Başkan seçilmenin sosyopsikopat noktaları -3-

Geçtiğimiz haftalardaki yazılarımızla belediye seçimlerinin nasıl kazanılacağını son derece efektif paketlerle açıkladık. Şimdi seçim kazanan adaylara bir takım program önerileri sunacağız.


Geçtiğimiz haftalardaki yazılarımızla belediye seçimlerinin nasıl kazanılacağını son derece efektif paketlerle açıkladık.
Şimdi seçim kazanan adaylara bir takım program önerileri sunacağız.
Sanırız yine büyük ilgi görecektir.
Malum, artık neredeyse her köyde bile bir festival yapılıyor.
Kiraz festivali…
Sirkeli turşu festivali…
Turfanda göbekli marul festivali…
Az kuru az pilav festivali…
Ve daha yüzlercesi…
Artık bu türden festivaller son bulmalı…
Onun yerine tek bir festival memleketin her yerinde hayata geçmelidir.
“1. Yağma Festivali”
Festival dahilinde bazı etkinlikler yapılabilir…
Mesela “Yağma Güzeli” seçilebilir.
Yine mesela yörenin en dizginsiz yağmacasına, “En Yağmacı Birincilik Ödülü”
Gelişme gösteren yağmacılara, “Umut Veren Yağmacılar”…
Dereceye giremeyen ancak, çabaları takdire şayan yağmacılara da, “Mansiyon
Ödülü” verilebilir.
Festival kapsamında bir yarışma düzenlenir.
Bunun için yarışmacılar çizgiye dizilir.
Başkanın silah atışıyla koşu başlar.
Karşıdaki ormanlara ilk ulaşan ilk üç kişi ormanı yağmalar!
***
Tabii bunu için önce seçimin kazanılması gerekir.
Önceki yazılarda sloganları tespit etmiştik.
Ya seçim araçlarında, meydanlarda çalınacak seçim şarkıları?
Elbette bunun için de kapsamlı bir hazırlık yaptık.
İşte seçim şarkıları paketi:
“Gesi bağlarında dolanıyorum
Yağmalayıp gökdelen yapıyorum”
“Bu akşam bütün boğazını yağmaladım İstanbul’ un”
“İstanbul’u satıyorum gözlerim kapalı.”
“Ada sahillerinde bekliyorum,
Şurası senin burası benim parselliyorum”
“Ayva çiçek açmış yaz mı gelecek,
Buradan bin dönüm arazi al,
Yeni imar planı yaptık kenarından otoban geçecek”
“Dağlar seni delik delerim,
Tünel münel ne varsa geçiririm.
“A Fadimem senle kaçalım,
Belediyeden bir kaldırım taşı ihalesi alalım”
“Dama koydum yakacak
Şimdi tren kalkacak
Ben ihaleye gidiyom…
Sana kimler bakacak”
“Dardayım yalanım yok baskın yedim
Örselendi piyasalar
Üstelik uzak diyarlardayım
Ben yokken rüşveti paylaşmış şerefsizler
Diyardayım diyardayım diyardayım”
“Güneşin doğuşu batışı farksız
Nasıl yaşadım ben bunca yıl keriz gibi mafyasız otoparkasız
Demir attım yalnızlığa… bir hasret denizinden
Böyle adaletsizliklere kanmayacağız
Yalnızlık denizini de ihaleyle satacağız”
“Bakkallar satıyor karaca üzüm,
Öküz gibi bakma gel sen de ye iki gözüm”
Yücel Sarpdere
www.evrensel.net