dış dünya berbat bir durumda. Bu işçi ve emekçilerin 2001 yılında verdikleri tavizleri (düşük ücretler, ağır çalışma koşulları ve yüksek işsizliği sineye çekmek) vererek bu süreci atlatamayacaklarının apaçık göstergesidir... (EKONOMİ SERVİSİ)

İŞKUR’A BAŞVURU ARTTI

İşten atmaların hızlandığı Türkiye’de işsizler, umudu Türkiye İş Kurumu’na (İŞKUR) bağladı. Kurum, eskiye oranla iş bulma, işsizlik maaşı, kısa çalışma ödeneği hizmetleri sebebiyle büyük rağbet gördü. Şubat ayı verilerine göre, Kuruma kayıtlı işgücü sayısı geçen yılın aynı ayına göre 437 bin kişi arttı. Başvuru sayısı 1 milyon 242 bin kişiye çıktı. Kayıtlı işsiz sayısı ise 393 bin 514 kişi artarak 1 milyon 126 bin 584 kişi oldu. Kayıtlı işgücü yüzde 54.28 oranında, kayıtlı işsiz sayısı yüzde 53.68 oranında arttı.
2009 yılı Şubat ayı içerisinde 143 bin 183 kişi İŞKUR’a faaliyetlerden yararlanmak için başvuruda bulundu. Başvuranlardan 136 bin 951 kişisi işsiz, 3 bin 694 kişisi şu an çalışmakla beraber daha iyi şartlarda iş arayanlardan oluştu. 100 kişi emekli, 2 bin 438 kişi de belirli bir işyerinde çalışmak isteyenler. Kuruma ay içerisindeki başvuranların yüzde 69.6’sı erkek. Başvuruların yüzde 52’si lise altı eğitimli, yüzde 32.5’i lise ve dengi okullu, yüzde 15.46’sı lise üstü eğitim mezunu, yüzde 1.43’ü okur yazar olmayanlar. Başvuruların yüzde 29’u 15-24 yaş arasındaki gençlerden oluşuyor. Açık işler, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6.89 azalarak 11 bin 843 geriledi. Açık işlerin 7 bin 128’si normal, 4 bin 684’ü özürlü, 31’i eski hükümlü talebinden oluşmakta.
Resmi rakamlara göre Türkiye genelinde yaklaşık 3 milyon işsiz var. (ANKARA)

DOLAR REKOR TAZELEDİ

Dolar 1.8250 lirayla yeni bir tarihi zirveye çıktı. Ekonomistlere göre dolar, çok kısa vadede 1.85’e çıkabilir.
Geçen hafta 1.79’u aşarak tarihi zirveyi gören dolar, haftanın ilk işlem gününde rekor tazeledi. Bankalar arası piyasada dolar 1.8250 lirayla tarihi zirveye yükseldi. Gelişmeler, “artık teknik anlamda seviye vermenin mümkün olmadığı zamana girildiği” yorumlarını da beraberinde getirdi. Fakat, 1.85’i kısa vadede bekleyenler ve o seviyeden 2 TL seviyelerini yükseleceğini söyleyenlerin sayısı ağırlıktaydı.
Bu arada sessizliğini bozan Merkez Bankası, döviz satım ihalelerine yeniden başlayacağını açıkladı.

‘Yetti Gari’ dediler!

DENİZLİLİLER krize, işten atmalara, yoksulluğa ve zamlara karşı ‘Yetti Gari’ dediler. Denizli Belediyesi önünde basın açıklamasıyla başlayan, yürüyüşle devam eden ve 1 Mayıs’ın kutlandığı alanda yapılan konuşmalarla sona eren krize karşı mitinge çok farklı kesimlerden katılım oldu. Eğitim Sen Kadın Sekreteri Emine Yalçın, “Kadınlar yoksulluğun, işsizliğin, savaşın her türlüsünün bedelini ödedikleri sürece alanlardan çıkmayacaklar” dedi. KESK Genel Başkan Sami Evren ise başta metal ve tekstil sektöründe olmak üzere 600 bin emekçinin işini kaybettiğini vurgulayarak, mücadelinin yükseltileceğini söyledi.
TMMOB Genel Başkanı Mehmet Soğancı da krizin yükünün çalışanlara ödetilmeye çalışıldığını söyledi. TEKSİF Denizli Şube Başkanı ve Türk-İş İl Temsilcisi Recep Oktay da Denizli’de krizin işçileri teğet değil, delip geçtiğini vurguladı. (DENİZLİ)


Kara liste kabarıyor

KREDİ kartı borçlarını ödeyemedikleri gerekçesiyle kara listeye alınanların sayısı 2.3 milyona ulaştı.
Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Nazım Kaya, kredi kartı borçlarını ödeyemedikleri gerekçesiyle kara listeye
alınanların 37 milyar TL’yi bulduğunu bildirdi. Kaya, “Kara listeye girenler kredi kartı borç miktarının asgarisini dahi ödeyemiyor. Bu nedenle temerrüte düşmüş veya takibe alınmış durumdalar” dedi.
Türkiye’de 11-12 milyon civarında vatandaş 44.5 milyon adet kredi kartına sahip. Kart kullanımının yaygınlığı kadar, borçların ödenememesi nedeniyle vatandaşa uygulanan haciz işlemleri de, son dönem, yaygınlık kazandı.
Bugün itibariyle 37 milyar TL olan kredi kartı borçlarının 3.6 milyar TL’lik bölümü için icra işlemi başlatıldı.
Bankaların hukuk servisleri 12 milyar TL’ye yakın kredi kartı borcuyla ilgili henüz işlem başlatmadı. Kredi kartı sahiplerinin yüzde 50’si borç batağına saplanmış durumda. Bankalar için yaklaşık 15 milyar TL’lik riskli borç bulunuyor.
Kaya, borçların yeniden yapılandırılması amacıyla 21 Aralık 2008’de “Taksitle Ölmeyelim Taksitle Ödeyelim” başlığıyla başlattıkları kampanyanın sürdüğünü hatırlattı. (İSTANBUL)
Bülent Falakaoğlu
www.evrensel.net