MERCEK

  • Yerel seçimlerin karakteristik özelliği, sermaye partilerinin, özellikle de hükümet partisinin politikayı, belediyeciliği ve halkla ilişkileri bir soygun, yolsuzluk, rant kavgası olarak görüp sürdürmesidir.


    Yerel seçimlerin karakteristik özelliği, sermaye partilerinin, özellikle de hükümet partisinin politikayı, belediyeciliği ve halkla ilişkileri bir soygun, yolsuzluk, rant kavgası olarak görüp sürdürmesidir. Hükümet ve partisinin yürüttüğü kampanya bir yandan rant paylaşım çetelerinin suçlarını örtmeyi, diğer yandan halkı aldatma ve halka karşı konumlarını korumayı merkezine almıştır. Sistem partileri belediyeciliği (birkaç istisna dışta tutulursa), arsa ve arazi kapatmayı, kağıt üzerindeki harcama yapılmış göstererek yüksek meblağlı paraları pay etmeyi, çeşitli vakıflar, dernekler, danışmanlık şirketleri üzerinden büyük vurgunlar yapmayı esas almıştır. İstanbul ve Ankara ‘anakent belediyeleri’deki yolsuzlukların listesi günden güne uzuyor. M. Gökçek ve K. Topbaş, liderleri Başbakan’ın taktiğiyle, suçlamaları duymazdan geliyor, halkın sırtına yıktıkları milyonlarca avro ve dolarlık faturaların nedenlerini dahi açıklamaya yanaşmıyorlar. Belediyelere bağlı ya da belediyelerle birlikte çalışan müteahhitlik şirketleriyle danışmanlık bürolarının hükümet ve partisiyle ilişkileri gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlanmasına rağmen, yavuz hırsızlığı meslek haline getirenler gerdan kırıp geçiyorlar. Çeteler halinde örgütlenmiş, yolsuzluk ve rüşvetin organize edilmesini profesyonel meslek haline getiren ve başlıca işleri kısa zamanda olası en büyük vurgunları gerçekleştirmek olan siyaset ve kurumları, burjuva belediyeciliği ve particiliğinin kimliğini oluşturuyor.
    Belediyeciliği rant kaynağı oluşturma ve baskı organizasyonu olarak alan ve uygulayan politika sistemin karakterine birebir uygun düşmektedir. Kapitalist belediyeciliğin çıkar çatışmasının, rant kavgasının, kimin ne kadar daha fazla vurgun vuracağı çekişmesinin arenası olması, sömürü ve pazar kavgası sisteminin ‘ruhu’na, karakterine uygun düşer. Halk kitleleri karşısındaki konumunu sürdürebilmek için kent yaşamının zorunlu kıldığı hizmetleri bir ölçüde de olsa yerine getirmeksizin uygulanamayacak olan bu belediyecilik ve politikası, tüm giderlerinin emekçilerin sırtına yıkıldığı sömürü ve baskıyı içermektedir.
    Sermaye partileri belediyeciliğinin halkın çıkar ve ihtiyaçlarını temel alması beklenmemelidir. Bu, şu ya da bu belediye başkanı ya da yöneticisinin iyi niyetinin, dürüst karakterli oluşunun ötesinde, sistemin kendisinden kaynaklanan bir özelliktir. Şurada burada “daha halkçı davranan”, icraatlarını gizlemeyen, kent yaşamının gerektirdiği temel hizmetlerin mümkün olduğunca daha iyi yerine getirilmesi için çaba gösteren belediye yönetimleri olmuştur. Bundan sonra da olabilecektir. Ama işçi ve emekçiler “ömrü billahi” sermaye partilerinin ardı sıra koşamazlar. Birini bırakıp ötekine giderek kendilerinin çıkarlarını savunmayı başaramazlar. İşçi ve emekçiler ancak ihtiyaçları için güçlerini ortaya koyarlarsa, belediye hizmetlerinin denetimini işyerlerinden, semtlerden, mahallelerden oluşturacakları halk meclisleri aracıyla denetime alırlarsa, belediye kaynaklarının harcanmasına ve nasıl oluşturulduğunun açık bilgisine sahip olarak bunların hesabını sorabilirlerse, taleplerinin elde edilmesi yönünde adım attırabilirler. Yapacakları en iyi, en doğru şey ise, sömürülen ve ezilen sınıf(lar) olarak, çıkar ve taleplerini esas alan bir politikanın iktidar olması için birleşmeleri, burjuva düzen partilerine güç ve destek vermekten vazgeçmeleri, bugün için henüz küçük ve denebilir ki somut olarak yaptırım gücü sınırlı olan kendi örgütlenmelerini güçlendirmek için çalışmaktır. Emekçilerin ileri kitlesi açısından ise, politikanın daha yoğun ilgi gördüğü böylesi dönemlerde halkın geniş kesimlerine, burjuva partileri ve kapitalist gericiliğin karakterini en iyi ve doğru biçimde sergileyerek, buna karşı halkın örgütlenmesinin geliştirilip yaygınlaştırılması yönünde ne kadar yol alındığı başarılı olunup olunmadığının bir ölçüsü olur. İşçi-emekçi deneyimi buradan gelişip, devrimci örgütlenmesini sağlamlaştıracaktır.
    A. Cihan Soylu
    www.evrensel.net