22 Mart 2009 04:00

Klasik antropolojiden antropolojik makineye

Agamben, ‘Açıklık, İnsan ve Hayvan’ adlı kitabında antropolojinin yeni bir düzenlemesi ile karşımıza çıkıyor. Bu kitap, klasik antropolojiden makinasal antropolojiye doğru seğirten düşünce malzemelerinin bir düzenleme faaliyetidir.

Paylaş

Agamben, ‘Açıklık, İnsan ve Hayvan’ adlı kitabında antropolojinin yeni bir düzenlemesi ile karşımıza çıkıyor. Bu kitap, klasik antropolojiden makinasal antropolojiye doğru seğirten düşünce malzemelerinin bir düzenleme faaliyetidir. Klasik antropoloji, canlılara dair bir düzenleme yaptığında daima canlıları insan, hayvan ve bitki şeklinde keskin filomlara ayırmıştır. Bunu, filomlar arasında hiçbir oluşu, boşluğu ve açıklığı göz önüne almadan yapar. Oysa makinasal bir antropoloji her halükarda bir klasifikasyon çabası içine girecekse dahi, bunu bu filomlar arasında ara oluşları ve açıklıkları göz önüne alarak yapar. Agamben, bu çerçevede yeni bir antropolojinin düşünülmesi için kimi zaman görsel düşünce malzemeleri içerisinde “iz” sürer.
Agamben, antropolojinin insan merkezci yaklaşımının dışında kalmış ciddi bir alanı gözlerimizin önüne serer. İbranilerin kutsal kitabı Talmüd, bu eksende birçok tasvirle süslenmiş bir kitaptır. Agamben, “Tamamına ermemiş insanlığın temsilcileri neden hayvan başlarıyla resmedilmiştir”(10) diye sorarak insan ve hayvan arasındaki komşuluk bloklarını klasik antropolojinin özler mekaniğinin dışında sorgulamaya başlar. Agamben’in bu eksende açıklığa kavuşturduğu sorunsal şöyle: “Şayet insan daima ardı arkası kesilmeyen bölünme ve kesinti yeri -ve aynı zamanda ürünü- ise insan nedir?” (24) Dikkat ederseniz ‘nedir sorusu’ özler mekaniğinin kesintisiz sürekliliğinin dışında bırakılmış ve kendisi kesintiler ve bölünmeler ile beslenmektedir. Gizliden bir Aristoteles karşıtı stoacı olaylar mantığı işin içine katılmış gibidir. “Nedir?” artık bir mekanik öze dair değil, aksine dinamik bir oluşlar ve olaylar bloğuna göndermektedir. İnsan artık “ex nihilo” verili mekanik bir öz değil ama hayvan ve bitki filomları ile oluş halinde olan bir özdür. “Homo sapiens ne bir töz ne de tam olarak tanımlanmış bir türdür: O daha ziyade, insani olana dair bilgi üreten bir araç ya da makinedir.” (34) Anlaşılan insanı yeniden düşünmek ve onu bir açıklık içerisinde düşünmek gerekmektedir.
Kitapta ilgi çekici olan bir tema, Heidegger’i ve Gilles Deleuze’ü etkilemiş olan hayvanbilimci ve ekolojinin kurucusu olan Baron Jacob von Uexküll’ün etrafında örülür. Uexküll’ün önemi klasik bilimin canlıları heterodoksileri dışlayan bir hiyerarşi içinde gören anlayışının dışına çıkarak, birbirine müzikal bir uyumla bağlı olan çoklukların heterodoksilerini önermiş olmasıdır. Artık klasik özler mekaniğinin dışında “bilinemeyecek dünyalarda gezintiler” (45) yapılarak antropolojinin göbeğine bir bilim kurgu yerleşecektir. “Uexküll ise bu şekilde tek bir dünyanın ve bütün canlılar için tek bir zaman ve mekanın olmadığını göstermiştir. Güneşli bir günde yanımızda uçuştuğunu gördüğümüz arı, yusufçuk böceği ya da sinek, bizim onları gözlemlediğimiz şekilde hareket etmemektedirler ve bizimle -ya da kendi aralarında- aynı zamanda ve mekanı paylaşmazlar.”(45) Agamben, bunu sineğin ve örümceğin eylem vektörleri arasındaki bağlantısız ilişkilerini örnek vererek anlatır. Bu tıpkı, Kant’ın düzensizliğin düzeni dediği şeyi hatırlatır bize. “Sineğin ve örümceğin algı dünyaları arasında kesinlikle bağlantı olmamasına karşın birbirlerine karşı öyle uyumludurlar ki, sineğin orijinal imgesi ya da arketipi olarak da adlandırılabilecek orijinal partisyonunun, örümceğin partisyonuna karşı örümceğin ördüğü ağı ‘sineklik’ olarak niteleyecek şekilde davrandığı söylenebilir. Örümceğin, sineğin Umwelt’ini hiçbir şekilde görmemesine karşın (Uexküll, önemli bir yer edinecek olan, ‘hiçbir hayvanın bir nesneyle o nesne olarak ilişkiye giremeyeceği’ ve sadece kendi anlam taşıyıcıları ile ilişkiye girebileceği ilkesini belirtmiştir), ağ bu karşılıklı körlük halinin çelişkili uyumunu işaret eder.” (47) Anlaşılan antropolojik makinenin fonksiyonu; insan, hayvan ve bitki filomları arasındaki bu ağı inşa etmektir.
Kamuran Çakır
ÖNCEKİ HABER

Bilim ve Teknik, Vatikan ve evrim meselesi

SONRAKİ HABER

22. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali başladı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa