Fotoğraf: AA

5. Dünya Su Forumu (İstanbul) yaklaşırken

2009 Mart’ta 5. Dünya Su Forumu’na Türkiye ev sahipliği yapıyor. Türkiye; kapitalizmin suyu boğmasına yardım mı edecek, yoksa su kaynaklarını onun kıskacından kurtarmaya mı çalışacak, bunun ayrımında duruyor.


2009 Mart’ta 5. Dünya Su Forumu’na Türkiye ev sahipliği yapıyor. Türkiye; kapitalizmin suyu boğmasına yardım mı edecek, yoksa su kaynaklarını onun kıskacından kurtarmaya mı çalışacak, bunun ayrımında duruyor.
Suyun kapitalizmin kıskacında can çekişmesinin temelleri ilk kez 1992’de atıldı. Rio De Janerio da BM Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda “Sürdürülebilir Kalkınma” Stratejileri Çevre Koruma Stratejileri olarak kabul edildi, aynı yıl Dublin’de yapılan BM Su ve Çevre Konferansı’nda ise su ekonomik mal olarak tanımlandı. Kalkınmanın, yani sermaye birikiminin gereklerinin doğa ve toplum koruma stratejileri ile dengede ve eş değer kılınabileceği iddiası, atıkların doğal sulara kontrolsüz (arıtmadan) deşarjı, üretimde kullanılan suyun plansız doğal sulardan çekilmesi, sulak alanların kirletilmesi ve kullanılabilir su miktarlarında azalmayla sonuçlandı.
Böylece doğa ve insan, kalkınma stratejilerine yenik düştü. Bundan en çok payı, su ve su-yaşam ilişkisinde sayısız canlı aldı.
1996’da Dünya Su Konseyi de kuruldu, 1997’de ilk forumu düzenledi; ardından 2000’de Lahey’de, 3 yıl arayla 2003’te Kyoto’da, 2006’da Meksika’da ve 5’incisi 2009’da Türkiye’de.
Lahey’de (2000’de) açıklanan Dünya Su Forumu hedeflerine göre;
- Sulu tarım sınırlandırılmalı,
- Uluslararası havzalarda iş birliği sağlanmalı,
- Suyu yöneten kurumlar reforma tabi tutulmalı...
1992’de Dublin’de başlayan Dünya Su Forumları ile sürdürülen süreçte strateji suyun ticarileştirilmesidir. Aktörler ise Dünya Su Konseyi’nin organizasyonunda su şirketleri ve yerel idarelerdir. Yerel ölçekte hedef ise doğal su kaynaklarının kullanım hakkının şirketlere devri, doğa ve canlı yaşam göz ardı edilerek suyun sermayenin emrine verilmesidir.
Görülmektedir ki, son yüzyıla kadar petrole erişerek (Körfez savaşı, Irak savaşı) dünyada gücü elde tutmaya çalışanların yeni hedefi “su”dur. Su üzerinde oynanan oyunların sonucunda “ülkeler arası” savaşların yerini “suya erişenler ile suya erişemeyenler arasında” yaşanacak sınıf savaşlarının alacağı, beklenen gerçeklerdendir.
Ancak Dünya Su Konseyi’nin ve iş birlikçilerinin Türkiye’de suların ticarileştirilmesi için planladıkları oyunlara ve 5. Dünya Su Forumu’nun hedeflerine karşı halkın birlikte mücadele edeceği, değerlerine sahip çıkacağı bilinmelidir. Ve bilinmelidir ki su; doğanın hakkıdır, tüm canlı ve cansız sistemin vazgeçilmez gereksinimidir.
Bu nedenle bizler; “Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu” bileşenleri, su kaynaklarımızı, suyumuzu, yaşamımızı sattırmayacağız; sermayenin eline vermeyeceğiz!
BEYZA ÜSTÜN - Prof. Dr. (Yıldız Teknik Üniversitesi Çevre Müh.)
www.evrensel.net