A’DAN Z’YE

A’DAN Z’YE

  • İki gün sonra sandık başına gideceğiz. Belediye başkanlarını, encümen üyelerini, il genel meclisi üyelerini seçeceğiz. Adaylara mı oy vereceğiz, ilgili partiye mi?... Yasal durum partiye diyor. Dolayısıyla partinin gösterdiği adaya. Peki partinin gösterdiği adayı kim belirliyor?...


    İki gün sonra sandık başına gideceğiz. Belediye başkanlarını, encümen üyelerini, il genel meclisi üyelerini seçeceğiz. Adaylara mı oy vereceğiz, ilgili partiye mi?... Yasal durum partiye diyor. Dolayısıyla partinin gösterdiği adaya. Peki partinin gösterdiği adayı kim belirliyor?...
    O yöredeki, o partinin üyeleri mi, delegeleri mi, yoksa o partinin genel yönetim kurulu üyeleri mi, merkez yürütme kurulu üyeleri mi, genel aşkan mı?...
    Sağdaki-soldaki, ilerici-gerici, laik-dinci bütün partiler açısından (istisnalar hariç) belirleyici tek kişi ne yazık ki genel başkandır.
    Her partinin başında bir führer var. O ne derse, neyi, kimi seçerse o oluyor. Partinin bütün karar mekanizmalarındaki her üye ve elbette kaçınılmaz bir sonuç olarak seçmen de buna uyuyor. Führerin seçtiğini seçeceğiz. İtiraz etme, seçenek sunma hakkımız yok. Noterlik görevi göreceğiz. Bu partinin adayını beğenmiyorsak, öbür partinin adayına oy vereceğiz. Ama unutmayalım ki; o da bir başka führerin belirlediği biri olacak.
    Seçmen ya da partili kimliğimizle bizim aday seçme hakkımız yok. Önümüze gelenlerle yetineceğiz. Buna razı olacağız. Şükredeceğiz. Üstelik adına da demokrasi diyeceğiz.
    Oysa biz seçimi seçmeliyiz.
    Belediye başkanı seçerken, milletvekili seçerken seçmenin belirleyici olacağı, iradesini kullanabileceği bir sistemi seçmeliyiz.
    Bunun örnekleri Avrupa’nın birçok ülkesinde var.
    Milletvekili seçimleriyse söz konusu olan: parti çağrı yapıyor, adaylık için partimize başvurun diye. Adaylar partilerine başvuruyor. O seçim bölgesindeki parti yönetimi aday sayısını, o yöreden seçilecek milletvekili sayısının iki misline indiriyor. Sonra parti üyelerini çağırıyor. Parti üyeleri de bu listeyi hem sıralıyor, hem de o seçim bölgesindeki milletvekili sayısına indiriyor. Bu son liste seçmenin önüne gidiyor, son sözü, seçmen söylüyor. Parti üyelerinin sıraladığı aday listesini bu kez seçmen sıralıyor. Parlamento böyle oluşuyor.
    Örnekteki führer seçmendir.
    Seçmenin seçtiği kişi ne parti başkanının adamıdır, ne de o çevreden birkaç kişinin. Ne onlara borcu vardır, ne de alacağı. Sorumlu olduğu tek kesim önce seçmen, sonra da mensubu olduğu partinin tüzüğü ve programıdır.
    Böyle bir seçimi seçmek, şu gün için ülkemizde ne yazık ki henüz bir seçenek değil.
    O seçeneği nasıl yaratırız?...
    Zor ama imkansız değil…
    Belki çokça fırın dolusu ekmek yiyeceğiz ama sonuçta başaracağız.
    Hayali bile cihan değse…
    ALİ BALKIZ
    www.evrensel.net