24 Mart 2009 04:00

DURUM

Dünya ekonomisinin krizi derinleşirken krize karşı önlem ve uyarılar da devam ediyor.

Paylaş

Dünya ekonomisinin krizi derinleşirken krize karşı önlem ve uyarılar da devam ediyor. Son uyarı Dünya Bankası Başkanı Robert Zoellick’ten geldi. Zoellick yaptığı konuşmada “küresel ekonominin” yüzde 1 ile 2 arasında bir oranda küçüleceğini söylüyor ve 2009 yılını “çok tehlikeli bir yıl” olarak nitelendiriyor. Dünya Bankası Başkanı, küresel ekonomideki küçülmenin, Büyük Depresyondan bu yana -1929 Bunalımını kastediyor- en büyük küçülme olacağına da dikkati çekiyor.
Dünya Bankası’nın başındaki kişi sadece bunları söylemiyor, “Kredi sistemlerini düzeltmeden küresel ekonomiye sürekli para enjekte etmenin, kaçınılmaz olarak yeni bir çökmeye neden olacağı” tespitinde de bulunuyor. Hatırlanacağı gibi son olarak ABD Merkez Bankası, bilançosunun büyüklüğünü 900 milyar dolardan 1.9 trilyon dolara yükseltti. Bunun nedeni piyasadaki batıklara ve batmakta olan şirketlere destek vermekti. Ama bu tür paketlerin ardı arkası kesilmiyor ve tam da DB Başkanı’nın korkarak ifade ettiği gelişmeler oluyor. “Piyasalar” önlerine sunulan paraları dipsiz bir kuyu gibi yutuyor. Şimdiye kadar emekçilerin sırtından verilen desteklerin, üstlenilen güvencelerin büyüklüğü 15 trilyonu geçmiş durumda.
Krizin dünya sanayi üretiminde yarattığı tahribatın boyutu da yavaş yavaş açığa çıkıyor. Euro Bölgesi’nde sanayi üretimi 2008’in aralık ayında bir yıl öncesinin aynı dönemine göre yüzde 11.5 gerilemiş durumda. ABD’de ise sanayi üretiminde şubat ayında bir yıl öncesinin aynı dönemine göre yüzde 11 düşüş yaşandı. Japonya’da ocak ayında yalnızca bir ay öncesine göre yaşanan düşüş oranı ise yüzde 10’u bulmuş durumda. Bunlar açıklanan son rakamlar. Ancak bu son rakamlar sonuçlanmış rakamlar değil! Küçülme devam ediyor.
Dünya kapitalizmini yönetenlerin –yönetemeyenler demek herhalde daha doğru olur, krizin dalgalarında sallanıyorlar, onun götürdüğü yere gidiyorlar- gözleri şimdi nisan ayının başlarında yapılacak G-20 toplantısına çevrilmiş durumda. Buradan ortak kararların çıkması, ortak önlemlerin alınması yönünde beklentiler bulunuyor. Ancak her ülke öncelikle kendi çıkarlarını düşünüyor ve gücü oranında krizi atlatmaya, yapabilirse krizden yararlanarak diğer rakipleri aleyhine genişlemeye, onun “kendi içindeki uzantılarını” yutmaya çalışıyor. Yani G-20 zirvesinin “dilek ve temennilerden” öteye gitmesi pek olanaklı görünmüyor.
Uluslararası kapitalizmin cephesinde bunlar olurken, uluslararası işçi sınıfı da krizin yükünü daha fazla üstlenmemek için yavaş yavaş hareketleniyor. Fransız işçileri ilk direniş bayrağını genel grevle dalgalandırdı. Avrupalı sendikalar tabandan gelen işçi baskısıyla yeni gösteriler için kararlar almaya başladılar. Bunlar işçi hareketinde, sadece işten atılan işçilerin direnişçileri ve eylemleri ile yetinilemeyeceği, topyekün karşı koyma ve mücadele ile saldırıların püskürtülebileceği bilinci ve tutumunun yaygınlaşmakta olduğunun işaretleridir.
Bütün bunlar dikkate alındığında, Dünya Bankası Başkanı Zoellick’in uyarı ve kaygılarının boşuna olmadığı açıkça görülüyor. Zoellick kendi cephesini toparlamaya çalışıyor, gelebilecek tehlikenin boyutlarına dikkat çekiyor. Ama kapitalizmin cephesinin işçi ve emekçi yığınlara yeni kara haberler dışında verebileceği bir şey bulunmuyor. İşçi hareketi ise, büyük sermayenin saldırılarını püskürtmek için hareketlendiğinde, bu hareketinin sınırlarının nereye kadar uzanacağını, uzanmak zorunda olduğunu kendi deneyimleri ile görecek. Zoellick’in eski dünyası çürüyor ve pis kokular saçıyor, yeni bir dünya kurma ihtiyacı ise her geçen gün daha fazla artıyor!
Ahmet Yaşaroğlu
ÖNCEKİ HABER

AKP’NiN KALESiNDE iŞÇiLERiN ÖFKESi

SONRAKİ HABER

Gazetelerde 'Ne Var Ne Yok?' - 24 Mayıs 2019 Cuma

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa