Fotoğraf: AA

El, emek ve fotoğraf

İnsanoğlunun, doğayı değiştirme, dönüştürme ve öğrenme süreci sürüyor. Darwin yılı ve Newroz derken konumuz da insan ve kültür oldu.


İnsanoğlunun, doğayı değiştirme, dönüştürme ve öğrenme süreci sürüyor. Darwin yılı ve Newroz derken konumuz da insan ve kültür oldu.
Günlük hayatta en çok kullandığımız kelimelerin başında gelen El, Emek, Kültür kelimelerinin yalnızca birer kelime olmadığını düşünüp, hayatımızdaki önemlerine bir göz atalım istedim. İlk insandan bugünlere gelinceye kadar geçirdiğimiz evrimleşme sürecine kısaca kültür diyoruz. İnsanın doğayla mücadelesindeki en önemli aracı eli olmuştur. İnsan, ilk aleti yapmak için elini kullandı. Bu aletler yardımıyla evrimleşme sürecini hızlandırdı. Aletler geliştikçe beyni işlevini arttırdı. İlk başlarda avını yakalamak ve açlığını gidererek, yaşama hakkını koruma noktasından, daha mükemmele ulaşmaya doğru bir yol izledi. İnsanoğlu tüm bu evrimleşme süreci içinde emekle emekleyerek yoluna devam ediyor.
El, dünyadaki en değerli alet sayılabilir. Beslenme için parmaklarımızı, savunma için yumruklarımızı kullanırız. Sevgimizi göstermek için ne kullanırız diye sorsak, kısaca elimizi deriz. Günlük ihtiyaçlarımızı giderirken, çocuğumuzu severken, kedi ve köpeklerle oynarken, elimizin o duygu alış verişlerinin beyinde kombine edilmesini sağladığını düşünün. Hapishane görüşlerinde, ayrı kaldığınız insana dokunabilmek için verilen emeği düşünün…
Ve o yüzden emekle yapılan güzel olur deriz. Tüm bu evrimleşme, ne yazık ki paranın icadıyla bozulma ve sömürüyü de getirdi. Bugün insanlığı tehdit eder duruma geldi. Üretenler ve Tüketenler olarak toplumlar sınıflara bölündü. Kapitalizm denen sistem, vahşiliğini türlü maskeler takarak, her geçen gün arttırmakta. Doğadaki tüm canlıların yaşam hakkı olan sudan tutalım. Kentsel dönüşüm adı altında yoksulların dışlandığı ve kenti, kendileri için kuracakları “soylu” bir yaşam örgütleme gayretleri içindeler. Tüm bunlara karşı, daha güzel bir dünya ve insanlık için, onlara inat “Soylulaş-ma” diye bağıralım. Suyun ticarileştirilmesine karşı kamusal haklarımızı kullanalım, savunalım. Bilimin, sanatın ve teknolojinin, insanlığa karşı kullanımı, biz karşı koyarsak engellenir. Bu sınıfsal bir sorumluluktur. Halkların hakları vardır. Kardeşlik ve özgürlüğün ancak böyle sağlanacağını ve kazanılacağını bilelim. Deklanşöre her basışımızda elimizi, parmağımızın katkısını kültürel gelişimdeki rolümüzü düşünelim. Bir canlıyı okşar gibi fotoğraf makinemizi kullanalım...
Güzelliğin fotoğraflarını da çekebileceğimiz günlere …
Daha nice Newroz’lara…
Yine fotoğraflarınızı beklediğimi hatırlatır
Bol fotoğraflı hafta dilerim.


ilk iNSANA AİT FOTOĞRAF
Temple Bulvarı’nın Louis Daguerre tarafından 1838’in sonlarında ya da 1839’un başlarında çekilen bu fotoğrafı, bir insana ait ilk fotoğraftır. Kalabalık bir sokağın fotoğrafı olmakla birlikte, çekim süresi 10 dakikadan fazla olduğundan trafiğin akışı fotoğrafta görünmek için fazla hızlı kalmıştır. Tek istisna, ayakkabılarını fotoğrafta görünecek kadar uzun süre cilalatan sol alt köşedeki adamdır.
Kadraj - Özcan Yaman
www.evrensel.net