BAŞYAZI

BAŞYAZI

  • Cumhurbaşkanı Gül, dün Irak’a gitti. Bu ziyaret, 33 yıldan beri bir Türkiye cumhurbaşkanının Irak’a yaptığı ilk ziyaret.


    Cumhurbaşkanı Gül, dün Irak’a gitti. Bu ziyaret, 33 yıldan beri bir Türkiye cumhurbaşkanının Irak’a yaptığı ilk ziyaret.
    Ancak ziyareti önemli yapan 33 yıl sonra olması değil; 2007’den beri konuşulan Türkiye-ABD ilişkileri çerçevesinde, “PKK’nin silahsızlandırılıp tasfiyesi planı”nda gelinen aşamada yapılıyor olmasıdır.
    “Sınır ötesi hava ve kara harekatları” ile PKK’yi askeri olarak sıkıştırmak; Kürt Federe Devleti ile Kandil’in kuşatılması, silah ve gıda ambargosu uygulamalarıyla silah bırakmaya zorlanması amaçlanıyor. Böylece PKK’nin silah bırakmaya yanaşmasıyla, bazı PKK yöneticilerinin Avrupa ülkelerine sığınmasının sağlanması ve geri kalanların da çeşitli yöntemlerle affa uğratılması (pişmanlık yasasının etkinleştirilmesiyle) ve Türkiye’ye dönmesinin sağlanmasını amaçlayan bir plan üstünde, en azıdan “ilkesel bakımdan” anlaştıkları gözleniyor.
    Nisan ayında, Erbil’de, Mesut Barzani’nin girişimiyle yapılacak ve uluslararası bir Kürt konferansında da PKK’ye “silahlı mücadelenin Kürtlerin özgürlük mücadelesine zarar verdiği” gerekçesiyle “silah bırakma” çağrısının resmen yapılacağı, artık kesinleşmiş gibi.
    Bu çağrının da böyle bir konferansa karşı çıkan PKK içinde baskı yaratacağı, PKK yetkililerinin örgüt bütünlüğünün korunması için bu çağrıya kayıtsız kalamayacağı, böylece silah bırakma koşullarının konuşulacağı bir aşamaya gelineceği değerlendirmeleri yapılıyor.
    Cumhurbaşkanı’nın gezisinin en önemli ayağının, bu gelişmeler üstüne, Barzani ve Talabani ile yapılacak görüş alışverişi olacağından kuşku yok.(*)
    Öte yandan, ABD Başkanı Obama’nın nisan başında Türkiye’yi ziyaret edeceği de göz önüne alındığında, Gül’ün Irak ziyaretinin önemi daha iyi anlaşılır. Çünkü Türkiye’nin, Kuzey Irak ve Irak’ın bütününde üstleneceği sorumluluğun muhtevası, ABD’nin bölgedeki stratejisinden Türkiye’nin Afganistan’daki savaşa katılma etkinliğine kadar çeşitli konularda önemli olacaktır.
    Kuşkusuz ABD-Türkiye-Irak (Kürdistan Kürt Federe Devleti yetkilileri) sadece Türkiye’de değil, bölgedeki Kürt sorununun çözümüne ilişkin görüşmeler yürütmektedir. Ancak son çeyrek yüzyıldır yaşananlar göstermektedir ki; Türkiye’nin ve ABD’nin, “terörist PKK’nin tasfiyesi” olarak gündeme getirdiği planın, “ayrımsız ve genel bir siyasi af” olmadan; alınacak askeri ekonomik önlemler, yapılacak kimi kültürel açılımlarla başarılacak bir şey olmadığı, apaçık bir gerçektir.
    Evet, Kürt konferansı önemlidir; bunların PKK’ye “silah bırak” çağrısı yapması ve bölgede Kürt sorununun çözümü için adım atmak için girişimlerde bulunulması önemlidir; ama Türkiye, PKK’yi “terörist bir örgüt” olarak görmeye devam ettiği sürece, bir “ayrımsız genel siyasi af”la sorunu siyasi bir sorun olarak kabul etmeye yanaşmadıkça, tüm diğer “olumlu” gelişmelerin başarılı olma şansı yoktur. Bunu görmek için kahin olmaya da gerek yoktur.
    Geçmişte Iraklı Kürt liderlerin, PKK’ye karşı Türkiye’nin saflarında silahla savaştıkları halde sonuç alamamasının nedeni de, Türkiye’nin sorunu kendi Kürtleriyle konuşarak çözmeye yanaşmamasıydı.
    Bir kez daha belirtelim ki; sorunu çözümsüzlüğe iten, Türkiye’nin kendi Kürt sorununu çözme konusunda demokratik çözümün gerektirdiği tutumu almamakta ısrar etmesidir.
    Onun içindir ki bugün yakalanan iyimser hava dağılır, çatışmalar yeniden başlarsa, kimse sorumlusunu şurada burada aramasın!

    (*) Krizin Avrupa ve ABD’ye ihracatı vurmasından sonra Türkiye’nin Irak’a ve bazı bölge ülkelerine ihracatının artması ve Irak petrolünün nakli sorunları da ekonomik bakımdan Gül’ün gezisinin önemini artırmıştır.
    İHSAN ÇARALAN
    www.evrensel.net

    0 yorum yapılmış

      Yorum yapın

      Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.